20060424

f

bugün nedense durup dururken yağmur yağsın istedim. oysa hiçbir zaman (o kadar yazmama rağmen ve bir kapalı parantezin içine alan çekiciliği) şemsiye taşımayan bir adam olarak üstüme düşen birkaç damla sonunda adımlarımı hızlandırdım, bir mahalle bakkalının eskimeye meyilli tentesinin altına geçtim, ilk gördüğüm taksiye elimi kaldırarak hızla uzaklaştım.

hiçbir prensibim olmadı, olamadı. şunu kesinlikle yapmam dediğim şeylerin üçte birisini yaptım, geri kalan üçte ikisi ile de domates aldım. hayata karşı yamuk bir duruşum oldu, bazen duramadım, durmak istemedim, bazen mızıkçılık yapıp kendimi kandırdım. işte tam bu sırada annem balkondan sarkarak yemek için beni eve çağırdı. saklambaçta kendimden saklanırken kendimden çıktım; taze fasulye, pilav ve cacık..

kıskanç değilimdir, çok şeyi olan insanlar için hep bir fazlasını istedim. itiraf etmek gerekirse yanlarından geçerken ve bir sahilin yanındayken birbirleri ile şakalaşan çiftlere özendim hep. oradaki ikilerden biri olmak isteyip gülümsedim, belli etmeden, deniz dediğin şeyin hafif bir dalgası vardı o vakitler lakin ben yalnızdım. sonra o mutlu çift yavaşça yanımdan geçti, sefil hayatıma devam ettim.

hayat, ne çok şey biliyordum hakkında, şimdi unuttum. bu daha kolay, son kullanma tarihi geçmiş birşeyi süpermarketin raflarından bulmak kadar sevindirici, sokağa ilk çıktığında yerde hafif bir ıslaklık görüp yağmuru merak etmek kadar garip, arabaları kontrol edip camlardaki ıslaklıkla emin olmaya benzer, artık farkındayım, eskisi kadar farkında olmadığımın.

yağmursa yağmış..

3 yorum:

gaia dedi ki...

farkına vardığın anda farkında olmama durumundan kurtulmuş olunuyo mu?ehe..

skoer dedi ki...

prensipler, saplantilarin sosyallesmis halleridir.
yani bence.

oky dedi ki...

döktürmüşsün yine