20070213

f

kafanı dinlemek diye bir tabir vardır ya sanırım bugünlerde etrafımdaki herkesin ona ihtiyacı var. herkesin ama istisna olmadan. hepimiz çok yorulduk, belki de gelmeyen kış yüzünden, herkeste bir isteksizlik, hiç sevmediğim bir kelime ikilisi "yaşama sevinci" sankim o gitmiş, bizler de peşinden yuvarlanıp gidiyoruz.

sabah 8 akşam 5 insanlarız yavrum biz. ne olacaktı ki; kuş kondurmuyoruz, maaşımız her ayın birinde yatıyor kuzu kuzu, çalışıyoruz, mail atıyoruz önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa. fiş bile dolduruyoruz emekli kimseler gibi. takım elbiseler giyip evcilik oynuyoruz aslında. önemli kararlar alıyoruz, çok önemli, duysan vaoow dersin bu kararı silenzio mu aldı, vaoow, havalı yani.

biz öğrenciyken haftada 4 defa dışarı çıkardık, 8 defa içeri girerdik, yurdun önünde çekirdek yer, banklarda güvenlik ebeleyen kadar bira içerdik. şimdi her akşam önünden geçtiğim o güzel yurdumun toprakları nasıl yabancı. ulan diyorum senin 2 senen ve bir kıymetli aşkın geçmedi mi o koridorlardan, nasıl olur, nasıl aklına bile gelmez. gelmiyor işte, insan oğlu kuş misali, bugün buradasın perşembe öğlen stockholm. başka bir boşlukta yeniden görüşmek üzere bütün vefasız hatıralarım beni affedip esen kalın.

piç ediyoruz hayatı, ağzımıza yüzümüze bulaştırıyoruz, yaşamak bu mu be, ne ki yaşamak, yaşıyor muyuz jonathan, bi dürtsene beni, bi silkeleyip kendime geldiğim durakta seslensene minibüsçü abiye. olmaz, olmamalı, bir müddet daha yolumuzu kaybetmeliyiz, bulunca basıp gidebilelim diye, böyle olmalı, olur.

bi arkadaşım dedi ki bir ayı daha yarıladık. biz de dedik ki avanslar yatacak, oh. yok dedi, temmuz tatiline az kaldı. anladın sen anladın durumu ya da jonathan bi daha anlatsın.

velhasıl bu sorunun cevabı: 2,5'tan 3

6 yorum:

Pnarist dedi ki...

umarım sonu 3,5 olmaz :)

gulay dedi ki...

o yurdun onunden her geciste "ulan orasi benim odam serefsizler, cikin oradan" diye tartaklayasim geliyor insanlari ama toplum icinde saygili davranan bi kisilik portresi cizmek zorunda oldugum bilinci tutuyor beni, birakmiyor sonra, oylee otobusun (veyahut da taksinin) camina yapistigimla kalip devam ediyorum yola... feci bi sey, bi gun ben tutiyim bilincimi bence...

Nese dedi ki...

Sevgili Silenzio, sen hic olmazsa yurdunu görebiliyorsun, ben Erenköy Kiz Lisesinde yatili okudum, duydugum kadari ile o güzelim köskü yikmislar, bahcesini talan etmisler...iyi ki uzaktayim da görmüyorum dedim ben de.
cok selamlar.

PS: moralinizi bozmayiniz, bunlar hep havalardandir.

silenzio dedi ki...

valla neşe hanım siz böyle sevgili silenzio falan diye girince hiç adetim olmasa da cevap yazasım geliyor :-)

bakmayın böyle dediğime aslında insan herhalde sizin gibi yılıldığını falan görse ben de kötü olurdum sanırsam, belki.

Dilara dedi ki...

dear silenzio,
maili açmaktan üşendiğimden buraya yazıyorum. bu nadide komentelavu kısmını bu iş için harcadığım için müteessirim. içsel bloga bi şiy yazmıyorum artık; çünkü yeni bilogum içsellikten kaynıyor. seversen linklerinde görelim, yok benimsemezsen de içsel'i kaldırabilirsin sadece. seni severim bilirsin. sevgiler.

Adsız dedi ki...

sevgili silenzio,
o kıymetli aşkın ne oldu peki? Platonik olarak yurt duvarlarında asılı mı kaldı hayali? bir kerecik elini tutabildin mi? Sen onu anlatmadin sanki hic.