<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379</id><updated>2012-01-13T10:13:32.078+02:00</updated><category term='summertime'/><category term='eleştiri'/><category term='g'/><category term='italik'/><category term='vacation'/><category term='general motors'/><category term='oyle'/><category term='artık çelik değişti'/><category term='geyics'/><category term='taksici scooters'/><category term='fall'/><category term='musea'/><category term='koyar gecerim hasancım'/><category term='theShe'/><category term='yeao'/><category term='yeah'/><category term='.dan dan dan'/><category term='scooters in vacation of fall'/><category term='yazık'/><category term='z'/><category term='amen'/><category term='scooters'/><category term='.cz.'/><category term='sotheby&apos;s'/><category term='seyahat'/><category term='igne'/><category term='nice'/><category term='ordinary'/><title type='text'>silenzio</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>532</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8779820217538240527</id><published>2011-11-15T22:34:00.002+02:00</published><updated>2011-11-15T22:58:51.088+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>devam</title><content type='html'>biz seninle yavaş yavaş yaşlanan sakin ve aynı şarkıyı tam yirmi üç defa üst üste dinleyebilen insanlarız sevgilim, sakince. yirmi üç asal ve asil bir sayı olduğundan bu tutumumuz, onu da not olarak düşelim. düşelim, düş, düşes. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben senin anlatımı bozuk cümlelerinin elinden tutarım, bakınız yukarısı; sen beni koynunda saklarsın tüm kötülüklerden, bakınız yatağımız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bakınız; hayat kısa cümleler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;biz hiç ölmeyelim, benim bir ölenim oldu, hiç iyi birşey değil bu. insanın  ölmesi diğerlerine haksızlık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yok, biz sonsuza kadar yaşayalım. nasıl yaşayalım? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;iki genç sevgili gibi birbirini tanımaya çalışan, kimsenin ne sattığını anlamadığı, bu dükkanın  kirasını nasıl ödenir denilen bir yerden alışveriş yapan malum insanlar gibi malum şeyler alalım kimselere çaktırmadan, üç yaşındaki bir kız çocuğu kuşlara yem atarken nasıl mutlu oluyorsa öyle mutlu, yabancı bir turist yabancı bir memlekette yabancı insanların fotoğraflarını çekerken nasıl umursamazsa öyle, orta halli alımlı bir kız kendine bakan erkekleri görünce birden güzelleşir ya, birazcık da onun gibi, okulu asmış, hadi asmamış ama dondurma yemek için eve geç gidecek iki ortaokul öğrencisinin annelerine söyledikleri yalan gibi sade (dondurma ama yalan), hadi içinde bir fazla iki geçsin paragrafımızın, iki yaşlı adamın telaşsız konuşmaları gibi sakince yaşalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yok, böylesi de pek sıradan, ölelim biz, bir an önce ölelim, korktun değil mi sevgilim? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;balık tutan amcalardan birisi olup köprüye düşen yıldırım sonucu ikimiz ölelim, çöp toplayan teyzeye çarpan dikkatsiz bir araba ile vahim bir şekilde can verelim, her ölüm vahimdir sevgilim, az önce vapurdan bakan üç gençten az önce denize atlayan birisinin talihsiz intiharı olalım, çünkü biz yüksekten atlayamayız seninle, mutluymuş gibi yaparken mutsuzluktan çoktan ölmüş insanlardan olalım, ölelim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ölümü yazmak bile zor, en iyisi biz yaşayalım sevgilim.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hadi yatağımıza gidelim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;devam. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8779820217538240527?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8779820217538240527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8779820217538240527' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8779820217538240527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8779820217538240527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2011/11/devam.html' title='devam'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4738647609126964208</id><published>2011-09-09T00:59:00.001+03:00</published><updated>2011-09-09T00:59:39.285+03:00</updated><title type='text'>eylül'f</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Benim klavyemin f harfi bozuk. İçinden f geçen aşkları yazamam, yalnızlığın içinde f var, yazabilirim, içinden şehir geçen otobüslere binmeyeli çok oldu, ama size güzel bir şarkının nakaratını dinletebilirim, elimde kötü alışkanlıkların izi var, sigara içsem size bunu anlatabilirim. Eylül var, eylül her sene bir gün var, eylülün içinde f yok, olsa da idare edebilirim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Size yalan söyleyebilirim. İçinde doğrular var. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi ben, gecenin bir vakti, eve doğru yürüyorum. İki yoldan gidebilirim eve, kestirmeyi bildiğim bir yol var. Biraz tenha. Evler var, evlerin kimisinin ışıkları yanıyor, gecenin bir vakti, ne yapar bu insanlar? Uyuyanlar rüyalarında ne görürler, onu düşünürüm, kocaman rüyalar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra yanımdan ışıkları yanan bir polis arabası geçer, kim bilir hangi katilin peşine düştüler? Yanımdan aklının başka bir yerden geçtiği belli olan kırküçlü yaşlarında bir amca geçer. Amca gülümsemez, amca elindeki poşette birşeyler taşır, amca düşünceli, amca işten evine dertlerini taşır, hayat gailesi, amca aybaşında yatacak maaşının yetmeyeceğini düşünür belki, ben öyle düşünsün isterim çünkü, küçük ve önemsiz şeyleri kafasına taksın isterim. Malum, dünya ölümlü. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eve doğru yaklaşıyorum. Eylül. Üşüsen kimse inanmaz ama rüzgar var. Benim şehrimde hep bir rüzgar var. Yapraklar son konuşmalarını yapıyorlar ağaçlarla, ağaçlar konuşur da biz duyamayız kimi zamanlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İçimde garip bir sıkıntı var. Ama eylül, olur öyle, kimse yadırgamaz. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yanımdan lise sona geçmiş bir öğrenci geçer, bu sene neler öğrenecek onu düşünür. İki birayla güzel olmuş kafasından on sene sonrasının hayali geçer. Bir işe girmiş, evlenmiş belki de, yok, o güzel kızla değil, o kadar da uzun boylu değil. Öyle olsa içinden f geçer. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eve yaklaşırım, kestirmeden mi uzun yoldan mı gittim, ne önemi var? Bizim evin ışıkları hiç sönmez. Annem oturur balkonda, beni bekler. Benim annem çok güzel çay içer. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yanımdan mahallenin bakkalı geçer. Tanırız birbirimizi ve birbirini tanıyan her uzak iki yabancı gibi gözlerimizle iyi geceler dileriz birbirimize. Tüm bakkallar bunu bilir eylülde. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Oysa şimdi, yeni bir sevgili edinmiş ve bunu bütün dünyayla paylaşmak için can atan genç bir kız olmak vardı. O genç adam ne çok severdi o genç kızı, eylülde. İçi içine sığamamak diye bir tabir vardı, tabir-i caizse o genç kız için, onun üçte biriyle yetinebilir insan, bunu farkedince yaşlandığımızı fark ediyorum eylül, haksızsam sen söyle. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ev iyice görünür olur, annemin sigarası uzaktan kırmızı olur, söner, kırmızı olur, söner. Söner, söner, bir daha da yanmaz eylül, kötü değil mi? Böyle bitmesi bazı şeylerin, bazı şeyler ağır şeyler, bir ömür boyunca sağ cebinde taşıyacağın ve elini ne zaman cebine atsan yokluğunu anlayacağın şeyler, bir ömrün bitmesi ağır, bir dahası olmaması bazı şeylerin, ağır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu yazının içinden içinde f olmayan anlamlı bir eylül geçer, annem geçer, gider. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eylül, annemi alıp gider. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ağır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4738647609126964208?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4738647609126964208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4738647609126964208' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4738647609126964208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4738647609126964208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2011/09/eylulf.html' title='eylül&apos;f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6794174401927679611</id><published>2011-09-03T15:30:00.000+03:00</published><updated>2011-09-03T15:31:25.560+03:00</updated><title type='text'>eylül</title><content type='html'>geldi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve ben yazacağım yine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;az&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;da &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;olsa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6794174401927679611?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6794174401927679611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6794174401927679611' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6794174401927679611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6794174401927679611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2011/09/eylul.html' title='eylül'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8067432452202315028</id><published>2011-03-05T00:14:00.002+02:00</published><updated>2011-03-05T00:29:52.161+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='z'/><title type='text'>f*log</title><content type='html'>I'm dancing. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şaka, evde oturuyorum, evde oturdukça, cuma akşamları ve virgülü daha fazla kullandıkça yaşlandığımı anlıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;zaman çabuk ve kafiye olsun diye değil, öyle olduğundan abuk da geçiyor. pazar akşamlarını hatırlıyorum, akabinde haftaiçi bir akşamı, çoğunlukla perşembe, sonra yeniden pazar oluyor. pazarlar hayatımızın yeni başlangıçları. pazartesinin sendromu var ama pazarlara diyecek birşey yok. pazarlara kızamazsınız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aklıma hala roman kahramanları gelmesi çok ilginç. uzun yıllar ikinci ligde top koşturmuş bir futbolcunun emekli olunca, ki otuzbeş yaşına tekabul eder, istanbul'a geldiğini, sonra birkaç uğursuz insanla tanışıp hayatına renk kattığını düşünüyorum, herkeslerden kaçan bir profesör, zengin bir adamın mutsuz karısı, yanlışlıkla birini öldürmüş ve yakalanmaktan korkan iki kişi. bunları düşünüp üzerine birşey koymadan uykuya dalıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;günün birinde hiçbir şey yazamasam, kendi hayatımın hikayesini yazacağım, 'sıradan bir insanın hikayesi'. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şarkı diyor ki: I want the world to stop&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bize want'ın böyle kullanabileceğini hazırlıkta ezberletmişlerdi. hazırlıkta bahsi geçen hayata çok iyi hazırlandığımız söylenemez. benim tek derdim, derslerimi on getirmekti, o vakitler on vardı, dokuz yetmezdi. sekizbuçuktan dokuz almayı da ben kendime pek yediremezdim. hırs küpüydüm, bal küpüne dönüştüm yıllar geçtikçe. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;o değil de öldüğümüz zaman krallarla karşılaşacağız. düşünsene, kralsın padişahsın ölmüşsün. hiç senin ölünle benim gibi nacizane birininki bir olur mu? bana ne yaptın diye sorsa kem küm, bir kapıcıya sorsa adamcağız yaşamadım bile diyecek, ama öleceğiz, ne garip değil mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aşk değil, birilerini gerçekten sevebilmek önemli olan. yazmadığım sürece ben bunu anladım. sen de anladın mı? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8067432452202315028?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8067432452202315028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8067432452202315028' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8067432452202315028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8067432452202315028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2011/03/flog.html' title='f*log'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4117613657829789807</id><published>2011-01-19T23:32:00.002+02:00</published><updated>2011-01-19T23:37:45.575+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>tam on yedi defa şifremi girdim, hepsinde yanlış. gizli sorumu kendim bile kendime sormadığımdan oradan kurtarmanın da ihtimali yok. hotmail account'umun da şifresi kayıp, hadi diyelim ki google halime acıdı da oraya gönderdi, açıp bakamam yani. son bir deneme ile başardım, mutluyum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu iki ilahi mesaja işaret eder:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;o kadar uzun zamandır yazmıyorsun ki yazsan ne olur canım ciğerim der. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;artık senin ilgi alanların değişti, eşek kadar adam oldun, o romantik yanın öldü, kasma boşuna der. &lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div&gt;2. şık doğrudur ama çıkmadık candan da ümit vardır. siz böyle yaz yaz dedikçe benim için mutludur, çaktırmam. şımarırım, çaktırmam. milyonların baskısı yoktur ama olsun, kıymetlisiniz, vay arkadaş, bu cümleleri de yazıyorum ya, devir değişti, çelik de değişti. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;o kadar uzun zamandır o kadar çok çalışıyorum ki görseniz siz de bana hak verirdiniz. o yüzden notumdan düşmeyin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra düşersiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;en güzel yazılarımla yakında sizlerle değilim ama birkaç kelam edebilirim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sevdiğim sözle bitirelim, nefes aldıkça ümit vardır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4117613657829789807?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4117613657829789807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4117613657829789807' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4117613657829789807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4117613657829789807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2011/01/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6752388950287260230</id><published>2010-12-09T22:08:00.002+02:00</published><updated>2010-12-09T22:37:53.867+02:00</updated><title type='text'>sayfa</title><content type='html'>boş sayfaya bakıyorum. &lt;div&gt;boş sayfaya bakıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;boş sayfaya bakıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ilk defa yazacak bir ortaokulbeş öğrencisinin aklına gelmeyen ilk cümleyim. elimde çocukluğumdan kalma ve ne zaman düşünsem bana masalsı bir eskilikte, sanki başka birisinin hayatıymış gibi anlatılan bir hikaye. buna üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum. ki o zamanlar, eğer birgün başkalarının görmediği ayrıntıları görmeyi unutursam, yani onlar gibi olursam hayat denilen şeyin çok bir manası kalmaz diye düşündüğümü hatırlıyorum. düşündüğümü hatırlıyorum, uzun yürüyüşlerde, otobüsün camına başımı dayadığımda, gece uyuyamayıp son bir sigara içmek için yataktan kalkıp soğuk yere bastığımda, kahramanlarım yeni bir şehre gelip eski dostlarını bulmaya çalıştığında, yani aklımın içinde, askerde nöbette üç saat ayakta beklerken, hep düşündüğümü hatırlıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugünlerde, düşünmek büyük lüks sevgilim. bak şimdi, sen uyanınca sana göstermek için sabırsızlanamayacağım kadar boş satırlar yazıyorum, çünkü ben, boş sayfaya bakıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;oysa hala, uçlarını kestiğim ve kimin ne niyetle bahçemize diktiğini bilmediğim palmiye, o kesilmiş uçlarını yerine koyunca şaşırıyorum, onbeş kere üst üste dinleyecek kadar bir şarkıyı sevdiğimde şaşırıyorum, bazı sabahlar yataktan kalkmak için acele edecek kadar güzel birşey olduğunda ne oluyor diye aynaya bakıyorum, gülümseyerek, kendimi fazla şımartmadan, böyle iyi şeyler hala oluyor diye şaşırıyorum.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;lakin bunun bilinçli bir seçim olduğunu da üzülerek biliyorum. o çok düşündüğüm zamanlarda, hayatın bu kadarına değmeyeceğini kendi kendime söylediğimi iyi hatırlıyorum çünkü. şimdiki halime benzer insanlar gördüğümde ve onların da bir gün benim gibi öleceklerini hayal ettiğimde, bazen ciddi bir cenaze töreni, onlara özendiğim gözlerimin önüne geliyor. şimdi, özendiğim o boşlukta boş bir sayfayı, sana bu boşluğu anlatarak dolduruyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu sıkıntılı hal ve boş bir sayfa bana hiçbir zaman yazamayacağımı düşündüğüm romanımın ilk cümlesini söylüyor, sessizce. duymuyorum, duymak istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;belki de, tüm o vakitlerde yeteri kadar acı çektiğimden daha fazlasını istemiyorumdur, acı çekmek ve o sessizlikler beni büyütmüştür belki. kulağında küpesi, uzun saçları ile bir anadolu kasabası rock barında, çevresinde onca şeye rağmen kendini kaybetmeden batari çalmaya devam eden amcalardan biri olamayacağımdandır belki yazdıklarım. arkadaşlarımın çocukları olduğunda, benim isyankar ve aralarına karışmayan sessiz bir adam olamayacağımdandır, akıntıya karşı kürek çekmek hiç bana göre değilmiş demişim anlaşılan, sessizce. akıntının beni götürdüğü yeri sevsem de, orada durmayı da özlemiyor değilim zaman zaman. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;boş sayfaya bakıyorum ve anladıklarım bunlar, bunları sen bana anlat sonra diye buraya yazıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6752388950287260230?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6752388950287260230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6752388950287260230' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6752388950287260230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6752388950287260230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/12/sayfa.html' title='sayfa'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7933475795960157622</id><published>2010-10-12T00:09:00.001+03:00</published><updated>2010-10-12T00:09:39.909+03:00</updated><title type='text'>f*ç</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aklımın ucundan cümleler uçuşuyor da sana adam akıllı uslu ne yaptığını bilen virgülsüz herşeyin farkında bir şarkı yazamıyorum sevgilim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Birbirimizi kandırmanın da çok manası yok, kabul edelim, böyle günlük güneşlik havalarda insanın aklı deniz kenarına gider, işten erken çıkar eski bir türk filmi izler evde, haylazlık yapmaya alışırsa bir insanın beyni, çekilecek acıları eskiciye eski bir radyo karşılığında verir, sonra deniz kenarına gider, bu kafayla yazılar ancak ciddi dertleri olan, daha ziyade 23 yaşındaki kız ve oğlanları etkiler, geri kalan sağlar biraz düşünüp aslında çocukluğumun ortabirindeki bir akşamüstüsünü özlediğimi kolayca fark eder, tanımadığım bir şehirde sokak arasında kendimi annemlerin biraz arkasında yürürken gördüğümü fark eder, o küçük çocuğun uyumadan önce şimdinin pi katı kadar fazla düşündüğünü not eder, birbirimizi kandırmanın bir manası yok, bunu böyle kabul edelim, ne kadar asık surat, ne kadar uykusuz gece, o kadar satır sevgilim, herşeyin bir karşılığı var, kabul edelim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hayat akıp gidiyor, biraz bundan bahsedelim, bırakalım boş konuşmayı. Hayat akıp gidiyor, sözü uzatmayalım sevgilim, bak eylül eylül diyorduk, geçti gitti başımızın üzerinden. Bir parça eylülün kırk yıl hatırı vardır hüzünlü memleketimde, bilirsin. Ben eylüle hep darılırım böyle aniden gittiğinde, bunu bilir ve üzerinde durmayız sevgilim. İkimizin arasındaki hukuk çok mahkeme eskitir, çok su götürür, çok iyi yalan söyler, çok insanın kalbini isteyerek kırmıştır, çoktan seçmeli bir c şıkkıdır, ismini duyduğun ama daha önce hiç tanışmadığın birisinin elini sıkmak, tanıştığımıza memnun oldum eylül. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7933475795960157622?