20070727

bozburun

Bozburun diye bir yerdeyiz, Bozburun nedir diye soranlar için c şıkkı şunu söylüyor, kimselerin bilmediği ufak bir sahil kasabası, toplam nüfus kasabanın sakinleri + temmuzun o takviminde tatile gelmiş olan 50 kişi, bu 50 kişinin bir kısmı da biziz. Ufak bir pansiyonumuz var, sabah akşam yemek çıkıyor; sabahları kahvealtıdan gol, akşamları balık balık rakı. Pansiyonun oğlu fırlama bir çocuk, at kuyruğu saçları, sorsan herşeyi anlatmaya hevesli, turist kızlarla çektirdiği fotoğrafları bile gösteriyor isterseniz, pek bir misafirperver. Sonra ismini şimdi hatırlayamadığım ama benim nedense kont dediğim bir köpek, şımarık daha 3-5-8 aylık, koz maça, yerinde duramıyor. deniz, doğa gibi şeylerden bahsetmenin manası yok herhalde, çok güzel olmasa gitmezdik zaten.

Öğlen gözleme yemeye gittiğimiz yerde bir amca var, hopdediks gibi bir amca, yalan değil, gidin görün, sağ sol yapa yapa yürüyor, pantolonu bir karış havada, bıyıkları var beyaz. Çay bahçesi işletiyor işte, ne yapsın, herkes tanıdık zaten etrafta, bir biz tanımadıkız, yabancıyız yani, herşeye yabancı, böyle bir memleket nasıl olur diye bakıyoruz etrafa. Peynirli gözlemelerin hesabını alırken amca diyor ki söğüt diye bir yer var burada, oraya gidin, çok güzel saç kavurmaları vardır, hemen beş dakika buraya.

Dedim ya sessiz sakin biryer, ne kadar olabilecekse değişiklik olsun, gidelim, gidiyoruz, lakin yol sormak gerekli, bir ağacın altında bekleyen dört yaşlı amca görüyoruz, bir ağacın altında öylece oturmuşlar, birşeylerden konuşuyorlar belli ki. Gülüyorum, ama bu yazılacak birşey değil, bir an onların arasına karışmak istediğim için, çok sevdiğim için böyle temiz kimselerin ağaç altı sohbetlerini, çocukluktan kalma, beni de alsalar arasına, Bozburun’da kalsam öylecek, buralara dönmesem hiç, döndük ne oldu, ne olacak.

Camı indiriyoruz, içimizden biri soruyor, amca söğüt nerede, nasıl gideriz? Dördü birden ayağa kalkıyor, görseniz hayat memat meselesi, parçalıyorlar kendilerini anlatacağım diye, eller kollar havada. Sonra içlerinden biri bütün o hayretle izlediğimiz karmaşanın arasında elindeki poşeti havaya kaldırıyor ve bağırıveriyor:

“ badem”

Badem satıyor amca, bizim gibi yoldan geçenlere belli ki, bir torba badem. O kadar tatlı ki, bütün o sözleri kesip, bütün o elleri kolların arasında, badem diyor. Diğer üçü beş dakikalık yolun tarifinde, o ise bademin, badem, daha önemli ne olabilir ki, ne olur olmasın.

Söğüt’e gidiyoruz, yarım saat yoldan sonra, hopdediks amca yanıltmış bizi, bir mahsuru yok tabii. Saç kavurmacıyı bulamıyoruz üstüne, Söğüt denilen yer birkaç çay bahçesi ve evden ibaret çünkü. Bir mahsuru yok dedim ya, geri dönüyoruz.

Dönüşte bizim amcalar hala oturuyor ve araba yakınlaşınca muhteşem dörtlünün içlerinden az önceki ayağa kalkıyor:

“ badem”

Hayatın sırrını arayan arkadaşlar bence bir daha okusun, okuma bilmeyenler sorar ise tek bir kelime yeterli: badem..

Ortaçgil’in şarkısında Bozburun için dediği gibi: içim kıpır kıpır / deniz kıpırtısız

9 yorum:

Adsız dedi ki...

sen beni güldürdün allah ta seni güldürsün,ne diyeyim.

Adsız dedi ki...

Cok sevdim bu yazinizi, gitmis gezmis kadar oldum, cok iyi geldi... selamlar, Silenzio :-))

FlowerXP

Adsız dedi ki...

Ben Bozburunluyum yazınızı cook begendım, bahsettiğiniz kişileri tanıyorum. Burada kımseyı ısmıyle tanımazsınız lakabı bılınmesı gerek mesela gozleme yedıgınız amcanın lakabı şekilli dir şekilli Ahmet derler ona çünkü her konusması suraya bır sekıl vereyım, bak bu daha sekılli oldu, hadi bı sekıllendırıverelım diye baslar , her konusmaya bır sekıl kelımesını cekımleyerek uydurur. Diğer cocukta aslen buralı degıl ama yıllardır burada yasıyorlar Daha paranın turızmle yeni gırebıldıgı bır yer burası , eskıden hersey takas usuluyle yapılırmıs, annem 5 yasındayken buyuk dedesının turlu hayvanlarının arkasında cobanlık yaparmıs, sırtında o yasta adacayı tasırmıs, dıger butun cocukların hıkayesı de boyle... Sütün kaymagının kıymetını bır de onlardan dınleyın, aksamları kımse evde oturmaz bırbırlerine oturmaya gıderlermiş, badem, cagla, adacayı, kekık , kormen( dag sarımsagı dıye bılınır) iş hıc tukenmezmıs, simdi hala toplamaya gıdılır.ve kısın aksamları evınde oturan azdır , herkes bırbırıne gıder, yazınsa zaten sabah aksam dısardasınız. Burayı oyle sevıyorum ki Kışın(zaten baharhep)adalara körmen ve cıntar dedıgımız mantarı toplamaya gıttıgımızde en yuksekten butun o denıze bakmanın burnuma gelen o kokuların, kucuk balıkcı teknemız de borege bile ragbet etmeden yedıgım evde asla yemeyecegım ama oralara gıdınce tadına doyamadıgım ekmek ,zeytin , soganın, yasadıgım ıcın bınlerce kez sukretmeme neden oldugunu eğitim için başka bı ulkeye gıttıgimde burnumun dıregı sızlayarak hatırlamıştım. Çalıştıgım ıcın her hafta sonu gidiyorum,kumsalın arkasından tavşan bükü denilen yere kadar yürüyoruz, bazende kuzuların kısın kendı halıne bırakıldıgı sahiplerini gördüklerinde köpek gibi yanına geldiği üceren denılen yere gıdıyoruz, bisiklet sürüp gece sezlongta yatıp gokyuzune bakarak gunlerimiz geciyor. Ama buranın tek sorunu balık çıftlıgı , hala oradalar tum ıtırazlarımıza mahkemelere ragmen sonuc alamıyoruz denızın rengı bozulmaya basladı, mahvedıldıgı acık olmasına ragmen ve eskı cevre bakanı pepe soz vermesıne ragmen hıc bırsey yapılamıyor,oyle bir cıkmazda denızımızın ölümünü izliyoruz.

silenzio dedi ki...

yorumunuz beni çok sevindirdi, umarım denizimiz de kurtulur.

memnun oldum çok..

Adsız dedi ki...

Rica ederim babamla anneme de okuttum cok begendıler yazınızı.denız ıcın asırı karamsar bır tablo cızdım , aslında soyle bır karar var 1 sene daha calıstırma hakları var sonra bıtıyor, ancak bılıyorsunuz kararlar durduruluyor Turkıye'de dolayısıyla defalarca durdurulan bu karara bır yenısı daha eklenecegı kanısındayız.Ayrıca butun pansıyonların yıkılıp yerıne marına yapılması tehlıkesıde var ımza atılmıs zamanında ama koylu karsı cıkıyo sımdı,yanı bozburuna fena halde goz koyulmus durumda bir sürü karısık şeyler var aslında ama sız bozburunu oldugu gıbı hatırlayın, ozur dılerım sorunlara gırıp resmı bozdugum ıcın. Blog cok guzel takıp ettıkce okurum sızı bozburunda pansıyonlar ıstege gore yaz kıs hızmet verır , baharda da bır gelin bi balıkcı teknesıne atlayın tekne turu yapın adalara , dedıgım gıbı en tepeye cıkın sonra ucerende kuzu yakalayın sevın,elinizi yemeye calısmasına ızın verın, sonra aksam fenerın ucunda oturup tek bır ses yokken siz bi sigara yakın hiç içmiyosanızda o an ıcın,makyajlı suratınızı,fonlu sacınızı ısyerınde bırakıp camur olmus ustunuzu kime ne dıyerek gun boyu tasımanın keyfıne varın,ne cook anlattım neyse tekrar tesekkurler Bozburuna gıdecegınız zaman soyleyın blogu takıp ettıkce gorurum , ozel ve guzel koselerı ve sogut kadar olmasada cevre koylerın gorulecek yerlerı hakkında bılgı verırım.Hoscakalın iyi calışmalar herkese

Adsız dedi ki...

Yorumlar çok hoş, tarafsız ve doğru.
Bizler de Bozburun'a pir geldik pir geldik. Bir daha gidemedik yani. Hep buralardayız ve de son derece mutluyuz. Bizim de bir sitemiz var; "www.bozburun.com" çevreyi ve bizleri anlatmaya çalışıyor. Sitenin adını uyanık bir Rus'tan satın aldık, içini biz doldurmaya çalıştık.
Hoşçakalın

ceysun dedi ki...

blog çok güzel olmuş. Ellerine sağlık. hani insan burnun ucundaki güzellikleri göremez ya bende öyleyim sanırım. Şuan Bozburun'u bırakıp Ankara'ya yerleşmeyi düşünüyorum ama bir yarım da gitme diyo. burada yaşamak çok farklıdır. keşke burada hep yaşayabilsem. burada insan hiç yaşlanmıyo. neden mi?; nenem ve dedem 90 yaşında da ondan...

ceysun dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

amca yanıltmamış sizi saç kavurma yapan çok hoş bir mekan mevcut söğütte lakin yollar biraz karışık bulamamanız normal sağlık olsun :)