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7933475795960157622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7933475795960157622' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7933475795960157622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7933475795960157622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/10/fc.html' title='f*ç'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5833247147420653759</id><published>2010-09-15T23:18:00.004+03:00</published><updated>2010-09-15T23:51:44.081+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='general motors'/><title type='text'>f*-otobüs</title><content type='html'>ben eylülü severim. sorsan söyler eylül de beni sever. eylül söylemez, eylül yağıverir adamın üstüne, eylül bildiğimiz eylül hep, sarı yaprakların seri katili, geri dönüşlerin takvim yaprağı, hüzünlü isim tamlaması, hiç yaşlanmayan eylül. neyse, bunları yazmayacaktım,&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çünkü şimdi ben, kalabalık bir semtten geçen belediye otobüsünün içinde, yanında oturan annesinin hayattaki biriciği, üzerinde pazardan alınmış bir tişörtle etrafa bakınan, tüm bu garip kalabalığın ortasında masum, aklında içinden geçtiği büyük ve gösterişli semte arkadaşlarıyla gelmek olan, sınıfa saçlarını hep atkuyruğu yapıp gelen esra'yı uzaktan uzağa seven ama açılamayan, sekiz yaşında bir çocuğum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kocaman bir hayat var önümde, oysa şimdi annemin yanında, bizim eve çıkan yokuş merdiven sokaktan yavaşça, hatta annem yorulduğu için dinlenerek arada sırada, çıkmamız lazım. birazdan eve gideceğiz, çarşıdan aldıklarımızı mutfağa koyacağız, biraz yeşillik, biraz ismini daha bilmediğim sebzeler. annem ne derse onu yapmalıyım, çünkü daha sekiz yaşındayım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sen'i bilmiyorum daha, esra var, o kadar uzun vadeli değil, onun da farkındayım, bu da koyuyor bana. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;büyüyünce çok şey olmak istiyorum. aşık bir mühendis olmak istiyorum mesela, t cetvelini söylenerek taşıyan abim gibi olmak istiyorum, babam ne derse kızacak birşey bulan ablam gibi asi olmak istiyorum, bazı akşamlar eve sarhoş dönen amcamın oğlu gibi çakırkeyf olmak, mahalledeki bakkal amca gibi kendimden küçüklere evlat demek, son saniyede gol atan futbolcular kadar mutlu olmak, büyüyünce üç beş dakika da olsa aya gitmek, yabancı bir ülkenin sokaklarında kaybolmak, deniz kenarında sabahlamak, ananemin komşularına hava atabileceği işler yapmak istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sekiz yaşındayım, sen hiç sekiz yaşında oldun mu? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sen'in elini bu benim sevgilim diye tutup mahalledeki çocuklara göstermek, eğer senin için de uygun olursa filmlerdeki gibi öpüşmek istiyorum sen'inle, tabii uygun olursa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sana biraz eylül'den bahsetmek istiyorum, tabii uygun olursa.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5833247147420653759?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5833247147420653759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5833247147420653759' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5833247147420653759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5833247147420653759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/09/f-otobus.html' title='f*-otobüs'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4156915349208696087</id><published>2010-09-04T23:00:00.003+03:00</published><updated>2010-09-05T03:15:55.526+03:00</updated><title type='text'>f***</title><content type='html'>Sevgili Ben Sherman, &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;eylül yine geldi ve o kadar uzun zamandır yazmamışım ki klavyede harflerin yerini karıştırmaktan, sana da bu mektubun satır aralarında istediğim şeyleri anlatamamaktan korkuyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;denizden geçen gemilerdeki adamlardan bahsetmiştim, bilirsin istanbul denize kapı komşu bir kent ve sen, eğer bu şehirde yaşıyorsan denizin külüne muhtaçsın. İstanbul, sevgili Ben, senin istanbul'u böyle uzak bir yabancıdan değil, anlayacağını bilsem eski bir şairden dinlemen lazım. çünkü istanbul, benim fazlaca dinlediğim yavaş şarkılar gibi insanın içinde bir yer eden memleket, adamın içine oturan bir memleket, bak dikkat et, kafiye olsun, ölsün diye değil, senin hayatının ucunda yaptığın herşeyi gözleyen bir anne, sessizliğini dinleyen sessiz bir arkadaş, öldüğünde arkandan iyi konuşacak uzak bir arkadaş, sana sigarayı bırak diyen samimi bir tanıdık. velhasılı, istanbul, benim i'lerini ufak yazdığım istanbul, ufak çocuklar kadar saf söyleyebilir sana duymak istemediklerini. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bak ben insanlar görüyorum, marketin önünde oturmuş düzenli oturur amcalar. ki o amcalar bu yazıları okusa der ki, yürü git kardeş, bizle uğraşma. insanlar görüyorum ki ölecekler, herkes gibi. bu insanlar benim içimde bir yerleri acıtıyor, eskisi kadar insanın içini acıtacak aşklar göremiyorum ne yalan söyleyeyim, bu benim içimi acıtıyor, garson çocuklar görüyorum ki her biri saklanmış şehrin uğultusuna, ki içimde kelimeler var, yazamıyorum, acıtıyor bir sağ sol yanımı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili Ben, seninle konuşmayalı bir asır oldu neredeyse, oysa yanı başımda öylece durduğunu herkes bilir. yüzüne bakınca seni tanıdığımı ben hatırlarım. hatıralar sevgili Ben, beni iyi hatırlamayalabilirsin; ben ki çokca kötülük yapmış olabilirim sana, istemeden. ama iyi hatırla, o zaman da söylerdim sana, eğer içinde çok da bilmeden yapmış olduğun yanlış birşey varsa, o yanlışları 0,22 ile çarpacaksın, bu telafi eder bir  çok şeyi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yanı başında ben durabilirim ya da yerimi almış olabilir hiç de istemediğim bir yabancı. umarım iyi bakıyordur sana. sana ancak bunu söyleyebilirim günümüz istanbul'unda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;adamlar görüyorum, insanlar değil ve içimi acıtıyorlar boş zamanlarında.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sevgili Ben, ben diyorum sana, belki de bu ikimiz üçümüz ve çoğumuz için yeterlidir bazı şeyleri anlatmaya.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4156915349208696087?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4156915349208696087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4156915349208696087' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4156915349208696087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4156915349208696087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/09/f.html' title='f***'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6022376576118634936</id><published>2010-06-21T09:31:00.001+03:00</published><updated>2010-06-21T09:31:53.827+03:00</updated><title type='text'>f*d</title><content type='html'>&lt;p class="MsoPlainText"&gt;Oyle adamlar var ki mardin'de yasiyorlar, mardin ki benim kalbimin yuzde besi, sen tut(ma) bu adamlar oranin taslik evlerinde yasasinlar, yuzleri hep gulsun genellikle bazen ama hep. Bu adamlarin bir suru cocuklari var, o cocuklar bizim gibi yabanci olduklari kiyafetletinden degil yabanci bakislarindan anlasilan yabancilara ara sokaklardan gecen kestirmeleri gosteriyor, kestirsen bile uzun degil mardin, olsun, o cocuga butun aksamustusunu bize verdigi icin dondurma alayim diyorum, en pahalisindan degil en ucuzundan, almiyor, annem bana hergun aliyor diyor, utangac, kestirme, yanimizdan uzaklasiyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Bazi adamlar bazi kadinlari cok seviyor da degismiyor dunya, boyle mi degisecek zaten, benimki de laf, soz, kelime. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Simdi dunyanin ismini burada ansam yok artik kentinte adamlara bakiyorum. Adamlarin acelesi var ama caktirmiyorlar. En kodamanini da goruyorum, cok iyi bir kariyer, guzel elbiseler, karizmatik falan, eli cebinde konusan adamlar karizmatik oluyor zaten, ah bu adamlar neler biliyor da soylemiyorlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Bir de otelin lobisindeki anlamsiz masada, ben ne zaman gecsem ayni masada oturan bir baska adam goruyorum. Benim uzmanlik alanim birsey yapmadan durabilmeyi beceren adamlar, lakin bu adami pek anlamiyorum. Sanki birseyler anlatmaktan yaklasik sekiz sene once vazgecmis de oylece duruyor, ayni masa, kestirmesini bildigim kucuk otelimin odasina sessizce geciyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Bu anlattiklarim sevgilim, hayat memat meselesi aslinda, sana tuyo vereyim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Hayat dedigin birgun bitiyor nihayetinde, e maalesef oyle. Zaten manasini arayan arkadaslarla konustuk, bunu beni boyle biliyor saglam adamlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;Son kelimemizden devam edersek, adamlar diyorduk degil mi, adamlar, bazi adamlar kocaman sehirlerde buyuk kucuk, kalan adamlar az kimsenin bildigi yabanci kentlerinde kucuk kucuk, birbirinden habersiz yasayip gidiyorlar. Hep bir fazlasini istiyoruz hayattan, ustu aman sakin kalmasin, derdimiz dersimiz bir sekil mutluluk, nihayetimiz fin, bu bana garip geliyor bazi zamanlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6022376576118634936?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6022376576118634936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6022376576118634936' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6022376576118634936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6022376576118634936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/06/fd.html' title='f*d'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6199080580817720568</id><published>2010-04-29T00:18:00.001+03:00</published><updated>2010-04-29T00:19:01.267+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>daha hüzünlü şeyler yazmak isterdim ama bu da benim öbür yanım..&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://hakikizaytung.blogspot.com/"&gt;http://hakikizaytung.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6199080580817720568?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6199080580817720568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6199080580817720568' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6199080580817720568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6199080580817720568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/04/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-530225979334103434</id><published>2010-04-16T00:07:00.002+03:00</published><updated>2010-04-16T00:12:03.825+03:00</updated><title type='text'>f*keane</title><content type='html'>bu yazıyı yazmazdım da yatmadan önce bir 'keane'  şarkısı dinlemek geldi, içimden, dışımdan, içim dışım bir. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;biraz alkol tüm bünyeleri güzelleştirir. biraz alkolün sağlığa yararı bile vardır bence, bu benim fikrim, sen sakın içme. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir keresinde bir smiths şarkısını tam 44 defa arka arkaya dinlemiştim, please please let me get what I want. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu yazıyı yazdım da hala içimde adamlar dolaşıyor ki sözde size onların hikayelerini anlatacaktım, adamlar içimde bazen öyle bir dolaşıyor ki, işte o zaman anlıyorum, yaşıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;küçük memleketlerde zaman daha yavaş geçiyor, bunu da biliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;olduğu kadar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-530225979334103434?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/530225979334103434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=530225979334103434' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/530225979334103434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/530225979334103434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/04/fkeane.html' title='f*keane'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3708596053424761988</id><published>2010-03-22T21:03:00.002+02:00</published><updated>2010-03-22T21:48:04.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scooters'/><title type='text'>f*tv</title><content type='html'>benim blogum bir takım adsız'ların yorum yeri. benim blog'um bir gavur icadı, yoksa bildiğin günlük. benim hatıra defterim de vardı zati küçükken. hatta yan sınıfta bir abla kız yazmıştı da sevinmiştim, bana demişti ki sen çok şirinsin. insan 11 yaşında yakışıklı olamaz zaten. olsa ben olurdum. gerçi ben yaşlandıkça daha bir güzelleşen erkek modeliyim, bunu da tarihe bir not olarak düşelim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra geçen babamla oturduk, babam mülayim insan, birşey okuması gerekti, ne olduğunu hatırlayamadım ama birşeye yakından bakması gerekti, babamın. insanın babası yaşlanır mı? babam gözlük buldu sehpanın üstünden, yakın gözlüğü, babam on santim dibimde, önce beyazlamış saçlarını gördüm, sonra babam gözlüğü taktı, babam gözümün önünde yaşlandı, babam gözlüğünün ucundan ne olduğunu hatırlamadığım şeyi okumaya başladı, babamın gözünün kenarında biraz kırışıklık gördüm, oysa benim babam mülayim adam, benim babam yaşlanır mı? içimin bir içinde yer etti bu hal, dedim ya, babam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir kadeh şarap yazasım geldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bazı şeyler benim ve sessizliğim arasında. bazı şeyler golünü atmış bir futbolcunun oyundan alınırkenki sevinmiş hali. bazı şeyler ikimizin ortasında. eski bir şarkıyı dinleyince yeni birşey düşünmek gibi bazısı. "yol aldım sevdalardaaaaa kendimi bulmak için.." bak sana da oldu. bazı şeyler böyle, oluveriyor herkese. bazı şeyler benim ve şirkette çiçekleri sulayan amca arasında. hızla geçen zaman ve aniden yaklaşıveren bahar arasında olanlar, bunlar kolay mevzular. bazı şeyler 2. sayfanın sağ alt köşesi. bazı şeyler eminim ki senin de başına geliyor, bazen. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugün eski bir kırtasiyenin vitrininde masal kitapları gördüm; parmak çocuk, güliver, ayşegül biryerlerde.. yahu hangi şey çocuk kitapları kadar masum olabilir? benim sevgilim cunsen gitmiş küçük prens'i almış, onu okumuş gelirken..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; küçük prens şirin, yaşlanınca umutluyuz kendisinden; babam aynı babam, mülayim, gözlük onun değildir zaten; bazı şeyler bazen iyi bazen sonbahar, bu da sonbaharı sevdiğimden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şarap demiştik, bir kadeh şarap. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra yazasım gitti, gelir yeniden. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3708596053424761988?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3708596053424761988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3708596053424761988' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3708596053424761988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3708596053424761988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/03/ftv.html' title='f*tv'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3335568423456038817</id><published>2010-03-07T23:02:00.002+02:00</published><updated>2010-03-07T23:14:31.826+02:00</updated><title type='text'>f*e</title><content type='html'>imkanın olacak yazı yazacaksın.&lt;div&gt;lakin benim uykum vE. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;eksik kalan cümleler adına&lt;/div&gt;&lt;div&gt;iyi huylu yalanlar bir de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yazmayacağım, neysE.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3335568423456038817?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3335568423456038817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3335568423456038817' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3335568423456038817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3335568423456038817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/03/fe.html' title='f*e'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7214743390101435840</id><published>2010-03-01T23:11:00.002+02:00</published><updated>2010-03-01T23:56:55.801+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f*you wasted it</title><content type='html'>şimdiden söyleyeyim, uzun yazacağım. şimdiden söyleyeyim, bir gün delirip aranızdan gideceğim, daha doğrusu deli gibiymiş yapıp aranızdan kaçacağım. lakin konumuz bu değil, benim de şimdilik böyle bir cesaretim yok. dediğim gibi, uzun yazacağım, bu nedenle şimdiden susayım. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sana kalırsa bahar kaç gibi burada olur, bana onu söyle, söyle ki uzun uzun yazayım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dışarıda kuşlar var, denize yakınlar, siz hiç martıların gecenin bir vakti bağırmalarını dinlediniz mi? doğrudur, benim de sabaha karşıyı görmeyeli çok uzun vaktim oldu. sabaha karşı önce bir mavilik, sonra kuşlar. bir keresinde sokakta bir evden diğerine yürüyordum da pek iyi şeyler söylememişti kuşlar, sabahın dördünü kırk dokuz geçiyordu, hayat geçiyordu hemen sağımdan da kuşlar bana bir şey söylememişti, kırgın değilim ama aramızdaki samimiyete inancım kalmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;güzel şarkılar söylemek isterdim ama elimizde bunlar kaldı, idare edelim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;'adsız' dedi ki böyle yazar mı olur? yazar dediğin üretken olur dedi adını vermeden. bu bana çok koydu, kaç gündür aklımın ucunda duruyor da bir şey demiyorum. ah adsız, hiç öyle denir mi? ben yazmasam da dönüyor dünya ve mutlu mesutum demek ki, insan hiç başkasının kıçıkırık hüzünlerini ister mi? adsız bana dedi ki otur biraz as suratını. adsız'a karı boşaması kolay, adsız bir kahramanlık yapana kadar isim de vermiyorlar, adsız yeteri kadar acı çekince güzel günler göreceğiz çocuklar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kuşlar demiştik, uçtu gitti kuşlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben geçen gün bebekten arnavutköye yürüdüm noktalama işaretlerini üstüme iyilik sağlık evde unutup. yanımdan eski arabalar geçti, daha yeni oldukları belli sevgililer, balık tutan amcaların yanından yürüdüm, yaşlı bir çocuk geçti yanımdan, hava kapalıydı, yağmur geçti üstümüzden, camdan baktı zengin insanlar bu garip halimize, benim yanımdan içimin anlamadığım buruk hali geçti, ben yürüdükçe büyüdüğümü farkettim maalesef ekleyerek cümlelerime, yanımdan bir ağaç ve sardunyalar geçti, iki tane yalan üç tane mutluluk geçti, güneşli bir kasabanın dar sokakları geçti de çaktırmadık birbirimize, neşeli insanların kandırıkçı halleri ile şakalaştık ayaküstü, ben geçen gün iyice bir yürüdüm anlayacağınız, üstüme iyilik sağlık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bazen öyle insanlar öyle zamanlarda yüzüme bakıyor ki çok mu garantici yaşıyoruz diyorum şu uzun hayatı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ismini gizleyen başka bir okuyucumuz benim de'lerime laf etmiş. yahu işin gücün mü yok, burada hepi topu beş kişi kaldık zaten, sen ben bizim acılar. benim de'lerim ayrı dursa ne olur çok sevdiği bir önceki kelimesinden, bitişik dursa kime ne zararı var. oysa zekanı takdir etmedim değil, bunu da sen anladın, paşada anladı, da'lar anladı da kuşlar gitti cidden, ben de bunu anladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;boş vakitlerimde boğazın içinden geçen bir gemiye biniyorum, bunu da sonra anlatırım, boğaz ve benim vaktim boş oluyor geceleri, bu sebeple geceleri içiyorum. içinden boğaz geçen şehirleri bu yüzden seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tek bir son cümle yazmamız gerekirse basit bir doğru olsun sevgilim, iki noktayı üst üste değil biraz mesafeli koyarsak becerebiliriz, benim seninle aramda geçen en kısa yol bu kadar doğru olmalı, bunu da bana sen öğrettin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;son cümle.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7214743390101435840?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7214743390101435840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7214743390101435840' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7214743390101435840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7214743390101435840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/03/fyou-wasted-it.html' title='f*you wasted it'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7734149983662979664</id><published>2010-01-28T00:03:00.000+02:00</published><updated>2010-01-28T00:04:32.056+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scooters in vacation of fall'/><title type='text'>f*bakan</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben başbakan olsam, krallığımı ilan etmek için türlü oyunlar peşinde koşardım, first lady olacağına geçmişin güzel bir kraliçesi ol diye sevgilim, işte sırf bu yüzden ne kadar adamım varsa kirli işler yaparlardı gece onikiden sonra, demokrasi olsun sana feda, zaten bir şatoda yaşayamayacaksak çok da anlamı yok tüm bunların. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben başbakan olsam killers dinlerdim, adamlarıma derdim ki gidin bu grubu bulun her kimlerse, çağırın satoya bir konser versinler, zıplayıp tepinsinler, klip falan çeksinler konutun bahçesinde. Hem derdim, hem böyle yaparsak 18-24 yaş arasındaki gençlerden de oy alırız belki, 18-24 yaş arasındaki gençlerin ne bok yiyeceği belli olmaz halbusi, hepsine aşk vaad edelim derdim, en yakın adamlarım olduğu için herşeyi gönül rahatlığı ile derdim, başbakan olmanın en güzel yanı sağ kolu diye anılan sol kolu adamları olması başbakanın. yoksa dinlemez koca başbakan killers falan. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sen benbakan olsan, günebakan yerdim, senin deyiminle çiğdem çitlerdim önemli temasların akabinde, dış mihrakların tahrikine kapılır yeniden fethederdim izmir’i, kordonda bana bira ısmarlanı isterdim, limontepe’nin yanından geçerken fakir insanları düşünmeni isterdim, birkaç tane yunan bulup birlikte sirtaki yapalım isterdim denize dökmeden önce birbirimizi, izmir valisi olarak kuşları atardım, emekli amcaları yardımcıları olarak, geldiğim gibi geri dönerdim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Turizm bakanına derdim ki eğer mecburen dış temaslarda bulunacaksak, bana kapalı havası olan bahar memleketlerini ayarla. Zira ancak böyle ülkelerde huzurlu bir şekilde oturabilirim otel odamda ve pek de hazetmediğim birinin elini sıkacağımdan değsin gittiğimize. Çok seversek, vazgeçemeyecek kadar seversek bir şehri, ordumuzu gönderelim de alsın bari, içimizde kalacağına haritamızda kalsın, yazlık diye kullanırız ben başbakan olursam, olmazsam can sağlığı, yaşananlar kar kalıyor insana. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben başbakan olsam, bu yazı burada biterdi. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7734149983662979664?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7734149983662979664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7734149983662979664' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7734149983662979664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7734149983662979664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/01/fbakan.html' title='f*bakan'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-650043699267365132</id><published>2010-01-18T23:00:00.002+02:00</published><updated>2010-01-18T23:06:45.760+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>K</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/S1TMTdEQrqI/AAAAAAAAAGg/gVPaepPwXpw/s1600-h/periodic_table.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 331px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/S1TMTdEQrqI/AAAAAAAAAGg/gVPaepPwXpw/s400/periodic_table.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428188085480369826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçen kafenin birinde gördüğüm 19 yaşındaki genç çiftin koyu sohbetlerini uzaktan izlediğimde birbirlerini pek tanımadıklarını düşündüm, sonra aslında masanın iki yanında tam da bu işi yapmaya çalıştıklarını farkettim. Ben 19 yaşında olsam aşık olmazdım, K olurdum. Oğlanın da kızın da birbirlerine yalan söyleyebileceğini düşündüm, kızın masum olduğunu aklımdan geçirip oğlana haksızlık yapmadım, ikisine birden acımasız davrandım ama bunu onlara söylemedim, çünkü ben 19 yaşında olsa idim ve hava o günki gibi ü’lü yağmur yağsa idi, imla hatası yapmamak için evimden çıkmazdım. Bir an çocuğun solcu bir gruba mensup, yerini sayılı insanın bildiği buluşma yerlerine giden, bunu da birazcık kızlara hava atmak biraz da özgürlük, demokrasi, halkların kardeşliği için yaptığını hayal ettim. Benim ismini bile bilmediğim gasteleri okuyan çocuk, karşısındaki kıza halklar diyecekti, kardeşçe yaşayabilmeli. Böyle asi yanı bulunan solsolsolcu insanları sevdiğimi garsona söyledim, çay da getir bana dedim, yaşım büyüdüğünden beri garsonlara paşa diyorum, paşa dedim yazıyı kaybetmeyelim, çocuk da anlattıkça anlatıyor zaten kıza, sen bana çay getir paşa dedim, malum, ben on9 yaşında değilim. İşte o sırada kızın aklından &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;yaşlı bir teyze geçti, soğuktan ellerini ovuşturarak camiden çıkmış bir amca tam karşısında durdu kızın aklının, kızın aklından yerleri süpürürken başka başka şeyler düşünen kapıcının karısı geçti, kızın aklı durdu, önce sağa baktı sonra sola, sonra tekrar çocuğun paylaşamadığı soluna, sonra bir karışıklık oldu orada, sonra kızın aklı uçuşuverdi, oğlan dedi ki ne tür kitaplar okuyorsun sen, bu oğlanın da bu soruları, ben ondoku9 yaşında olsam karşımdaki kıza hangi çiçeği seviyorsun diye sorarım, neden etek giymiyorsun sen hiç diye sorarım, saçlarını kurşunkalemle topluyor musun ders çalışırken diye sorarım, biraz büyüyünce seni buralardan kaçırsam benle gelir misin diye sorarım, kızın aklı uçuşuverdi, geri döndü sonra masaya. Birilerinin bu çocuklara 10-9 yaşında olunan aşkların en fazla 4 sene iki ay sürdüğünü söylemesi lazım, karşılarına oturtup gençler demesi lazım (çocuk dersen dinlemezler çünkü), gençler sizin bu işin sonu yaş, oğlan zaten solcu, iyi çocuk dürüst çocuk doğruya doğru, ama kızım bundan koca olmaz demesi lazım, kızım demesi lazım, sana ne söyledi o aklının durmuş halleri bir anlatıver demesi lazım, lakin ne ben de ne paşa da öyle bir azim var. Bizim masada artık yarım bardak çay var, karşı masada solcu bir oğlan, uçuk kaçık bir kız var, paşa bile inandı anlattıklarıma, benim aslanlar gibi 1dokuz yaşım var.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-650043699267365132?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/650043699267365132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=650043699267365132' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/650043699267365132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/650043699267365132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/01/k.html' title='K'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/S1TMTdEQrqI/AAAAAAAAAGg/gVPaepPwXpw/s72-c/periodic_table.gif' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6188720036611993311</id><published>2010-01-10T23:32:00.003+02:00</published><updated>2010-01-10T23:38:40.365+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>Queen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.theburningear.com/media/2010/01/506super.happy_.gi_.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 305px;" src="http://www.theburningear.com/media/2010/01/506super.happy_.gi_.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazen gençliğim’in baharındaki gibi hareketli rock parçalar dinlemek istiyorum. Lakin hiç metallica tişörtüm olmadı ve lise birde böyle şeyler yapan çocuklara zuzaylılar gibi bakan da bendim. Tabii metallica hareketli rock demek değil, az biraz müzik bilgim var, kafam da bir miktar karışık olabilir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şöyle anlatayım; uzunca bir müddettir aslında şu anda yaşadığımız hayatın birkaç sene sonra en güzel vakitlerimiz olarak aklımıza geleceğini yazmak istiyorum. Yani geçmişe mazi denir ve mazi nedense hep güzeldir ya, o mazi yarın sabah uyanacağımız gün bir bakıma. Mazi uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlara benziyor değil mi? Yolda ortak tanıdığınız birine sorabilirsin: “ sahi mazi napıyor, hanidir görmüyorum?” çok da mantıklı, mazi hanidir gözükmeyen birşey, tanım gereği. Nedense hep güzel ama, en azından benim için, Tanrı’nın sevdiği kullarının sağ açığında oynuyorum ondan, pardon sol, elde sağ ayakta sol kullanıyorum, şöyle anlattım, oldu bence. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir de yol kenarında arabayla geçerken gördüğüm adamlar var. Bu adamların çeşitli işleri mevcut, kimisi karşılaşmamızın farkında olmadan karşıya geçmek için benim geçmemi bekliyor, kimisi çöplerden birşey toplayıp koyduğu çekçek arabasını sürüklüyor, kimisi sigara içiyor ve bunu dikkat çekici yapıyor, uzaklara falan bakıyor, zaten sigara içeceksen uzaklara bakman lazım, diyorlar ki öyle olunca sağlığa yararı bile varmış, konumuza geri dönecek olursak rock parçalar yoruyor beni artık, bir de diyorlar ki hikayenin sonunda herkes ama herkes ölüyormuş, sigara düşkünleri, metallica çocuklar, Queen Elizabeth ve kafası muz ortaya karışıklar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Normalde, beni bilen bilir, bu yazı burda biterdi Mercedes, ismi Mercedes olan kadınlar olması kolombiya’nın taşrasında, ilginç. Ama nedense Pazar gecesinin kendi kendine büyüyüveren baş harfinde, sana sendromlar satın almak istiyorum ikinci el, sana az dinlenmiş temiz şarkılar, sana uyumana yetecek kadar ninni ve masallar, bu cümlede bir ve kullanma hakkımız var ise, bu seni bana bağlama işlevi gören bir ve olsun sevgilim, sen anlat ben dinleyeyim ama en sonunda herkes ama herkes ölüyormuş, hüzünlü ama öyle diyorlar, bu sebeple kendimizi çok üzmeyelim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Normalde, bu yazı burada biter. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6188720036611993311?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6188720036611993311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6188720036611993311' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6188720036611993311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6188720036611993311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2010/01/queen.html' title='Queen'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4309838954400821561</id><published>2009-12-17T00:05:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T00:48:06.178+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scooters in vacation of fall'/><title type='text'>f</title><content type='html'>rakıyı çay bardağına koyduğunda dibinde biraz tortu kalıyormuş, sanırım rakısını fazlaca koymaktan, sanırım suyunu az, sanırım kimyasını bozmaktan, coğrafyasından sınıfta kalmaktan rakının, bazen hep aynı şarkının aynı melodisine takılı kaldığımdan, tüm bu olanlar aynı şarkıyı aynı kaçıncı kez dinlemekten, şarkıyı sıfırla çarpmaktan, sana izini kaybettirmekten kelimelerin, beni takip et diye hansel'in yaptığı gibi kafiyeler koyup gelebileceğin yollara, sonra yolun kenarında durup senin çok önemli birşeyin peşinden gidiyormuş bir ifadeyle yürüyüşünü izlediğimden, şimdi bu cümlenin sonunda bir parantezi kapatıp paragrafı başlatmıyorsam, aklının kaybolmuş halini sevdiğimden, rakı diyorduk sevgilim, Sait Faik diyorduk, hansel yazarken H'yi küçük yapmam Sait Faik yüzünden, tiyatronun gişesinde oturan yaşlı adamın gözlüğünün altından bize bakması gibi, tüm bu olanların sebebi belki evimize geri dönerken ara sokaklarda rastladığımız gençlerin koyu renkli deri ceketleri, oysa iyi çocuklardır onlar muhtemelen, senin annen nasıl seviyorsa seni, onlarınki de öyle bakıyordur yüzlerine onlar uyurken, lakin bu kadar virgül hep senin kaybolman için, saklambaç oynasak denizin dibine saklanırım ben, o kadar virgülü koyacak yer bulamam da çanak çömlek patlar sana olan aşkımın şiddetinden, beni o çocuklara sorsan bulursun halbuki, ki ile biten tamlamalara sorsan şıpdadanak gösterirler yerimi, rakı diyorduk sevgilim, rakı tüm soruların en şıkkı, bir kafiye beklentisi oluştu sende sözlerimden, devrik imparatorlukların sıradan sakinleriyiz mademki, 1433'te viyana'nın bir köyünde de olabilirdik şimdi, rakılı bir kafiyeden söz ediyorduk, sakın kaybolma sevgilim, unut Viyana'nın v'si neden büyüyüverdi aniden, zengini fakiri tüm kafiyeleri unut, bildiğin herşeyi teker teker unut, en başa dönelim, en başa dönmüşken bir paragraf açmamam söylesene neden, soracağım demiştim sana, oysa basit, herkes dağılınca bu yazıyı birkez daha okuyacaksın sen, yanında olurum olmam onu bilemem, yüzün bir ifade alacak en suçlu masumlardan, yüzün kafiyelerin en gözlük altından bakanı, aklının kaybolmuş hali, aklın nokta virgül koyu deri ceketli, aklın rakı balık rakı buz, aklın aklımda lades sevgilim, tüm bu olanlar aklını benimkinin yanına koyunca o karışık halini sevdiğimden, daha iyi bir sebebi olması da gerekmiyordu zaten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4309838954400821561?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4309838954400821561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4309838954400821561' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4309838954400821561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4309838954400821561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/12/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-9099192013351700919</id><published>2009-11-30T23:23:00.004+02:00</published><updated>2009-11-30T23:59:01.181+02:00</updated><title type='text'>f'latun</title><content type='html'>bazen hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçsin istiyorum, bunu öyle çok istiyorum ki gözlerimi kapatıyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dokuz yaşındaki bir kız çocuğu babası okul çıkışına kendisini almaya geldiğinde nasıl mutlu olursa, diyelim ki kış akşamüstüsü erken kararan bir saat beş olsun aklımızın zil çalan okulunda, hava biraz soğuk aman paltonu sıkı giy zamanlar, o kız kadar mutlu olmak istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aylak dolaşan adamlar arasına karışıp şarap parasını denkleştirdiğimde büfecinin karşısına dikilmek istiyorum. ikimizin de birbirimizi anladığı bir bakışma, dünyanın bütün sorunları bir anda çözülüveriyor, büfecinin bir işareti ile tezgah arkasındaki çocuk şarabı gazete kağına sarıyor sonra, gazete kağıdı bizim sizden farklı olan her yanımızı örtüyor, güya, aranıza karışıyoruz eski ve kirli kıyafetlerimizle, aylak ama ayık adamların taklidini yapıyoruz, çok da umrumuzda ne düşündüğünüz, büfeci bir vakit sonra yeniden buluşacağımızı nasıl biliyorsa, siz de bunu biliyorsunuz. üstüne bir tel sigara da bulursam daha ne isterim'kiyi istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içinden sadece yol geçtiği için şehir olabilmiş yerlerden birinde, ana caddenin hemen arkasında meyhanelerin olduğu sokağa yeni açılmış bir müzikholde canlı müzik dinleyen delikanlı olmak istiyorum, tam üç saat 23 dakika. bunu arkadaşlarıma anlatacağım yarın, hiç duymadığım türküler dinledim diyeceğim, çalan çocuk istanbulda da çalıyormuş, oralarda nereden para yetecek de gideceksin diye hava atacağım. eve sarhoş döneceğim velhasıl, sokağın başında o yalpalayan halimi düşmesin diye gözleyen seni görmek istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bahsi geçen tüm kahramanlardan öncelikle kendim adına, sonra sahip olamadıkları neşeli zamanlar, sonra öylesine geçen zamanlar, son. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra gözlerimi açıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-9099192013351700919?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/9099192013351700919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=9099192013351700919' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9099192013351700919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9099192013351700919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/11/flatun.html' title='f&apos;latun'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3981461865590638444</id><published>2009-11-26T00:33:00.003+02:00</published><updated>2009-11-26T00:55:08.027+02:00</updated><title type='text'>v.d</title><content type='html'>sonra ben bikaç güzel yalan söylerim. güzel dediğin kime göre neye göre sevgilim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;arabalar geçer sana olan aşkımın şiddetinden ve alakasız cümleler ve ben olur olmaz veda ederim. alelade kelimeler bulurum sonunu zor getirdiğim kitaplardan, birbirini fazlaca seven iki arkadaşın sıradan konuşmalarından kopya çekerim, bir teyzenin yeğenine hayat hakkındaki öğütleri, hepsinden çalarım üçer beşer, nasıl olsa, sana olan aşkım herşeyi sen affetmesen de affeder.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;konuyu çarpıtmayalım sevgilim. ben veda edersem faili meçhul olur senin cinayetin, iz bırakmam ki şinaslı kafiyelerde peşimden gelesin. veda dediğin ağır mevzu çünkü, kırıcı, üzücü ve şemsiyen olsa bile kurtaramaz seni bazı yaralardan, oysa ben senin bazı yaralarından olmak istemem, beni unut git isterim, içinde ben geçen bunca şey söylediğim için bile suçlu hissederim kendimi, kendimi senden fazla sevdiğim için suçlarım avukatıma kendimi, kendimi ölü bulmak isterim bir gazetenin üç buçukuncu sayfasında, veda dediğin öyle olmalı zaten, veda dediğinin dönüşü varsa fasulyeden veda, ölmüş gibi veda etmeli insan, lakin ölüler adına konuşmam gerekirse bizim hiç umudumuz kalmadığından öldük a kuzum, bunu da eklemeliyiz bir kenara. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sana veda edersem, bikaç şehirden vazgeçmesi gerek dünyanın, içinde r olmayan'ları tercih ederim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps: tüm son sözünü söylemeden gidenlere.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3981461865590638444?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3981461865590638444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3981461865590638444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3981461865590638444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3981461865590638444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/11/vd.html' title='v.d'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8014919164477255901</id><published>2009-11-22T20:01:00.004+02:00</published><updated>2009-11-22T20:39:47.108+02:00</updated><title type='text'>Gültepe'de bir noelzio</title><content type='html'>önceden ne kadar çok yazarmışım, bu bloğu ne zaman açsam onu fark ediyorum. basit bir prensibim bile vardı, onu da hatırladım, haftada iki adet yazı gibi bir şey, hafta içi bir adet, hafta sonu bir tane, yatmadan önce. ben yazmayınca dünyada birşey mi değişti, hayır tabii ki, birkaç sevgili arkadaşımız biraz daha yazsana dedi, kızdılar, o kadar. fakat sonradan anladım ki onca yazı, aslında benim  dünyaya farklı bir gözle bakmamı sağlayan yegane şeymiş, birşey değişmemiş ama yazmaya yazmaya, nefes alırken not tutmayı da unutmuşum; minik detaylar, yanımdan geçen insanlar, harikulade sıradan vakalar. hepsini yaşamışım da yazması eksik kalmış, yazmayınca uçup gitmiş söz, yazmadığım için öylesine oluvermişler, iç güveysinden hallice manalı kalmışlar, çok da kalmamışlar bile. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yazma işi böyle yani Lamia, kapatalım o bahsi, başka birşey anlatayım ben sana. Bugün, yaklaşan noeli eş durumundan heyecanlı bir şekilde karşılamaya hazırlanırken, madem meryem ana bizim de anamız, nerede bizim çam ağacımız diyerek ne menem bir dükkan olduğunu anlamadığım euroflora denilen yere gittik, aslında götürüldüm diyeyim, sevdiceğim mutlu olsun diye giderim ben öyle yerlere Lamia, benim de bu huyum işte. yalnız euroflora meğersem bu işin babası imiş, onu da öğrendik. iyi güzel de, benim için istanbulda kendi habitatım olan birkaç semt dışına çıkmak çiledir, derttir, tek dişi kalmış canavardır adeta. neyseki çok zorlanmadan euroflora denilen karmaşık tükkanı bulduk kağıthane'de. çam ağaçları, bilumum süsler, noel amcalı stensil bile var. bu garip dünya içerisinde bizim gibi hevesli birkaç kimseyi de görünce dedim yalnız değiliz, bu kadar insan daha bir ay önceden çam ağacı derdine düştü ise kesin uzaylılar vardır, neden olmasın. ayrıca Tanrı çinlileri korusun, onlar olmasa bizim gibi orta halli vatandaş nasıl alır evine kocaman ağaç, çekik gözlülere olan saygım ve kapitalizmin elle tutulur haline ikiyüzlü sevgim kabarıverdi.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir de noel güzergahında Gültepe gerçeğiyle tanışmış oldum sevgili Lamia. dedim ya, ben kendi habitatımdan çıktım mı (hepsi güzide semtler çok şükür hakan şükür) biraz şaşırıveriyorum anlayacağın, Paris'te büyüdüğüm için (bonjour!!) sokaklara dökülmüş insanlar bana garip geliyor pazar günü. yolun ortasından yürüyen ve korna çalsan bile aldırış etmeyen kafası belli ki başka yerde yaşlı amcaları hayretle izliyorum. çocukların yüzündeki o masum ve mutlu ifadeyi, zenginlerde olmayan o garip saflığı gördüğümde normal hayatımdan biraz kaçmak istiyorum. mahalledeki esnafın zayıf olduğumuz için bana ve sevgilime takılmasına, üstelik bunu ilk tanışmamızda muhtemelen de son görüşmemizde yapması bana babamın neşeli arkadaşlarını hatırlatıyor, ufaklık zamanımdan. çekçek arabasıyla çöplerden birşey toplayan kirli sakallı adamın, çekçek çuvalına "mülk Allah'ındır" yazması manidar değilse nedir? google isminde internet cafe, snowy grosmarket diye market açan kimselerin arada kalmışlığı, o aranın yaratıcı havası, o havanın kendi içinde tutarlı hali, yol kenarındaki süslü boyalı ucuz çantalı kızlar, bütün bunlar sevgili Lamia, beni bazen kendime getiriyor da kaybolmuyorum herhalde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;daha yazacak şeyler var, yazmak gelmiş içimden o belli. cümle bazlı şeyler yazalım dedik o da yalan oldu, bundan sonrası için kendime ve okuyan birkaç kişiye söz verecek yüzüm de kalmadı, olsun deneyelim en azından, denemeyen kahraman olamaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yayınla kaydı Lamia, kayıtlara geçsin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8014919164477255901?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8014919164477255901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8014919164477255901' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8014919164477255901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8014919164477255901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/11/gultepede-bir-noelzio.html' title='Gültepe&apos;de bir noelzio'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5418948947971133504</id><published>2009-09-05T11:03:00.000+03:00</published><updated>2009-09-05T11:04:20.274+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="https://twitter.com/silenzio_"&gt;https://twitter.com/silenzio_&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;artık cümle bazlı minik blog'um var, you can follow it up baby. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5418948947971133504?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5418948947971133504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5418948947971133504' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5418948947971133504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5418948947971133504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/09/httpstwitter.html' title=''/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-9142987046996029205</id><published>2009-08-21T21:58:00.001+03:00</published><updated>2009-08-21T21:59:25.120+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>sonu bu kadar belli basit bir hayat için çok komplike yaşıyoruz, söylemiş miydim?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-9142987046996029205?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/9142987046996029205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=9142987046996029205' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9142987046996029205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9142987046996029205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/08/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4001028777938047213</id><published>2009-08-14T00:46:00.000+03:00</published><updated>2009-08-14T00:47:08.300+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>aFrika</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Afrika senin, istanbul benim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sana gemiler tutarım, birkaç şiir atarım denize seni bulsunlar diye, boğaza manzarası olur tüm mutluluklarımızın, kelime oyunlarımızın ve öylesine günler. Kocaman şehrin ara sokaklarında, hiç bilmediğimiz bir semti elimizle koymuş gibi bulurum, mahallenin bakkallarını toplarım, yaşlı amcalar, gölgede oturan insanlar, yazık ki artık ölmeyi bekleyen teyzeler, hepsinden ufak bir hatıra alırım, bunu senin için yaparım sana söylemem, ses çıkarmazlar. Kar yağar belki fakir sokaklara ve büyük harfle yazılması gereken isim şehir isimleri gibi istanbul, aslında öyle demek istememiştim istanbul, seni bilirsin istanbul, aramızda bir kırgınlık mı var? Sonra herşeye inancını kaybetmiş on6’lık bir genç kız gibi, misketleri ütülmüş yaz tatili öğrencisi misali, yüzünün neden asık olduğunu bilemeyen insanları daha yakından görmek için yürümeye başlarım. Aniden bir şarkı başlar, yağmur başlar, hiç izlemeyeceğim filmin bir fragmanı başlar, bir yanlış yerde başlar, bir şehre kar yağar, bir istanbul üşümeye başlar, istanbul kalk gidelim der, ben senin yüzüne bakamam, istanbul kaç kişinin sevgilisi, istanbul eskitilmiş kafiye, istanbul benim, ben gidemem, benim senim var. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İstanbul senin, Afrika benim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben Afrika’nın A’sını küçük yazamam, onca şeyi gördükten sonra yapamam. Senin için ufak cılız çocuklara süt veririm, hiç yemedikleri kur&lt;st1:personname st="on"&gt;ab&lt;/st1:personname&gt;iyeler, senin sevdiğin kağıttan oyuncaklar, onlara seni anlatırım dilim afrikancaya döndüğünce, anlarlar. Kartpostal gibi fotoğraflar çekerim ama birileri acır da ellerinden geleni yapmazlar diye minik bir aksilik sonucu film yanar. Kum kaçar ayakkaplarımın içine, yazları sıcak ve kurak, kışları ise sıcak ve kurak geçen bir çöl bulurum, susarım, öyle bir susarım ki bunları sana söylemem. Medeniyet dediğin çürük dişli canavar, farkederim ki hepimizi kandırıyorsun, farkederim ki kocaman bir oyun, yüzde elline kanarım, geri kalan yüzde ellisi sevgilim senin. Afrika büyük memleket, bir saklansam beni kesin bulamazlar, Afrika der saklan, Afrika kaç kişinin uzağında, Afrika iyi huylu bir yokluk, yüzümüzün gülemeyen parçası benim, çok kalamam, benim senim var. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4001028777938047213?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4001028777938047213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4001028777938047213' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4001028777938047213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4001028777938047213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/08/afrika.html' title='aFrika'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5960126791329005896</id><published>2009-07-27T23:56:00.002+03:00</published><updated>2009-07-28T00:05:57.823+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>.f</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazı&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;adamların kalbi hüzünlü atar; tik, tak, tik, tak ve çoğunlukla tek başına, sonra şehrin üzerinde (belki de bizim hiç göremediğimiz içinde bir yerde) bir rüzgar eser, belki de bir parantezin içinde, sanırsın eylül, yahu bu kadar erken beklemiyorduk seni, sen devrik cümlelerimizin kısmi şampiyonu, sen kelime oyunlarının gölgede oturan adamı eylül, pardon, kalbi hüzünlü atan adamı eylül, vadesi dolmamış ölümler gibi, çok bilip de hepsini unutmuş insanlar gibi, çok şey söylemek isterken susmuş gibi, son sigara gibi, bir virgülün peşine fazladan eklenmiş cümleler gibi, bazı adamların kalbi gibi, tik, tak, ak, rep, yel, ko, vans upon a time, ölüm gibi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazı adamlar bir bardak viski içmek için yazı yazar, kendilerinin diğer yarısını kandırmak için, iyi bir şarkıdan aşırılmış ikilemeler, sana inanılası gerçekler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Neden gitmez çocukluğum aklımdan, onu bilemem oysa ben, herşeyi bilirim de az çok, bunu aklımın ucuna getiremem. Kısa pantalon giymiş halim gelir, dayımın beni gezmeye götürdüğü zamanlar, bazen gece yarısı çorba içmeye, sineklerden kaçtığımız yaz akşamları, büyükannem cennette şimdi, o zaman da vardın sen istanbul ve istanbul bile aklıma gelirdi o vakitlerde de ben bu vakitleri niye bu kadar çok özlerim aklımın sağına getiremem. Bazı adamlar bilerek unutur bazı şeyleri, kendine karşı; tak, tik. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bugün yani şu yaşadığımız an, yalan gibi, iyi güzel harika belki ötesi birşeylerin ama yalan gibi, fazla virgüllerimizi yukarıda sıkıldığınız cümlelerde kullandık bayan, sonuncu gibi'mizi de feda ettik az önce, eylül'ün daha vakti var ve rüzgarların ve sessizlik, bakınız 've' de bitti elimizde, ışıklar vardı onları da kapattık, malum tehlikeli zamanlar, karartma nedir bilir misiniz bayan, siz hiç aheste aheste yaşlandınız mı karartma gecelerinde, hayır değil mi, ben de, yine karanlık iyi güzel harika, karanlık ne yapar ki bazı adamlara, oysa bir takım sesler duyuyorum, vadesi dolmamış ölümler, erken, tabir-i caizse, saniyeler geçiyor da lisede müzik öğretmeni gibi geçiyoruz o aynı seslerin üzerinden, tik, tak, gerisini biliyorsunuz bayan ve tahtaya kalkıp notalar soruyoruz kendimize şimdi. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;okuduğumuzu anladık mı, anladık ve ne zaman şefkatli bir el görsem biryerlerde, sen aklıma gelirsin benim bayan, bunu sana bir ara anlatırım, unutturma. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5960126791329005896?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5960126791329005896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5960126791329005896' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5960126791329005896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5960126791329005896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/07/f.html' title='.f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-616942898523508440</id><published>2009-06-13T23:43:00.004+03:00</published><updated>2009-06-15T22:31:28.633+03:00</updated><title type='text'>ae</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 3px; padding-right: 3px; padding-bottom: 3px; padding-left: 3px; width: auto; font: normal normal normal 100%/normal Georgia, serif; text-align: left; "&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Şahsen ben, öyle herşeyle dalga geçebilen adamları severim, imla hatası yap&lt;/span&gt;&lt;st1:personname st="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ab&lt;/span&gt;&lt;/st1:personname&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ilenleri, denize girince çocuklaşan 35 yaş üstü amcaları, bazen için edepsiz olan kadınları, rahmetli büyükannem gibi güzel ve usturuplu küfredebilen yaşlı kadınları da. Adamlar kadınlar ve sokaklardan ibaret gelir hayat bazen bana. Bir de gölgede oturan adamlar, iyi adamlar, sakin ve acelesiz, sakin amcaların sakin hayatları. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Bir de şunu söylemek istedim; çocukları anlıyorum; onlar bunalıp arnavutköy'le bebek arasındaki araziden hoplayarak denize girebilirler, donla bile yap&lt;/span&gt;&lt;st1:personname st="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ab&lt;/span&gt;&lt;/st1:personname&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ilirler bunu, paraları yoksa, ol&lt;/span&gt;&lt;st1:personname st="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ab&lt;/span&gt;&lt;/st1:personname&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ilir yani.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;lakin 45 yaşındaki kel amcaların güneş kremi de sürerek ve yere bir bez serip güneşlendikleri sonra da denize atlamalarını, sonra da o çocuklar kadar mutlu olmalarını. Bak bunu anlamıyorum azize, gerçekten. Hayatımı gölgede oturan adamlar gibi geçirebilirim ama denize atlamam, bunda anlaşalım. Bunda deyince; insana bir imla hatası var gibi gelmiyor mu? &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Oysa ne dedik, ah biz ne dedik kuzum, imla hatası yap&lt;/span&gt;&lt;st1:personname st="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ab&lt;/span&gt;&lt;/st1:personname&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ilenleri seviyoruz, ve iyi müzik dinleyenleri ve onu bunu kafasına takmayanları ve iyi yalanlar söyleyebilenleri, bir de birşey düşünmeden yaşayıp gidenleri, onları cidden çok seviyoruz, sevgilerimizle&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;İyi çalışmalar&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Kind regards&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Best wishes&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-616942898523508440?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/616942898523508440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=616942898523508440' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/616942898523508440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/616942898523508440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/06/ae.html' title='ae'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1402584453054972836</id><published>2009-05-24T00:55:00.002+03:00</published><updated>2009-05-24T01:11:17.808+03:00</updated><title type='text'>ff</title><content type='html'>böyle bir zamanlar televizyonda sevdiğim amcaların, teyzelerin, genç ablaların; tabii o umut vaat ettikleri iyi günlerinde, hani gelecekte birşey olur beklentisi, aslında gizli bir menajerlik içgüdüsü de var serde, beğenmişiz ve iyişeyler yapacak o kişi, güveniyoruz. işte o vakitler sonrasında yani, pek birşey olmayıp kıytırık reklamlarda, üçüncü sınıf dizilerin ikinci karakterleri olarak gecenin bir yarısında, kendilerine rastladığımda garip bir huzursuzluk ve tanıdık bir mutsuzluk hissediyorum. üzülüyorum, kendimi onların yerine koyuyorum birkaç dakika, ben uzaktan o hayatın 4-beş dakikasını izlerken pek iyi düşünmüyorsam, onlar geceleri uyumadan önce kaybettiklerine nasıl üzülürler, iyi kaybedenler midir onlar ve ne kadar dert ederler böyle şeyleri, bunları merak ediyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;örnek vereyim desem, ismen değil simaen tanıyorum hepsini, o kadar meşhur olamamışlar yani, ama bak sevgili dostum, benim derdim meşhuriyet değil, tutunamaması, onu da belirteyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gecenin bir vakti, aklıma geldi.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1402584453054972836?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1402584453054972836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1402584453054972836' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1402584453054972836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1402584453054972836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/05/ff.html' title='ff'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7414627598886414632</id><published>2009-05-15T23:58:00.002+03:00</published><updated>2009-05-16T00:13:08.428+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nice'/><title type='text'>f-1002</title><content type='html'>çocuk olmak istiyorum, bir sürü şeye umudu olan ufak bir oğlan çocuğu, kavruk, güneşte iyice yanmış, kaybettiği yegane şey misketler, sokak arası, mahalle teyzeleri, amcalar, gece evin önünde çay içmeler, dedikodu, anlamadığım işler, muhabbetler, biraz daha paramız olsa lafları, biraz daha, herşeyin birazından daha, hayat, bak, aslında çocukken bile, hayat, biraz daha, misket, para, mutluluk, aynıymış. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve sana, sarılınca, virgüller, noktalar, noktamsılar yalan olur, garip, pazar akşamı, kolların sevgilim, pazar akşamı, hadi alıştık artık, başka akşamları geçelim, ama pazarlar dursun, kolların, imla bozukluğunu düzeltir hayatımın, sokaktan geçen insanlar, kalabalık, büyük şehrin dertleri bitanem, unutalım, kolların, ne kadar çok derdi var o hayatların, unutalım, kolların, yaşayıp öleceğiz, öleceğiz, ne ağır geliyor bana bilsen, unutalım, sana iyi şeyler söylediğim söyleyebildiğim yegane zamanlar, sana sarıldığım vakitler, o pazar akşamları, onbir sonrası saatlerin, kolların, uyku öncesi kolların, iyi güzel de, güzel bitanem, seni sevmek güzel ve kolların. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;oysa bugünlerde, önce cümleler gidiyor aklımdan, malum, meşgulüz, meşguliyet her türlü mazereti geçen hayatımızın, kafa yorgunluğu, neyse, oysa bugünlerde, ne olan o ise yani, yani, biraz boşvermek lazım demek ki, herşeyi, çünkü kıymeti yok, sensiz bu manzaranın, ki sen anladın, bu geçen zamanın, ki bunu daha iyi anlayacaksın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir ara bana da anlat, nasıl oldu da 3-2 öne geçti hayatıma karşı hayatın ve çocukluğum sana versin misketlerini, razıyım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7414627598886414632?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7414627598886414632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7414627598886414632' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7414627598886414632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7414627598886414632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/05/f-1002.html' title='f-1002'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-502537806190572388</id><published>2009-02-20T00:11:00.002+02:00</published><updated>2009-02-20T00:16:49.925+02:00</updated><title type='text'>kar</title><content type='html'>yarım yamalak soğuk havalardan, kastettiğim böyle açık, güneşin yüzünü gösterdiği, bulutların işini iyi yapmadığı öğleden sonraları, üç gibileri, işte o zamanlarda öyle havalardan bayağı hazetmiyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kış dediğin kış'lığını bilecek, yaz dediğin şort terlik'liğini, ben'liğim sen'liğime armağan olsun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kamil koç 1926'dan beri hayatımızda, biz bi blog yazmışız 4-5 sene olmuş, çok mu? değil, hakiki blog bu deyip ince göreyim, sonra da gidip yatayım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-502537806190572388?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/502537806190572388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=502537806190572388' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/502537806190572388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/502537806190572388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/02/kar.html' title='kar'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1539975406634973773</id><published>2009-02-17T22:05:00.002+02:00</published><updated>2009-02-17T22:05:37.739+02:00</updated><title type='text'>bahche</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şehrin bazı yerlerinde kaçak bahçeler var; evlerin girişlerinde köprülü merdivenlerin altındaki boşluklarda, kimi dükkanların hiç görmediğimiz arkaya açılan ve çoğu zaman bir sürü lüzumsuz betonla çevrilmiş kısımlarında, apartmanların hep önünden geçtiğimiz kaldırım kenarlarında (çoğu zaman bakımsız, çoğu zaman göz göre göre unutulmuşluğun satın alınmış sakinliği)&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Fotoğraflarını çekebilmeyi isterdim ama ben öyle tutkulu bir adam değilim, düşünür geçerim. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1539975406634973773?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1539975406634973773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1539975406634973773' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1539975406634973773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1539975406634973773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/02/bahche.html' title='bahche'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2109991915179196318</id><published>2009-02-16T23:58:00.002+02:00</published><updated>2009-02-17T00:00:36.968+02:00</updated><title type='text'>foto-şipşak</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben fakir insanların çirkin fotoğraflarını görünce üzülürüm, onların poz vermeye çalışmış ama bana göre hatta bize göre komik olmayan halleri içimi burar, bırakmasaydım sigara içmek isterdim. Bir zamanlar kaliteli bir çantası olmadığı için kız arkadaşına hep uzaktan uzağa üzülmüş, ileride ona en güzellerini alırım demiş bir arkadaşım vardı ki gitti başkasıyla evleniyor şimdi, o aklıma gelir ama sigara içemem, içmeyi çok istediğimden değil, adetten.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yazılarım bile inci gibi bir beyaz sayfada eğri büğrü gözükür, kar’ın yanında hangimiz beyazız, bir sen, sen anladın sen, sen anla zaten.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra o sıradan insanların gülümseyen resimlerini de görürüm, resim ile fotoğraf arasında ikinci sınıftan yatay geçiş yaparım, sonra onların bira yerine madensuyu içen halleri, sonra onların çok da paraları olmadığından alışveriş merkezlerinde buluşan halleri ve bunu dert etmeyişleri..&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yani paranın faniliği, bir gün ölecek olmamız, ertesi gün kanıp gitmemiz, bazen kanayıp gitmemiz, neyin önemi var ki, sen anladın, sonra büyük ekran bir televizyon, sonra eski bir kanepe, sonra iyi kazanıyorum çok şükür, sonra neşeli bir şarkı, malum iş güç, sonra herkes kendi yoluna.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra sepette yumurtalar, sonra birine birşey olursa, sen üzülürsen, üzülürüm. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2109991915179196318?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2109991915179196318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2109991915179196318' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2109991915179196318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2109991915179196318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/02/foto-sipsak.html' title='foto-şipşak'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8296857203041600363</id><published>2009-02-06T01:37:00.001+02:00</published><updated>2009-02-06T01:37:22.161+02:00</updated><title type='text'>edepsiz komedya</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;“biz çoktan unuttuk dünya dediklerini”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yani, herşeye yani diyen bu sebeple evet demeyi unutmuş bir çocuk vardı askerde, sen nasıl evleneceksin diye sorardı bana, nedense beni pek evlenmeye yetecek yaşta göremedi, en son giderken, yani sabaha karşı, bari dedi, madem evleneceksin, kasımda evlen, haziran iyi değil, yani dedim, yani bazı şeyler nasip. yani bu dünya dedikleri neye göre kime göre, yani hep aynı cevapsız sorular, sigarayı yeni bırakmış insanların kırgınlığı, bir sevgiliden vazgeçiş gibi, bu dünya dedikleri, daha da gelmem biryer, daha da manasını bulamadım, daha da sormam, yani. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“gözlerin ya vardı aklımda” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gözlerin güzel senin, senin aklından neler geçer anlamıyorum bazen. Bazen boş bakarken etrafa ve söylediğim şeylere yalandan gülümsemeler, aklın biryerlerde gezer senin, senin gözlerin güzel, benim değil, ben o yüzden sana bakarım boş zamanlarımda, sen nasıl uyursun, neler anlatırsın bana onu dinlerim, dinlerim ki bir cümlen beni koltuğumdan kaldıramasın, öylece durup bi daha düşüneyim, seni neden sevdiğimi, neden seveceğimi, seni, senin kareni. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“ seni sorana her yanım derim”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Seni bana kuşlar sorar, yan gözle baktığım mutlu insanlar, belli belirsiz yağan yağmur, toprak kokusu, alalede acılar, uykusuz bir kış sabahı sorar, günaydın, eski acılarım ellerinden öper ve sorar, hanımefendi nasıllar, bir genç kızın büyüme telaşı sorar, saçlarımı nasıl kestirsem diyen ve bunu pek önemseyen bir arkadaş sorar, iki dirhem bir çekirdek süslenmiş deri montlu mahalle delikanlıları sorar, yenge nasıl, afiyetler şeker bal, şu siyah sekizliyi atsan bitiyordu şimdiye aşkımız, isterseniz herşeye kırık bir cevabım var, sana değil. Seni sorana sağım solum sobe ve armut diyorum sessizce, aklımdan çıkma diye.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8296857203041600363?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8296857203041600363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8296857203041600363' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8296857203041600363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8296857203041600363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/02/edepsiz-komedya.html' title='edepsiz komedya'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4806420501141666732</id><published>2009-02-05T00:14:00.002+02:00</published><updated>2009-02-05T00:41:20.925+02:00</updated><title type='text'>f-a</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yazmak zor çünkü ben bir tembelim, çünkü ben eve geldiği zaman yorgunluğunu televizyonu açarak ve birşeyler içerek geçirmeye çalışan sıradan bir insanım. Sıradan bir insanım çünkü nasıl diğer “colleagues” trafikte yanıbaşında duran motor üzerindeki iki genç adamın eğlenmesine dikkat etmiyorsa, yoldan geçen kızların bir vitrin önünde durup indirimdeki elbiselere az buçuk özenerek bakmasına gülümsemiyorsa onlardan biriyim. Onlardan biriyim çünkü sabah sekiz akşam beş memurları gibi beynimi yalnızca işime verebiliyorum. Maalesef işim, benim böyle yaşamam için yani böyle lüks içinde, lüks kime göre neye göreyse bana göre öyle olduğu biçimde yaşamam için yani hayat gailesi için gerekli, onlar gibi. Onlar gibi sabah çıkıp akşam kürkçü dükkanı evime geri dönüyorum, kendi fanusum içinde. Ah zenginlik, sen benim iyi bir şarkı dinlediğim ya da iyi bir cümle okuduğum zamanlar kadar neden basit değilsin her zaman? Daha açık soracak olursak babam neden zengin değil böyle bir evde yaşamak için, bu kredi kartlarının bir devlet memuru maaşını ödemek için ve ben neden böyle vazgeçemez hala geldim tüm bu fazla’lardan, yeni bir ayakkabı, yeni bir gömlek, yeni bir geçici ben?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Anlatamaz oldum, üzücü olan bu, kendimi kendime anlatamaz, laf geçiremez oldum, düşünemez oldum, en ağırı da bu. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü ben bir tembelim. Bu cümle iyi, başa dönelim, başa dönüp gidelim, tembel olmasam belki eve geldiğimde bunları düşünmez yazardım, belki kahramanlarım arasında kaybolurdum ki askerlik, bir başka deyişle kaç kaç kaç herşeyden, işte o vakitler uzunca bir romanı yazmaya bile başlamıştım, işte ben yazardım, üç beş cümle de olsa da bir gecede yazardım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;De’lere bakmayın, hepsi yerli yerinde kullanılmış ve birinci el ve’ler fazla sayısında, şimdi bir virgül eksik, sakince boğazdan geçen bir geminin noktası, güzel bir şarkı istanbul. Son olarak, hepimizin son’u olarak, ölecek olmamız kötü değil mi, hepimizin, teker teker? Toprak, kara yazı.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4806420501141666732?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4806420501141666732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4806420501141666732' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4806420501141666732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4806420501141666732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/02/f.html' title='f-a'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3143464249939769263</id><published>2009-01-10T15:03:00.002+02:00</published><updated>2009-01-10T15:08:49.162+02:00</updated><title type='text'>asker döner</title><content type='html'>askerlik denen garip olgu bir hafta sonra geri kalıyor. bakınız blog yazmayı bile biraz özlemişim. bir not: internet cafede garip müzikler duyarken ve aklınızda birazdan giyeceğiniz yeşil şeyler varken birşey yazılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolay ve rahat bir askerlik yaptım desem yalan olmaz hatta işi bütün ayrıntısıyla anlatsam dersiniz hocam sen gidip 5 ay tatil yapmışsın, ben de gıgımı çıkarmam. böyle bir deyimi bile ilk defa kullandım bakın. durum garip yani, ne diyor urfalılar, weird..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bulunduğum internetli yerdeki sobadan kömür kokusu yükseliyor ve bu kömür kokusu pek tanıdık bir hale geliyor bunca vakit sonra ve hayatımdan 5 ay geçiyor ve sizinkinden de. sonra zaman hiç bu kadar yavaş ve hiç bu kadar hızlı geçmemişti, sonra bir sürü insan, insanlar bir iki üç garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;garip vallahi, şimdilik bu olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3143464249939769263?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3143464249939769263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3143464249939769263' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3143464249939769263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3143464249939769263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2009/01/asker-dner.html' title='asker döner'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-506598743101945395</id><published>2008-11-04T16:15:00.000+02:00</published><updated>2008-11-04T16:16:21.810+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='theShe'/><title type='text'>oh gosh..</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;you should change your battery.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;seninle paylaştığım herhangi bir an benim anlamlar yüklediğim kadar değerli olduğundan&amp;shy;, sıradan bir gün sonundaki onbeş dakikalık telefon konuşmasından havai fişek gösterisi mi beklersin ki diye soran mantığım ile tatmin olmayan duygularım savaşmaya başlayınca ancak iyi geceler diyebiliyorsam, bil ki bugünlerin tek yüzümü güldüren kısmı sesindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;or switch to outlet power immediately.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;bugün mutsuz halimi güne yaydığımdan akşama çok enerjim kalmadı, şarkılarım biraz daha eğlenceli. ayrıca vinçlerimle dalga geçtiğin için sana her an saldırı planlayabilirim, eve döndüğünde bazı geceler eline kalem kağıt tutuşturup lütfen buradaki hayatınıza dair fikir ve önerilerinizi bizimle paylaşın diyebilirim, ben işimi şansa bırakmam, ilk gece 12de uyumayarak şaşırtıyorsam gün gelir yenisini bulurum. edebiyat uğruna kelime seçmem, müşteri memnuniyetini esas alırım, hayali bir mutsuzluğum yoktur gerçekten ağlarım. seni özlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;to keep from loosing your work.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;halılar oldukça desenli ve ben istemediğim için bugün süpürülmedi, oda sıcaklığı 24 derece, biri üşenmemiş tavandaki havalandırma panelinin üzerine kurşun kalemle birşeyler yazmış, kim bilir belki iddaya falan girmişlerdir önceki misafirler de onun anısıdır, iki yataktan benim uyumayı seçtiğimin kitap okuma ışığı yanmıyor, bu yüzden mi 2 haftadır kitabımı taşıyor ve hiç kapağını açmıyorum bilinmez, hep son gece televizyonu açmadığımı farkediyorum ama artık herşey için çok geç, yorganın yatağın altına sokulmasının oluşturduğu düzen görüntüsü ile yatmadan önce onu çıkarma uğraşı insanlığın çözemeyeceği bir ikilem olarak kalacak sanırsam, gündüz kapıya astığım rahatsız etmeyin kartının birkaç saat sonra yerinde olmadığını görünce bana bir komplo kurulduğunu anlamıştım zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;the connection has been terminated due to nortel inactivity.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;insanlar günleri birbirine bağlayan saatlerde çalışıp mail atmaya devam ederken benim gelen mesajları umursamadan sana yazmam işimin en zevkli tarafı, laptop outlook ve yeterli düzeyde ingilizce seviyesinin başka bir amaç için kullanılması düşünülemez zaten. odaya su siparişi verirken, suyun otelde çok pahalı olduğu bu yüzden dışardan alıp öyle gittiğimiz yabancı tatil yörelerinde olmak istedim seninle, birlikte üşümek ve pijamamın içine üzerimdeki sokuşturmak istedim, ışıkları kapayıp birlikte uyumak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;do you wish to continue?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;i do, mucks.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-506598743101945395?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/506598743101945395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=506598743101945395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/506598743101945395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/506598743101945395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/11/oh-gosh.html' title='oh gosh..'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2532398802146847816</id><published>2008-10-03T13:18:00.002+03:00</published><updated>2008-10-03T13:26:47.998+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eleştiri'/><title type='text'>bakma bana öyle..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SOXx-14iTPI/AAAAAAAAAEU/LWPCEZ4KeEo/s1600-h/orhanpamuk708dd6297074a9f4by.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252870602315943154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SOXx-14iTPI/AAAAAAAAAEU/LWPCEZ4KeEo/s400/orhanpamuk708dd6297074a9f4by.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orhan Pamuk’un masumiyet’inin çıktığını öğrenince, şu askeri günlerimde çok memnun olduğumu, okurken günlerimin daha bir kolay geçeceğini düşündüğümü belirtmeliyim. Çünkü yazarımızı pek sevmekteyim ve kelimeler arasında fark ettiği ince ayrıntıları çoğu vakit şaşkınlıkla okumakta, bu kadarı da olmaz demekteydim. Özellikle “İstanbul” başlı başına böyle fark etmelerin, bir insanın kendi dünyasına bu kadar içten bakıp yazabilmesinin ürünüydü, zaten bu üst düzey kitap oskarın da sahibine gitmesine sebep olmuştu, birçok yabancının da İstanbul’a uzaktan aşık olmasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Masumiyet” in bir aşk romanı olduğunu daha kitap çıkmadan gazetelere yeni kaset çıkaracak sanatçı modeliyle lanse edildiğinde öğrenmiştik. Konu aşk, yazar da Pamuk olunca herkes (istinasız herkes) kitabın muhtemel okurları arasında yerini aldı. Aşk gibi harc-ı alem bir konuda yazmanın dayanılmaz hafifliğini ve satarlığını da anlayıvermiş olduk. yapılan pazarlamaya, bu işlerden ekmek yiyen birisi olarak laf söyleyecek değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin “masumiyet” beni ciddi bir hayal kırıklığına uğrattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aşk bu kadar ama bu kadar acı verici olabilir ve bu kadar uzayabilir mi? Zannımca benim yazara pek katılmadığım ve kitabın bütün inandırıcılığını gözümde kaybetmesine sebep olan kısım bu oldu. Doğuştan gelen bir yetenekle (?) konu ne olursa olsun kaybetmeyi ve kendimi acıtmayı bir yerde keseceğim için değil, yalnızca filmlerde olabilecek bu çilekeş aşk hikayesinin kitabın oluşturmasını beklediğim gerçek dünyadan bir müddet sonra kopup gitmesi, uzun uzadıya devam eden sayfalar boyunca kurgunun bir adım öteye geçmeden hep aynı hastalıklı aşkın içinde dönüp durması (ki bu süre kahramanlarımız için 8 sene..) elimde tuttuğum kitaba bu mu yani diye bakarken, bir sonraki sefer kaldığım yerden devam edecekken sıkıntılı bir ifadeyi yüzümde yakalamama sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık aşktan başka her şeye benzeyen takıntısına ait objeleri diğer hayatın (Füsun) bu kadar içine girerek toplaması ve nihayetinde tüm topladıklarının açılacak bir müzede bizlere gösterilecek olması beni çok çekmese de, müzeye gitmeyeceksem de güzel bir düşünce ama bu romanın fazlasıyla bu müzeye yaslandığını düşünmeme engel olmuyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşkı anlatan Pamuk’un, Füsun’un neyini bu kadar çok sevdiğini, Füsun’un aklından neler geçtiğini sessiz bir dille anlatırken böyle madensi bir konunun daha da dibine girerek insan neye, neden, ne vakit aşık olur sorusuna da en azından dokunmasını dilerdim. Tüm bunlar ‘aşkımdan öleceğim tanrım’ nidalarından öteye gitmeyen sayfalar arasında ilerlerken sadece kaybetmiş bir adamın giderek platonik monologlarına dönüşüyor. Oysa aşk sadece karşında sevgilini görünce kalbinin atması değil, iki kişinin bire  giden yolda paylaştıkları değil midir? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazarın aynı Nişantaşı içerisinde ve kendi hayatından parçalar ile dolaşması biraz ucuza kaçması gibi geliyor. Yazarlar elbette yaşadıklarından fazlasını ancak hayal ederek hatta yaratarak bir yerlere varırlar ama zengin, sosyal, modern bir beyaz Türk’ü her seferinde kitaplarda bulmaktan iyisi yapılabilirdi, Nobel sahibi bir yazarın yapması en azından denemesi lazımdı diye düşünmekteyim.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Neysem, görüldüğü üzere beni biraz yoran bu kitabı böyle yerden yere vurayım, tabii ki en başta söylediğim gibi Pamuk’un fark etmelerinin bilahare tabiri yerindeyse hastasıyım ama daha iyisini yapabileceğini bildiğim için kızgınlığımı da yazayım dedim.  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2532398802146847816?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2532398802146847816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2532398802146847816' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2532398802146847816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2532398802146847816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/10/bakma-bana-yle.html' title='bakma bana öyle..'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SOXx-14iTPI/AAAAAAAAAEU/LWPCEZ4KeEo/s72-c/orhanpamuk708dd6297074a9f4by.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3938467074104566455</id><published>2008-09-30T12:51:00.002+03:00</published><updated>2008-09-30T13:32:00.414+03:00</updated><title type='text'>askerde</title><content type='html'>sevgili blog,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni pek ihmal ettiğimin farkındayım. tatil, iş güç derken ağustosun orta yerinden beri askerdeyim, kandıra isimli bir kocaeli kentinde geçirilmesi gereken vaktimi tamamlamaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazacak çok fazla şey var ama hepsini sıralayıp mantıklı cümleler içinde bir internet kafeden aktarmak pek kolay değil. çarşı izni diye birşey hayatımıza girince dakikalar bilem önem kazandı blog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birkaç şeker, baklava, yemekte kola, deliksiz uyku nasıl kıymete bindi belli değil. hayatımdaki lüks kavramı değişiverdi. etrafımdaki insanlar birbirinden değişik. bir daha nerde göreceğim insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir romanın taslağını yazıyorum daha kafamda ama, bir sürü düşünüyorum, okuyorum. çok ağır değil yani durumlar, onu da dipnotta belirteyim aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neysem, şimdilik bu kadar yeterli sanırsam. daha sonra daha uzun yazmaya çalışırım.&lt;br /&gt;iyi bakın kendinize, bir de özgürlüğünüzün kıymetini bilin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3938467074104566455?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3938467074104566455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3938467074104566455' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3938467074104566455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3938467074104566455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/09/askerde.html' title='askerde'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-14489736407097132</id><published>2008-07-15T02:26:00.003+03:00</published><updated>2008-07-15T02:36:23.525+03:00</updated><title type='text'>failatün</title><content type='html'>aklımda hikaye var bir adet, karıncalı, öyle karınca deyince kaçmayın, güzel birşey, belkim tatilde yazarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatil modumdayım, işimde gücümdeyim, dua edin askerde bilgisayarlı bir yere düşeyim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-14489736407097132?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/14489736407097132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=14489736407097132' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/14489736407097132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/14489736407097132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/07/failatn.html' title='failatün'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1782812634543934474</id><published>2008-07-01T01:12:00.001+03:00</published><updated>2008-07-01T01:19:41.132+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Benim dalgın tarafım kendimi bu kadar uzun süre farketmeyince telaşlanan komşular, bu durumu yaz sıcaklarına verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu havalar siesta gibi, biraz denizi görünce, biraz kum diyeceğim ama günümüzde kumlu plaj pardon beach de kalmadı, insan gevşeyiveriyor, ne demiş atalarımız, nisan mayıs ayları gevşer gönül yayları.. atalarımızın işi gücü yokmuş zaten, etrafa bakınıp bakınıp bir söz söylemişler, bu da bilahire bir yetenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk olmak ayrı bir durum, bunu farkettim, ali desiredo’daki gibi dersek, attığımız gollerden belli. Bazen bu duruma ciddi ciddi hayıflanırken bazen de bu kaotik millete gülüp geçiyorum, bazen geçip gitmek isterken bazen gitsem ne kadar sıkılırım diye düşünüyorum. Benim yalnız ve güzel ülkem değil, benim yalnızlığı kendisine pek yakıştıran ve hep yenilenlerin, nam-ı diğer mazlumların tarafını tutan ve kendisini nedense hep bir ispat çabasındaki garip memleketim diyorum. Garip’lik bir aşağılama kompleksinden değil ama, garip işte; tutarsız, biraz deli, biraz başınabuyruk, biraz ondan, biraz şuna özenmece lakin bir yerlerinde başka garip bir doku, insana şuursuz bir güven veren, dokunmadıkça anlayamıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki hafta önce, gecenin üçünde onca alkol sonrasında kafasını bu memleketin gariplikleriyle şişirdiğim airgument yoldaş anlam veremedi tabii ki ne dediklerime. Oysa içinde bulunduğumuz bu hal, her ne kadar nasıl olsa yırtarız ümidini verse de, bir taraftan her türbanlı haberi okuduğumda ayrılıp gitmenin, aynı senaryonun başka çocukları olmanın korkusuyla ürperiyorum. Sokaktan geçerken görmediğim insanları, fanusumun dışına biraz çıkınca, o sokakların kenarlarında böylece yitip giderken ve birşeyden anlamadan bu memleketi kurtarmaya çalışırken bulduğumda şaşırıyorum. Aynı adamlar yolda önüme atladığında, arabanın freni bu buluşmayı engellediğinde içimde gizli kalmış bir canavar “ yuh ya, hayvan bunlar hayvan” diye bağırıverince kendimden çekiniyorum. Muasır medeniyetler seviyesine çıkmaya çalışırken, yargısıyla ordusuyla elele selam veren bir ülkede yaşıyor olmanın dayanılmaz hafifliğiyle kendimden geçiyorum. Ne olup, hangi mantıkla biter, bazen hiç anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı 301’e takılır diye bile düşünüyorum bu sevdiğim memlekette ve elimden değiştirecek birşey gelmiyor, gelsin istemiyorum ya ona üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz yüzünden herhalde, komşular haklı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1782812634543934474?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1782812634543934474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1782812634543934474' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1782812634543934474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1782812634543934474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/07/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3477677577128363545</id><published>2008-06-09T14:51:00.000+03:00</published><updated>2008-06-09T14:52:13.486+03:00</updated><title type='text'>f-s</title><content type='html'>Bir ayrılık ilk kez ne zaman düşer insanın aklına? Düşer de yerinden kalksın diye içinden geriye doğru sayarsın, olmadı mı, bir daha denesek, denesen hatta karşı tarafa çaktırmadan, şöyle bir yerlerin tekil tekil acısa da iki’nin manasını hatırlasan şanlı geçmişinizden. Bir ayrılık düşerse kalkar mı yerinden, vuku bulmuş mudur ki ilk talihli sen olasın, hangi gazete kaç kupona bir yazı dizisinde anlatır aşk’ınızı yeniden alevlendirmenin yollarını? Anlatırsa anlar mısın artık? Artık çok mu geç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim sigara ile olan ilişkimiz beş sene yedi ay. Masum flörtümüz tutkulu bir birlikteliğe dönüşüverdi bir anda, günde birkaç defa görüşürken uzunca bir müddet, ayrılamaz olduk birbirimizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık neden düşer ki insanın aklına? Böyle iyiydik, hakikaten iyiydik böyle, mutlu mesut yaşayıp gidiyorduk, bir yerlere de gidiyor gibiydi aramızdaki şeyin ismi herneyse, birbirimize pek de yakışıyorduk gülümseyen fotoğraflarda. Bir gün, belki de bir sabah uyandığımda, yanında, bana zarar verdiğini farketmiş olabilirim, istemeyerek yaptığını bilsem bile; başka ve yeni bir ülkede yaşamak istemiş olabilirim, bunun zor olacağını kendime söylesem de, başka ve yeni bir toprakta var olmaya çalışmak; seninle geçirdiğimiz dakikaların bana birşey katmadığını anlamışımdır, malum hayat kısa ve biraz cesaret bulabildim kendimde; sensiz de yapabileceğimi görmüşümdür, aynada ve yalnızlığımın o uzaktan çağıran sesi, kulağımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biteceğini biliyorduk değil mi sigara? O paketin içinde, cebimde onca zaman durmuşken böyle olacağını ikimiz de görüyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca zamandan sonra kolay değil. Başımı yastığa koyduğumda sen geleceksin aklıma, ayrılığın düştüğü aynı yerden gözlerimin içine bakacaksın, içim kıyılacak, ne yapsam oracıkta bitivereceksin. iyi birşey olduğunda sen de bil isteyeceğim, yoksun, işten eve dönünce seni görmek isteyeceğim, yoksun, akşam yatmadan son kez öpmeyi isteyeceğim seni, yoksun, birden yokluğun bildiğim tek şey oluverecek, ama sen olmayacaksın, yoksun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir ayrılık yazısı değil sigara, birkaç kez denedik ama beceremedik, biliyorsun. Sana böyle veda etmeyi de isterdim doğrusu, pek afilli ama daha hazır değilim, ki içten içe bu duruma gülüyorsun. Normal bir aşka ne çok benzediğinden mutlusundur sanırım, olsun, seni sevmediğimden değil zaten tüm bunlar, bu da kenarda dursun, birgün ayrılacağımıza dair kafana birşey takılırsa, açıp ve senden son bir tane yakıp okuruz diye birkaç cümle, bunu da çok göremem sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra biraz daha uzakta durmaya başlayacağız, malum bu ayrılık, eşyalarını hemen toplatmaz adama. Elim telefona gidecek ve bardakta birazcık rakı, bira, şarap artık ne varsa, hepsi senin için çalışmaya başlayacak, olmaz, yapmamalıyız, bir faydası olmadığını biliyoruz ikimiz de. Sana “bitti” dediğimde, bir aşk’ın beş harfli noktası, geriye dönsek bile eskisi gibi olmayacağını çoktan not etmiş olmalıydık, kendimizi kandırmak güzel duruyor şimdi, eskisinden bile daha güzel olabilir herşey yeniden bir araya gelsek, olmaz ki, yeniden ayrılacağız nasıl olsa ve ben artık senin aklımda kalmış parçalarını seviyorum, sevmek zorundayım, anla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3477677577128363545?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3477677577128363545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3477677577128363545' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3477677577128363545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3477677577128363545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/06/f-s.html' title='f-s'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5188033998672074190</id><published>2008-06-06T16:49:00.000+03:00</published><updated>2008-06-06T16:50:17.286+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Dinle sevgilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokluğunda çok kitap okuyamadım maalesef, bildiğin gibi iş güç koşuşturmaca. Öyle çok keyifli vakitlerim olduğu da söylenemez, yorgun bile sayılırım hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uykum var, seni beklemenin en zor kısmı da bu olsa gerek, kollarını bıraksaydın giderken böyle olmazdı, lakin bilirsin sana da kıyamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük cümleler kuracak değilim, bilirsin, bazen tek kelime, tek bakışın yeter anlaşmamıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalara gitmek geçti aklımdan, bu haftasonu, birkaç kadeh rakının belini kırarız ve o ince beline sarılıp yalpalayarak yürürüm sonra, sen gelince konuşuruz, kaçmıyor ya güzelim ada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı da bırakacağım, bunu da biliyorsun, birazcık daha zamana ihtiyacım var sanırım, neyse kızma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç kitap aldım, bilmem sever misin, askerde okurum onu da düşündüm, vaktim kalırsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı yakasında değişen birşey yok anlayacağın, batı yakasında bir ben varım seni bekleyen, batı yakası hala kalabalık ve yazı bekliyoruz kaçmak için, usulca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık dönsen diyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5188033998672074190?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5188033998672074190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5188033998672074190' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5188033998672074190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5188033998672074190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/06/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8391093245452272688</id><published>2008-05-26T01:04:00.001+03:00</published><updated>2008-05-26T01:04:31.421+03:00</updated><title type='text'>g</title><content type='html'>Bana kalsa, basar giderim buralardan burgazada’ya, ufak bir restoran açarım kendime, hiçbir yerde yiyemeyeceğiniz mezeler koyarım menüye, gelen gidenle otururum, ama herkesle değil, adam seçerim, adam gibi kimselerin, gülenlerin yanına otururum, gece evime dönerim sonra, çok geçe kalmadan, kış ise zaten kimler olacak adada, yazın eve dönmeden biraz sahildeki banklarda otururum, evin girişindeki çiçeklerimi sularım ve her gece “güneşli pazartesiler” izlerim, bıkmam, defalarca izlerim, şarkılarını dinlerim bütün gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Pazartesi, bakarsın basar giderim.&lt;br /&gt;Güneşli bir Pazartesi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8391093245452272688?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8391093245452272688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8391093245452272688' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8391093245452272688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8391093245452272688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/05/g.html' title='g'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-9009599767506891525</id><published>2008-05-16T00:40:00.000+03:00</published><updated>2008-05-16T00:42:56.688+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f-a</title><content type='html'>Ben bu saatten sonra ancak rüya yazarım; elim kelimelere gider de kelimeler kaçar başka sayfalara, elim eline değer de bu seni ne kadar mutlu eder bunca yokluğun içinde, elim kolum bağlanır aklıma geliveren bir hikayede, saklambaç oynayan çocuğun annesinin balkondan çağırması gibi, eski bir bahar, kısa kollu, akşamüstü, bırakıp gidiveririm herşeyi, bu satırları, seni, ancak bir rüyada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüste dinlenmiş şarkılara benziyor hayatımız, yanlışlıkla takılı kalmış, belki bozuk bir plak, hep dedikleri buymuş meğer. Sana anlamlar yüklemeye çalışmıyorum, anlaşalım, anlamlı birşey olduğun için seviyorum seni. O şarkı biraz daha neşeli olsun diye yoksun hayatımda, iyice dinle, seviyorum zaten o melodiyi, çaktırmayalım. Sana yalanlar da söyleyecek de değilim bu saat onikiyi bir milim geçtikten sonra, bu saat geçip gidiyor diye sana tutunacak da değilim, bunu da tartışmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüste artı birde farkediyor insan, iyice sıkışıp kaldık, sol anahtarının sağında, , idare et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu mesut yaşamayı tercih edebilirdik, neşeli cümleler, neşeli satırlar. Böyle olsun da istemezdik aslında, hiç bir gözümüzü kapadığımızda. Lakin sen şimdi bunları düşünme, ben ikimizin yerine de hallediyorum bazı mevzuları, kızacak birşey yok, adil davranıyorum bildiğimiz şeylere, bir sana bir bana sonra yeniden sana bakıp öyle geçiyorum kendimin karşısına. O kadar da kötü de değil merak etme, bildiğin şeyler, aynı tas aynı anlamını bilmediğimiz terane, anlamlı birşey olduğun için seviyorum seni, bunu unutma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-9009599767506891525?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/9009599767506891525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=9009599767506891525' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9009599767506891525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9009599767506891525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/05/f.html' title='f-a'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6435003068057241626</id><published>2008-05-01T00:45:00.002+03:00</published><updated>2008-05-01T01:01:37.278+03:00</updated><title type='text'>notes</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;gülben ergen'in bir şarkısını pek beğendim. dinlemekteyim sürekli. bu böyle birşey herhalde, genlerinde oluyor insanın, sevmemeliyim sevmemeliyim deyip sevebiliyorsun, türksün nihayetinde. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;benim iradem yok. birşeye başlatırsanız bırakamam. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;birkaç arkadaşımı özlüyorum ara sıra, arkadaş önemli birşey imiş, bunu bana para verseniz söyletemezdiniz 3 sene önce, ne hallere geldik ey rabbim. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;istanbul fakir bir şehir, biraz kırık, biraz eski. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;ama alışıyor insan herşeye, kolayca. bunun böyle olmasını da beklemezdim. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;askere gideceğim ağustosta, aklıma düşüyor arada sırada, çok değil.  &lt;/li&gt;&lt;li&gt;tatili bu kadar beklemem, yorulduğumdan mı yoksa bekleyecek birşey olsundan mı?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu havalar, bu yağmur; bahar olduğundan mı dokunur sinirimize yoksa eylül olsa çoktan maruz görür müydük yoksa sevmediğinizden mi kapalı havaları?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;sait faik yazdıysa, bunların manası ne? &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6435003068057241626?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6435003068057241626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6435003068057241626' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6435003068057241626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6435003068057241626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/05/notes.html' title='notes'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6014212250664411584</id><published>2008-04-29T00:50:00.000+03:00</published><updated>2008-04-29T00:51:52.823+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>bir</title><content type='html'>Bir takım olaylar cereyan etmekte ve ben yalnızca, sadece ama bazen kaçırırım tüm o saniyeleri diye korkarım, kendimden, senin ellerinden. Hızlıca değişir mevsimler, eylülde kalır aklım, sarı yapraklar çok şeyin sorumlusu, yağmurlar artık yağmasın, kendimizi kandırmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapalı kapılar ardında konuşurum kendimle de bir sonuca varamam, bir şehri savaşta kazanır da masada veriveririm cömertliğimden, kadir kıymet bilmez dersin sen ama beni bilmediğinden. Oysa herşeyin kaydı tutulur bir yerlerde, kaç kasanın anahtarı durur yastığımın altında, bilemem, kendimi ellerine bırakırım ama ele veremem, sen beni böyle bilmediğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin yakınım olur uzun zamandır görmediğim acılarım, simasını görsem tanırım dokuz gömlek öte yalnızlığımın, bizimkisi lafta sadece şekerim, bitanem, balım; korkacak birşey yok, yarın unutur giderim, merak etme, sakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kibrit bulurum, yakarım kendimi, yakarım bu şehri, bir sigara yakarım. Sana masallar anlatırım da kendimi inandıramam, tersi ihtimallerin pamuk prensesi gibi durursun öylece, tanıdığın en sevimli, en uykucu cüce ben, birgün seni sen öylece uyurken öpemeyeceğimden korkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafiyesini alırım şu hayatın da, karesi ağır gelir ve köklerine insen annem sıradan bir insancık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6014212250664411584?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6014212250664411584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6014212250664411584' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6014212250664411584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6014212250664411584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/bir.html' title='bir'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5833630567592667887</id><published>2008-04-26T02:10:00.002+03:00</published><updated>2008-04-26T02:19:45.490+03:00</updated><title type='text'>vah vah</title><content type='html'>o değil de,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deniz seki'nin beyaz'da yıllar öncesinden kalma bir videosu vardı. şaka gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın taş iken fil olmuş. bir insan neden kendine böyle birşey yapar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıfır bedene karşı feminist bir hareket gelirse hoş gelişler ola, önce kendinizi inandırın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5833630567592667887?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5833630567592667887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5833630567592667887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5833630567592667887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5833630567592667887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/vah-vah.html' title='vah vah'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1143714633538406199</id><published>2008-04-24T10:37:00.000+03:00</published><updated>2008-04-24T10:44:39.610+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seyahat'/><title type='text'>barça</title><content type='html'>Sevgili okuyucular,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bu satırları güzel kentimiz barcelona’nın havaalanında, öğle saati olmasına rağmen herkes içiyor ben niye içmeyeyim diyerek alınmış bir bira eşliğinde yazıyorum. Tabii o insanların hepsi ingiliz, bu durum beni durdurdu mu, hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki kısacık mintirik post’tan da anlaşılabileceği üzere bu şehre gelip de Gaudi, tırmala beni kaşı beni dememek mümkün değil. Bu noktaya birazdan değineceğiz. Lakin sanırsam dünyada ismi bir mimarla birleşik bu kadar anılan başka bir şehir yoktur, hoş başka da Gaudi yok. Futbol spikeri türkçesiyle “ Gaudi şehre imzasını atmış”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sagra da familia’yı ilk gördüğünüzde yani metrodan inip kafayı çevirdiğinizde bir an yerinizde durup öylece bakakalıyorsunuz. Bir insanın bunu nasıl düşündüğünü, zihninde nasıl şekillendirdiğini anlamak mümkün değil. Tabii daha yarısı ancak bitmiş olduğundan (estimated arrival: 2026) hala bir inşaat alanında, kordonlar eşliğinde gezdiğinizi de hatırlatırım. İspanikler bayağı bir müddet tamamlansın, yok böyle kalsın şeklinde tartışmışlar, korkuları kimsenin Gaudi’nin işini devam ettiremeyeceği imiş. Gaudi ise öleceğini anladığı an inşa yerine kendisinden sonra geleceklerin devam edebilmesi için planlarını çizmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni en fazla etkiliyen ise Gaudi’nin yalnızca 70 yaşından sonra kendisini tamamen bu kilisenin yapımına vermesi oldu. Sebebini ise şöyle açıklamış: “ artık hiçbir arkadaşım, dostum, ailem, vaktimi harcamaya değecek kimsem kalmadı, hepsi öldüler”. Düşünsenize dehasınız, böyle bir iş yapıyorsunuz ve sizin için etrafınızdaki insanlar bu işten çalabilecek kadar değerli olabiliyor, Gaudi burada bizim gibi devlet memurlarına iş-özel hayat dengesi dersinin suyunu çıkarıp veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyik olarak arkadaşlarıma mail atıp: “ yahu ben bu sagra da familia’ya gidecektim, daha bitmemiş, gideyim mi, değer mi, bitince mi gideyim?” şeklinde bir olta attım. sadece bir kişi atladı, sabıkalıyım artık, kimse inanmıyor ama it was a nice trial J Gaudi’ye neden acele etmiyorsun diye sorduklarında ise şu cevabı vermiş: “ müşterimin acelesi yok”, bilmeyenler için tapınağın tamamen tanrıya adandığını ve bütün dinlerden insanlara gel dendiğini ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La pedrara, park güell gibi diğer Gaudi işlerini de gezdim, sonrasında otelin haritasında ne kadar kocaman şekilde çizilmiş anıtımsı, mimarimsi yer varsa hepsine de gittim acele etmeden. Modern sanat müzesinden haz etmedim ama bir bankanın modern sanat sergisini pek beğendim, hatta orada charlie chaplin filmleri var idi, yarım saat izleyip güldüm, çok entrasan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir turistik insan olmanın en güzel yanı zaman derdiniz olmayışı. 5 gün boyunca her öğlen 12’de kalktım, gece de diskolarda tepinip sabaha karşın bedavaya kaldığım hilton odama döndüm, bedava çünkü arkadaşım iş için burada. İçim dışım baget ve ton balığı oldu, bira da oldu, bazen viski bile oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona’nın deniz kenti olduğunu söylemek zor ama, buraya gelince boğazın kıymetini ve denizle ne kadar haşır neşir yaşadığımızı farkettim. 5 gün içinde yalnızca bir gün deniz kenarını gördüm, zaten oraya da çok matah yerler yapmamışlar, böyle bir dertleri de yok adamların, hatta kordon anlayışları yok diyelim de eskiler anlasın, missilence gülsün birazcık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harita özürlü birisi olarak yine kayboldum, fakat bu kayboluş beni istesem bulamayacağım ara bir sokağa çıkardı. O kadar güzel minik bir bar buldum ki resimlerini görseniz anlarsınız. Küçücük, eski püskü bir yer, insanlar gelip ayaküstü bir bira içip gidiyorlar. Tam oturup etrafa bakınırken yan masadaki çocuk birşeyler söylemeye başladı ve şerefe yaptık, içimden diyorum ki tipe bak, kesin zararlı neşriyat teklif edecek şimdi bana. Meğerse kübalı imiş, çat pat ingilizcesi ile konuşmaya çalıştık, sürekli gülen acayip tatlı bir herifti, nice to meet you dostum dedim bardan ayrılırken, bize de bekleriz, istanbula.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece hayatı ise oldukça başarılı. Mekana gidiyorsunuz saat bir buçuğa kadar kimse yok, lan diyorum nasıl iş bu, boş kalacak herhalde, sonra yirmi dakikada pat diye ayakta duracak yer yok. İlk gün facia bir turistik yerden sonra şehrin kalifiye yerlerini keşfettik tabii ki, en azından artık böyle lokal iyi yerleri bulmakta geliştirmişim kendimi. Pazar ve Salı gecesi bile saat 3’te insanlar dans ediyor, anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi erkek okuyucularımız için geliyor bomba. İlk gün nou camp’a gittim, bakayım bi diye, sonra o gün espanyol maçı olduğunu öğrendim, sonra dedim ki lan hayatında kaç defa geleceksin barcelona’ya al bilet, sonra madem alıyorsun neden en güzelini almıyorsun deyip sahanın on metre kenarında inanılmaz bir yerden bilet aldım, şöyle ki messi, eto falan resmen burnumuzun dibinde ısınıyor, ayrıca messi maçta tam önümüzde bir hareket yaptı ki Gaudi neyse messi de futbolda budur dedim, şaka gibi. (orospu çocuğu real madrid J)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir beş günün de sonuna geldik, tedbil-i mekanda ferahlık vardır diye boşuna dememiş dedelerimiz, tabii bu mekan barça olunca daha bir ferah oluyor insan ve ben yavaştan duty free’ye doğru yerimden kalkıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esen kalın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1143714633538406199?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1143714633538406199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1143714633538406199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1143714633538406199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1143714633538406199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/bara.html' title='barça'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8579210033163975429</id><published>2008-04-21T04:35:00.002+03:00</published><updated>2008-04-21T04:48:41.557+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>gaudi insan ise biz neyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne diye çalışıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amacımız ne?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8579210033163975429?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8579210033163975429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8579210033163975429' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8579210033163975429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8579210033163975429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6740073610565551664</id><published>2008-04-18T02:18:00.003+03:00</published><updated>2008-04-18T02:30:08.840+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>Bebe'k</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SAfbEJs34MI/AAAAAAAAAEM/0J-Hq21CupA/s1600-h/12042008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190357959937876162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SAfbEJs34MI/AAAAAAAAAEM/0J-Hq21CupA/s400/12042008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçenlerde televizyonda Ara Güler’in eski istanbul resimlerinden oluşan bir sergi haberine rastladım. Spiker arkadaş sözü Ara’mca’ya verdiğinde birden dikkatimi yine televizyona vermek durumunda kaldım, çünkü Ara’mca bağırmaya köpürmeye başladı: “siz bu istanbul’a istanbul mu diyorsunuz? Siz ne gördünüz ki?”. Yalnız böyle yazdığıma bakmayın, adamcağız bayağı bir hiddetli bağırıyor: “ ne silüet kaldı, ne manzara, ne gün batımı, ne de o insanlar”&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Haklı da, bu istanbul giderek garip bir hal alıyor. İlk geldiğimde beni ürküten ama sonrasında alıştığım bu kuru kalabalık oradan oraya savrulurken sağa sola binalar dikiyor, hayatının ciddi bir kısmını köprülerde, yollarda geçiriyor, çoğu denizi bile görmeden yamuk yumuk yerlerde yaşayarak geçip gidiveriyor. Otoyol kenarlarında piknik yapanlar ile en fakiri olsa bile 50 sene önce sahilde yürüyenleri nasıl kıyaslayabiliriz? Boğazı bekleyen yalıların birindeki yangını çindeymiş gibi izleyen o gençlerle reina’da sabaha kadar tepinen zirzopları hangi kefeye koysak ağır basar? Galata’da balık tutan bir adamın o sandallara bakarken şehrin bir yerinde duran o yokluk, o eksiklik, o bizim artık romanlardan okuduğumuz hüzün yerini çok da fazlasıyla ekmek parası yani bir kilo lüferle tekirin kaçtan gideceğine bırakmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu şehir işlerinden anlamam, bu şehirler beni anlamadığından ve bu şehirleri pek çok kimse benden fazla sevdiğinden yanaşmam pek. Lakin Bebek benim bir yerimde olanca sadeliği ile durur. Yapacak işim olmadığında hatta çoğu haftasonu olduğunda, Bebek’e iner, kahvede birkaç çay içer, gazetemi okur, sonra parkta yürürüm, yanımda sevdiceğim ya da sevdiğim birileri varsa daha bir mutlu olurum. Belki tüm bunlar, yani Bebek’le benim aramdaki bu aşk tamamen benim iniveriyor olabilmem, pek de zahmete katlanmadan evimden azıcık mesafeyle gidebilmemle başlamıştır, bir müddet sonra şu yukarıdaki cümleleri yazabilecek kadar kendimi Bebek’in içinden hissedeceğimi bilmemin de payı vardır muhakkak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin bu Bebek giderek globalleşen dünyamızın küreselleşen bir markası olmak durumunda. Tiky tiky kızlarımızın mini mini etekleri ile geldikleri, saçları pek jöleli oğlanlarımızın valeye anahtarlarını uzattıkları, nişantaşı’ndaki her mekanın kopyasını açtıkları bir yer olmaya başladı. “aaa duydun mu house cafe bebeğe de açılmış” nidaları ile başlayan yeşil tri-stripes eşofmanlı kız konuşmalarının bittiği yer, artık o her sabah geçtiğim daracık yolun kenarındaki masalarda bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini bilmez bir şekilde, bu irenç insanlar ile başlayan cümleler kuracak değilim, yer yer zaman zaman bu insanlarla gayet birlikte eğlendiğim vuku bulmuştur. Bu insanların hayatlarının ne kadar boş olduğu, kaç gram akıllarının olduğu da çok su götütür ve gereksiz bir tartışmadır. Hiç girmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu olanların bana en büyük etkisi arabayla inecek delik bulamamak ve o arabayı park edecek yer için takla atmaktan ibarettir, bundan muzdarip miyim, oldukça. Yoksa ben hala, aynı yerlere gidiyor ve aynı yerlerde yürüyorum, kimsenin dur kardeşim ne yapıyorsun dediği de yok, e bu durumda çok ağlanıp sızlanacak bir durum da yok aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin tanıdığım birkaç abi, Bebek’in bu ellerinden kayıp giden masum haline üzülmekte ve ben de onlara katılmaktayım. Bir zamanların sessiz sedasız kızlara benzeyen Bebek’i, hani o hep yanaşmaya çalıştığınız ama cesaret edemediğiniz güzellik, herkes tarafından görünür ve sıradanlaşır olmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarını sarıya boyattı hatta. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6740073610565551664?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6740073610565551664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6740073610565551664' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6740073610565551664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6740073610565551664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/bebek.html' title='Bebe&apos;k'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/SAfbEJs34MI/AAAAAAAAAEM/0J-Hq21CupA/s72-c/12042008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1534391903412573708</id><published>2008-04-14T00:30:00.000+03:00</published><updated>2008-04-14T00:31:56.219+03:00</updated><title type='text'>baha diye bir şarkıcı vardı.</title><content type='html'>Mevsimlerin değişimi herkes için iyi oluyordur herhalde, bir vakit sonra zaten pek de filmlere benzemeyen hayatlarımız artık o hangi mevsimse bukalemun gibi yaşamaya alışıyor çünkü; bkz: şemsiye, eldiven, çizme, erkenden kararan hava. Sonra hop diye o bildiğimiz rutinin uzaktan akrabası hava’lar başka bir hal alıveriyor; saatler ileri gidiyor bir adım, evde oturmak sıkıcı bir hal alıyor, işte böyle. Mesela yazarımız şu sırada balkonunda, az önce ise bebek’te idi, bebek kısmına geri dönecek zaten, biraz sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaktan ıslık çalan bir adamın geçmesi güzel birşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bu balkonu, çok önceleri içeride duran bir masa bekler, yaz kış, hiç içeri girmeden. Aslında bizim de değil, evin eski sahibi kadıncağız ister atın ister satın diyerek, bir manada kaçarak bırakmıştı tahta arkadaşı. Nedense, özellikle kapalı havalarda eşyaların konuşup düşünebildiği fikri aklıma gelir. Şimdi bu balkonda, şimdi bu ağzı var dili yok masanın aklından neler geçiyordur, tam karşısında yağmurun hışmından kaçıp açmaya çalışan çiçekle bir yakınlaşması var mıdır, bana neden anlatmaz böyle şeyleri, bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerçekiminin olması iyi birşey yoksa uçup giderdik buralardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay bahçemsi yerlerde (bebek kahve, heybeliada) çiftleri izlemesi pek entrasan. Beni en fazla şaşkınlığa uğratan ise hiç konuşmadan duranları. Bir türlü anlayamıyorum, oturuyorlar, garson ne yiyip içeceklerse getiriyor beş dakika sonra, birkaç cümle ediyorlar birbirlerinin yüzüne bakmadan, sonra derin bir sessizlik, öbür masanın (tahta olan değil) sakini olarak ben geriliyorum. Yetmiş yaşındakiler yapsa neyse gencecik kimseleri bile böyle görmek garibime gidiyor. Her dakika konuşamazsın ama bu kadar bir susmak pek hayra alamet değildir herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık daha fazla yazacağım, bilginize.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1534391903412573708?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1534391903412573708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1534391903412573708' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1534391903412573708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1534391903412573708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/baha-diye-bir-arkc-vard.html' title='baha diye bir şarkıcı vardı.'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8253155017188094672</id><published>2008-04-04T00:12:00.000+03:00</published><updated>2008-04-04T00:13:46.163+03:00</updated><title type='text'>öylesine rastlanmış başkalarının bir fotoğrafı üzerine</title><content type='html'>İşte biz o resmin orasında öylece dururken, belli ki bir yazdı kaçıncı yüzyıldan kalma, ama bizim yazımızdı, farkına varmadan yazdığımız bir fotoğrafın ortasında dururduk da haberimiz yoktu. Akşamüstüydü, neşeli bir günün sonunda yorgun birer sandalyede oturuyorduk, sen ben bizim çocuklar ve öylesine şeylere sıradan gülüşlerimiz. Hayat pek bir basit gözükürdü, evlerin pencereleri kadar sıradan, taş merdivenlere çıplak ayakla basmak gibi garip bazen, geçip gideceği aklımıza bile gelmezdi böyle vakitlerin, gelmesi o dakikaya okkalı bir küfür sallamak olurdu çünkü, o an’ı geçip gitmeyi aklıma getirmezdik ki gitsin, anı olsun diye yaşamıyorduk bunları, bir akşamüstü, bir sen, bir ben, bir de bizim çocuklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8253155017188094672?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8253155017188094672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8253155017188094672' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8253155017188094672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8253155017188094672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/04/ylesine-rastlanm-bakalarnn-bir-fotoraf.html' title='öylesine rastlanmış başkalarının bir fotoğrafı üzerine'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5750142515042882550</id><published>2008-03-27T00:19:00.002+02:00</published><updated>2008-03-27T00:39:44.517+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='g'/><title type='text'>f</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;yazacak birşeyim yok. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;vallahi yok. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;çalışıyorum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;çalış çalış, beyni tükettik&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu geyik de hem beni hem sizi tüketti&lt;/li&gt;&lt;li&gt;ipimle kuşağım ... yani, çok ayıp bir söz bu&lt;/li&gt;&lt;li&gt;herkeste bir kızgınlık var, başbakar da, toplum da, gazetede&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu bahar havasına yakışıyor mu?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;şu yağmurlar.. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;hem maddi hem manevi zararım var bazı mevzulardan&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bunları böyle bir platformdan paylaşmam&lt;/li&gt;&lt;li&gt;evimize hırsız girdi, çıktı, aldı birşeyler&lt;/li&gt;&lt;li&gt;e be hayvan, herşeyi anladım da, bi bokuna yaramayacak digiturk kutusunu ne diye aldın. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;alarm taktırdık, rahatladık, gel lan bi daha, bi kutu daha aldım&lt;/li&gt;&lt;li&gt;sevgili seyirciler, silenzio magazin bir ilki gerçekleştirdi&lt;/li&gt;&lt;li&gt;anasıyla kavuşamayan tüm ünlüleri açıklıyoruz&lt;/li&gt;&lt;li&gt;ronaldinho mesela, yavrum sen neden hiç anneni aramıyorsun sen?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;top peşinde koştun da ne oldu, hayır duası alsan daha falsolu vurursun o topa&lt;/li&gt;&lt;li&gt;ingilizlerin iki deyimi var; biri right as rain; bunun şarkısı da var &lt;/li&gt;&lt;li&gt;o şarkıyı söyleyen kızın ismi adele, büyük sanatçı&lt;/li&gt;&lt;li&gt;juno da garip bir film, güzel gibi&lt;/li&gt;&lt;li&gt;zaten saundtirekleri iyi filmler ve insanlar iyi olur kamil&lt;/li&gt;&lt;li&gt;çok mu alıngan olduk, olabilir&lt;/li&gt;&lt;li&gt;kıyafetimi değiştirsem&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu yakıştı mı? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;uykum var&lt;/li&gt;&lt;li&gt;uyku, iş, divan, uyku, iş&lt;/li&gt;&lt;li&gt;alarm var artık alarm, duydun mu pis hırkız.. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5750142515042882550?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5750142515042882550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5750142515042882550' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5750142515042882550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5750142515042882550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/03/f_27.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5212035680954702283</id><published>2008-03-20T16:19:00.001+02:00</published><updated>2008-03-20T16:19:34.147+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Bahar geliyor. Bizim evin önündeki ağaçta tomurcuklar gözükmeye başladı, kalın ve ince giyinmek seçimi hayati rolüne bürünüverdi yeniden, uyanıp camdan bakınca mavi gökyüzünü görmek sıradan bir vaka olmaya doğru ilerliyor, hızlıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstleri biraz daha maceraperest olacak şimdi, çalışmak o saatlerde, o haftasonlarında, o öğleden sonralarında zorlaşacak, deniz kıyıları insanla dolup taşacak,  istanbul gelinlik kızlar gibi güzelleşiverecek. Times new roman bile trebuchet kadar mutlu olacak belki bu bahar. Bahar bu, yeşiller açmayanı sevmeyecek hayat, gülümse diyecek, hiç bilmiyorsan yapabilenlerin taklidini yap, bu kadarını yapabilirsin değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışlık hatıralar divanın altındaki yerlerini alırlarken yaza özenecekler. Yaz, baharın uzaktan akrabası, çok sık görüşemiyorlar, malum; ikisinin de takvimi müsait değil. Her insanın bir mevsimi olacak derse devlet, benimkisi sonbahar, yani daha vakit var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5212035680954702283?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5212035680954702283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5212035680954702283' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5212035680954702283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5212035680954702283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/03/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7094546882313319188</id><published>2008-03-17T01:02:00.000+02:00</published><updated>2008-03-17T01:03:38.990+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>3</title><content type='html'>Yalandan kim ölmüş? Üç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir şarkı dinlemiş önce, aklında hiç yokmuş böyle şeyler, iki’sini birden kandırırken bir’ine gizlice ihanet etmiş üç, kendisine çok sonra haber vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ağır yük geceleri uykusunun ucunda durmuş ve yastığının aklından geçerken uğramış derin bir pişmanlık, kaybedilen zaman, yazık, üç’ün içi acımış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yalana inanmış olmakla, bu işi olduramamak arasında takılı kalmış saatin akrep ile onu kovanı, aralarında üç; ve bir yel esse uygun olurdu böyle bir durumda, oysa rüzgar şaşkınlıktan oracıkta kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yalan günahına girerken parantez içindeki aşk’larının, günah olan yalan mıydı, yalan olan aşk’ları mı oluveriyordu şimdi, on’u düşünmüş üç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı üstü bir hayattır yaşanılan, kırık, kırgın ve yorgun olmak lazım gelirse kırık, kırgın ve yorgun bir aşk’ın ardından, bir yalana inanmakla bir yalanı olduramamak, hangisini seçersen esas karakter olarak, tebrik eder seni üç, nihayetinde ölü bulunur bir sabaha karşı, nihayetinde söylenmemiş ama oracıkta hep durmuş bir yalan’dan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7094546882313319188?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7094546882313319188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7094546882313319188' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7094546882313319188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7094546882313319188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/03/3.html' title='3'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-9199389631932395794</id><published>2008-03-09T23:57:00.001+02:00</published><updated>2008-03-09T23:58:59.629+02:00</updated><title type='text'>hayat</title><content type='html'>Bazen düşündüğümde çok sıradan bir hayat yaşadığımı farkediyorum. Devlet memurundan halliceyim; sabah sekiz akşam beş mesaime gidiyorum, gömleklerim ütüleniyor bir şekilde sağolsunlar, çantama evraklarımı koyuyorum eve dönerken, günde en az beş bardak çay içiyorum, günaydın diyorum merdivenden çıkarken gördüklerime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bir Russell Crowe öyle mi? Kah bir denizci oluyor, kah gladyatör, kah şarap yapan bir ingiliz. Aksanı desen pek havalı, saygı duyuyorum, normal hayatta birkaç söyleyişini de izledim, mert bir insan, eminim. Russell’lar kolay yetişmiyor günümüzde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen düşünüyorum da şu A+ hayatım pek bir maceraperest. Kışa tam alışmışken baharı bekliyorum gizliden, sonbahara ihanet ediyormuş gibi hissediyorum kendimi akşamüstlerinde, o derece. Arabayı deli gibi kullanıyorum bazen, bastığım gazlar trafik canavarına davetiye. Çok yüksek sesle müzik dinliyorum kimi zaman, çılgınlık, üstteki ev sahibi geliverirse diye hiç düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin şimdilerde bir paris hilton benzeri türk peydah olmuş gastelere, yolu açık olsun hanım kızımızın, onun hayatı böyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen düşünmüyorum da aklıma geliveriyor, çok şanslı bir adamım. Eskiden pek değerini bilmediğim sayıda iyi arkadaşım var, tanrı vergisi çalışan bir kafaya sahibim, yaşlandıkça daha yakışıklı oluyorum ayrıca, kumar oynasam tek el kazandırmayacak bir aşka sahibim, harika şarkılar buluyorum bir yerlerden, sağ elimle yazıp sol ayağımla top oynuyorum garip bir şekilde, büyük yetenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl gülben ergen’in yeni albümü umurumda değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-9199389631932395794?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/9199389631932395794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=9199389631932395794' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9199389631932395794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/9199389631932395794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/03/hayat.html' title='hayat'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6295109744323677471</id><published>2008-02-29T00:24:00.002+02:00</published><updated>2008-02-29T00:35:13.839+02:00</updated><title type='text'>and all I'm doing here is just waiting for you...</title><content type='html'>bu şarkı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.jango.com/stations/3514946;tunein?u=0&amp;amp;song_id=126826&amp;amp;proxy_id=3795000"&gt;http://www.jango.com/stations/3514946;tunein?u=0&amp;amp;song_id=126826&amp;amp;proxy_id=3795000&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da sözleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.lyricsmania.com/lyrics/jens_lekman_lyrics_27002/other_lyrics_57528/friday_night_at_the_drive-in_bingo_lyrics_742453.html"&gt;http://www.lyricsmania.com/lyrics/jens_lekman_lyrics_27002/other_lyrics_57528/friday_night_at_the_drive-in_bingo_lyrics_742453.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bu adam bu memlekete geldi de ben gitmedim, kendimi hiç affetmeyeceğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir insan böyle bir konuda şarkı yazarsa ve bunu da benim hüzünlü melodilerimin içinde gülümseyen yanım diye yaparsa yanaklarından öperim, canım benim derim, jens lekman benim kardeşimdir bu saatten sonra, russell crowe ise abilerin en güzeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki bira içince kendime gelmemin en basit nedeni ayrıca, kendimden biraz daha uzaklaşmam olabilir, ki bu kendimi gereksiz şeyler işgal ettiğinden, kurtuluş dakikalarım diye adledip her gece kutlayabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, en güzeli şarkıyı dinleyin, başlık'ımızın manası da orada saklı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6295109744323677471?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6295109744323677471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6295109744323677471' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6295109744323677471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6295109744323677471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/and-all-im-doing-here-is-just-waiting.html' title='and all I&apos;m doing here is just waiting for you...'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6037479730603139291</id><published>2008-02-27T23:46:00.003+02:00</published><updated>2008-02-27T23:51:35.772+02:00</updated><title type='text'>g</title><content type='html'>belki de bu hayatın anlamı yarışma programlarından birine girmekte gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) kutumu açın&lt;br /&gt;b) 10'dan geriye sayalım hep birlikte&lt;br /&gt;c) içimden d geçiyor ama ben f diyeceğim&lt;br /&gt;d) kapayın kutumu&lt;br /&gt;e) önemli olan iç güzelliği&lt;br /&gt;f) riske girmek istemiyorum&lt;br /&gt;g) bir moral alkışı&lt;br /&gt;h) yaşandı bitti saygısızca&lt;br /&gt;i) ı şıkkını yediğim için mutluyum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların her sabah uyanıyor olması bir garip değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) bir gün uyanmayacaklar&lt;br /&gt;b) kutumu açın&lt;br /&gt;c) açın da gideyim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6037479730603139291?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6037479730603139291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6037479730603139291' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6037479730603139291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6037479730603139291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/g.html' title='g'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-31712177301538426</id><published>2008-02-22T00:16:00.001+02:00</published><updated>2008-02-22T00:18:14.812+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Kötü adamlar çalar çırpar, gözünün yaşına bakmadan adam öldürürler, kalan sağlardan işine yarayanları seçer, yollarına devam ederler bir şekilde. Kötü adamlar çok konuşmaz, konuşurlarsa kötü sözler söyler, kırar dökerler, yalnızlıklarının tadını çıkartırlar boş vakitlerinde ve mutluymuş taklidi yaparlar kendilerine. İki ile iki buluşunca bir eder onların gözlerinde, noktalama işaretleri yalnızca nokta oluverir, o paragrafta anlatılmak istenen şey susuverir, birşey söylemez, birşey söylemez kötü adamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin ben iyi bir adamım, annem beni iyi adam olayım diye doğurmuş, yıllar sonra anlıyorum, onca çaba boşunaymış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-31712177301538426?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/31712177301538426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=31712177301538426' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/31712177301538426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/31712177301538426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5359517662779803368</id><published>2008-02-19T00:42:00.001+02:00</published><updated>2008-02-19T01:06:40.956+02:00</updated><title type='text'>k'ar</title><content type='html'>Biz şehirden gidince kar gelmeye karar verdi ve uzunca zamandır beklediğimiz beyaz bunu mu demek istediniz diye sorarcasına orta yerine yerleşiverdi hayatımızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız hayatım, spongebob squarepants gibi süprizlere açık. Bilerek imla hatası yapamayacağımıza göre, işin macerası yanılıp doğrularını bulmakla geçecek uzunca bir müddet. İki resim arasındaki onbirinci farkta her resmin ayrı bir güzelliği olduğunu anlayacağız, her mevsimin, her yeniden başlamanın, her yaşın, herşeyin. Nefes almak giderek daha sıradan bir hal alacak, bu böyle, kendimizi daha fazla bileceğimize göre bulmacaları çözdükçe; o resimlerden birindeki şarkının ismini gözümüz kapalı yazacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kar bir sokağa yerleştiğinde mahallenin sakinlerine içten içe gülümser, evden çıkamamışlara büyük bir iyilik yaptığını düşünür haklı olarak, çocuklara bedavadan bir sevinç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bu kar, yanımıza iyi hatıralar olarak kar kalacak; a şapkasını unutacak bir yerlerde belli ve kar’ı da gördüğümüze göre bahar’ı beklemeye başlayacağız gizlice. Kış en büyük gösterisini artık sahneye koyduğundan  yavaşça salondan çıkabiliriz, bis yapsa bundan daha iyi olamayacağı için kartoplarımızdan kardan adamlar, buzlarımızdan kaydıraklar yaparak artık gidebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin kar için gitmek, akıllarda kalmak demektir hayatım, öyle diyor, ben onun yalancısıyım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5359517662779803368?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5359517662779803368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5359517662779803368' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5359517662779803368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5359517662779803368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/kar.html' title='k&apos;ar'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8413660445133048977</id><published>2008-02-14T01:10:00.000+02:00</published><updated>2008-02-14T01:11:23.520+02:00</updated><title type='text'>bir</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Trebuchet ile yazmaya başlamam hayatımda bazı şeylerin yolunda gitmediğini farketmediğimden değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sigaralar ile olan ve üzerimde hiç üstemesem de şık duran sorunumu da seviyorum, vazgeçememek; geçip gitmeyi artık pek de beceremeyen vesikalıklarımın sağ alt köşesinde kimsesiz bir stüdyonun silik ismi. Caddenin bir köşesinde keşfedilmeyi bekleyen fotoğrafçıyım belki de, eğer resimlerinizde mutlu, mesut, bahtiyar gözükmek istiyorsanız bekliyorum. Vazgeçmelik iyi şarkılar da dinletirim siz kameraya gülümserken, Sondre Lerche diye bir adamı tavsiye ederim, isterseniz tabii, lakin eskisi kadar geç saatlere kalamıyorum, malum iş, güç, yorgunluk. Saat oniki gibi yatağa gidiyorum, beynimin büyük bir kısmı günlük gaile, rahmetli büyükannemin dediği gibi “bu dünyanın gailesi biter mi a oğlum”. Ne diyorduk; “dont spend all your time, it is only hit and run”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi eski istanbul’un eski bir sokağında buluyorum bazen. Oysa ben hiç gezmeyi sevmem bilmediğim yerlerde, elimden tutup götürülmezsem bir fotoğrafta farkederim oralarda olmak istediğimi, küçücük bir esnafın marketinde çırak oluvermek isterim de elimdeki bana ait poşetlerin içindekiler pek bir kıymetli gözükür. Ne yaparsanız yapın ama, o içinde yaşadığım mahalle, o içinde dönüp durduğum melodi, o tahta evlerden, o evlere çıkan dik taş merdivenlerden, orada yaşayan ve hiç ölmeyen yaşlı bir amcadan, o komşuluğa gelen teyzelerden, o teyzelerin yaramaz çocuklarından beni alamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüne bir de durmadan geçen bir zaman var. Günler birbiri ardına giderken, sahi bugün günlerden hangi çekim ekindeyiz, kendimden üç yaş küçüklere abiymişim gibi bakıyorum. Abiler bilir herşeyi, abiler bir sorun varsa çözerler, abiler sizden bir adım ötede sizinle birlikte yaşlanırlar sessizce de size söylemezler. Bense pek birşey bilmiyorum, bildiklerimi saklıyorum saksıların içine, sonra keyifli çiçekler yetiştiriyorum çaktıra çaktıra kendime. Bu halim, yani böyle kaçar gibi kaptırmış kendini bu mutluluk hikayesine, içten içe hüzünlü insanlara özeniyorum, onlar gibi boş gözlerle bakmak istiyorum etrafa, hiçbirşey umurumda olmasın istiyorum siz mutlu insanlara ait, gitmek istiyorum kimselere haber vermeden, hakkımda konuşulurken hali kötü galiba densin istiyorum. tanrım beni neden böyle yarattın, böyle ise neden ortalıkta bıraktın, aklıma neden yollar koyup yürümeyi sevdirmiyorsun bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlıyor musun, ben sade söylenmiş bir kahveyi masaya getiren orta yaşlı bir garsonun yüzündeki hafif memnuniyetsiz ifadeyi farketmek istiyorum, yalan dolansız konuşan ufak bir çocuğun geleceğini hayal etmek istiyorum onun yarım yamalak cümlelerinde, bir oğlanın bir kızla mutlu olmadığını iki keimesinden anlayıp hayatlarının kesişen köşelerine yalın bir ayrılık yazmak istiyorum, tek başına yanımdan geçen genç bir kızın aklındaki onca şeyi tahmin etmek istiyorum, aynada kendime baktığımda aynasız kendime çeki düzen verecek iki çift lafım olsun diyorum. Çok şey istemiyorum, çok şeyin az şeyin karesi olduğunu anlayacak kadar gördüm, çok şeyden sıkıldığımdan değil, çok şey içinde kendimi bulamamaktan korktuğumdan tüm bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kendimi 1960’ların bir anadolu kasabasında buluveriyorum, üstümdeki kalın parka ile karlara bata çıka evime gitmeye çalıştığım bir akşamüstünde evimdeki sobanın zar zor yandığını düşünüp üşüyorum, perdelerini çektiğim vakit bu evde okuduğum kitaptaki sevimli kıza aşık olduğumu farkediyorum, hava biraz daha kararırken ve herkes işinde gücündeyken, benim bütün işsizliğimin tadını çıkarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trebuchet ile yazmaya başlamam hayatımda bazı şeylerin yolunda gitmediğini farketmediğimden değil, kadınların saçlarını değiştirmesine benzer birşey istediğimden belki, bende olmadığından topu sürekli attığım aşk yanıbaşımda olduğundan artık, topu kendi kafama atıyorum, kafam biraz dağılsın istiyorum, ondan, şimdi anlıyorum.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8413660445133048977?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8413660445133048977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8413660445133048977' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8413660445133048977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8413660445133048977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/bir.html' title='bir'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1973620274190288915</id><published>2008-02-05T00:24:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T00:39:23.490+02:00</updated><title type='text'>kuş</title><content type='html'>yazmak, uzun süre sonra yeniden yazınca ve hayatında bunları anlatabileceğin birileri olunca çok zor oluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklımda bir hikaye fazlası roman duruyor, geceleri uyumadan önce onu getiriyorum aklıma, birkaç dakika sonra bir masalda mışıl mışıl uyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kapıdaki güvenlik abi tam çıkarken dedi ki: iyi akşamlar .... bey. Oradaki noktalı kısımlar benim ismim. şaşırdım. o kadar mühim biri değilim ben, neden ismimi bilir ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa, birkaçşeyvar buraya yazılabilecek ama sizin değerli vaktinizi de almak istemem. yeni kitaplarım geldi, onlara başlamak isterim de elimdekileri bitiremem, buna benzer bir çelişki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en sevdiğim günlerin listesi ise hala değişmedi: cuma&gt;perşembe&gt;pazar&gt;cumartesi. tembel birisi de sayılmam aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parliement pazar gecesi kuşağı vardı bak, o aklıma geldi, annem yatırmazdı beni o bitmeden, iyi birşeydi o yüzden. polis akademisi 10'u vermişti, rambo vardı şimdilerde yeniden hortlayan, hep orada izlemiştik. tabii müziğini tek kalem geçerim bu yaşımda hala, o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafiyeli şiirler yazardım da ufak yaşımda, sevecek bir kız bulamamıştım platonikin karesi, buna da hala gülerim. önüm arkam sağım en çok da hayat bilgisi yalnızlığım sobe..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bir fanusun içinde yaşarken; çok mu kırılgan geldiğinden, çok mu saf, çok mu naif, çok mu içten, neden iki sol anahtarıyla açılıverir çocukluğum, bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık beynimin onda dokuzuyla excel, geri kalanın 3te ikisiyle powerpoint alıyorum, geriye kalan sınıfın en büyüğü hasan ise tam fatihin istanbulu fethettiği yaşta hala ve havuzun dibindeki şerefsiz deliği tıkayamadık zamanında, o yüzdendir ki iflah olmuyor bu hallerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutlusun mu diye sorarsan evet derim, şaka değil, sahicikten. ama daha mutlu olabilir miydim, bilmem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1973620274190288915?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1973620274190288915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1973620274190288915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1973620274190288915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1973620274190288915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/02/ku.html' title='kuş'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-524050539579803688</id><published>2008-01-29T00:29:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T00:52:03.619+02:00</updated><title type='text'>kar</title><content type='html'>Birki haftadır yoğunlu çalışmaktayım ve bu yoğunluk hali birden yorgunluk haline dönüşüveriyor perilerin geldiği gece vakti. Ben de uyuyuveriyorum. Yapıveriyorum bazı şeyleri, eskiden çok kal’e aldığım şeyleri yapıveriyorum da farketmiyorum artık. Geçen gün girdiğim dükkanın saf çırağına dünyanın parasına satılmış oyuncak kamera’yı farkedip üzülüveriyorum da o çocuk için, şu kar’ı neden böyle bekler dururum anlayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meteroloji’nin ismini doğru dürüst yazıyorum da, onlar bizi kandırmaya neden devam ederler anlamıyorum. Çocukluğumun tatil kahramanı kar yolları kapasın diye bekliyorum, birkaç saat daha fazla uyku için, biraz evde hapsolmuşluk hissi, biraz televizyon karşısında battaniye, biraz pencereden yollara bakmak, bak, hala yağıyor, beyaz siyah’a karşı hep kazanır, kazanır da aldatıveririm kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz bahar da geliyor aklıma. Güpegündüz hayalini kuruyorum; sabah 8 akşam beş bir işim yok, sahilde yürüyorum, baharın ya başı ya sonu, sakallarım uzamış, birşeylere mutlu olmuşum, mutluluk denizin dalgası, hava da kapalı, öylece yürüyorum. Bir insan neden böyle birşey’i hayal eder ansızın, onu anlayamıyorum, dediğim gibi, çok yoğunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam başka bir memlekette teknesinin adını “yorgun koymuş, öyle yazıyor gazetede. Yorgun; eksik, eski, eksi birşeylerin boş bırakılmış ikinci üstten virgülüne benziyor bu hayatta. Üstüne onlarca hikaye yazılabilecek aşklara benzemiyor mu ismi? Yorgun; yarım, yamalak, kırgın. Senin yanında uyanmasam nasıl olurdu, nasıl dayanırdım bilemeyiveriyorum bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaralar aklıma gelmiyor oysa, tekerlek bir kere dönmeyince eskisi gibi gitmiyor sevgilim, eskiden çok söylediğim bir sözü sana tekrarlayayım sen uyumadan önce. Demek herşey yalana kavuşabilirmiş en nihayetinde, yok olmaz dediğimiz işler oluverirmiş de senin bir gülümseyişini satın alamazmış; o yağmayan kar, o gelmeyen bahar, o yorgun hikayedeki aşklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben çoğu zaman ban’a öyle baktığında san’a; sen’i seviyorum diyemiyorum, neyse, biliyorsun nasıl olsa. .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-524050539579803688?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/524050539579803688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=524050539579803688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/524050539579803688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/524050539579803688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/kar.html' title='kar'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4250102759482087503</id><published>2008-01-17T01:17:00.000+02:00</published><updated>2008-01-17T01:23:21.214+02:00</updated><title type='text'>puntolama</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;sigarayı bırakma operasyonum başarı ile sonuçlandı. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;zaten içenlerin salak ve kro olduğunu düşünmeye başladım. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;grip&amp;amp;nezle&amp;amp;abercrombie&amp;amp;fitch salgını var, çok emin kaynaklardan duyduk.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;izmir, ankaradan 15 derece daha sıcak. yeminlen.. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;uçakta eğer bir hostes ya da pilot daha beni uyandırırsa, çok feci olur. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;çok çalışkan olmalıyız, ben bunu anladım. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;uyku bütün güzelliklerin annesi&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bir Palahniuk okudum, garip oldum, rüzgar gibi geçti.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu amcanın ismi gibi ayakkabı var diye hatırlıyorum&lt;/li&gt;&lt;li&gt;birgün küçük bir kasabada 3 ay geçireceğim, budur kararım (alaçatı in spring) &lt;/li&gt;&lt;li&gt;cemiyette, pişiyoruz cemiyette diye bir şarkı vardı. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;bomba gibi yazılarla geliyorum, az sonra.. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4250102759482087503?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4250102759482087503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4250102759482087503' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4250102759482087503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4250102759482087503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/puntolama.html' title='puntolama'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1116916042281740874</id><published>2008-01-15T00:31:00.000+02:00</published><updated>2008-01-15T00:32:37.779+02:00</updated><title type='text'>...'te...</title><content type='html'>Hangimiz gittiyse fransa’ya ve sokaklarında yürüdüyse gecenin bir vakti, ben orada yoktum, orada olsam değişir miydi birşeyler, çok mu yorgun olurdum, bilir miydim önceden olacakları, olur muydu o vakit, ayırır mıydım mıymıy duran sorumsu kelimeleri, kelimeleri adamdan sayar mıydım, kelimeler kalbimin gizli üçgenleri, bir kenarı sen, ben, diğeri biz; 3-4 ile 5’in akraba olması gibi uzaktan, paris’te, uzun bir kulenin ismini angel koyarız, yazıldığı gibi okunuyor bazı şeyler,, biliriz, oysa şeytan yazdığımızdan daha hızlı okuyor, gözden kaçar, gözlerini benden kaçırmazın, gözlerimin altında yaşlanmışlığım durur, biliriz; bir gün daha biter, bir gün daha doğar, birşeyler daha olur, olur öyle şeyler, hayat bu, birgün biteceğini bile bile yaşamak nasıl birşey ise ve aklımızın ucunda imla hataları, sig’ara vermedik, bıraktık biz demek’le aynı şey. Bıraktık, çok sevdiğimiz şeylerden vazgeçince bıraktık, isimlerini şey koyunca satır satır kaçtık kendilerinden, şimdi bu yabancı mevsimde komşunun çocuğunu oynuyoruz oskarlık, televizyonda çizgi film ile avutuyoruz kendimizi, hanife teyzenin börekleri anamızınkinden güzel, mutluyuz ve gittiğimiz evin kızı düpedüz kandırıkçı, kanıyoruz, satır satır, bir üçgen, 3-4 ile 5’in akraba olması gibi birşey, paris’te..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1116916042281740874?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1116916042281740874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1116916042281740874' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1116916042281740874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1116916042281740874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/te.html' title='...&apos;te...'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8601502107318091737</id><published>2008-01-14T01:03:00.000+02:00</published><updated>2008-01-14T01:05:22.205+02:00</updated><title type='text'>sigarankara</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ben sigara hakkında yazacak adam değilim. O uzun süreli, bir bakıma seviyeli birlikteliğimiz sırasında ikimiz de biliyorduk ki ayrılacağız. Ayrılmak zorundayız, böylesi ikimiz için de daha sağlıklı olanı. Bu Cuma günü ani bir kararla, belki de word’un Cuma yazdığımı görür görmez, c’yi büyük yapması kadar ani biçimde ayrılıverdik. Herşeyin hayırlısı, şaka bir yana, sigara cidden bir sevgiliye benziyor, başlarda aklınıza geliyor, tabii ki hep iyi vakitleriniz, sonra sıradan bir yokluk oluveriyor, sonra ki aşamada kubbede hoş bir seda olarak kalmasını bekliyorum, şimdilik yapabildiğim bu. Zor mu? Hangi ayrılık kolay ki eğer içinize çekiyorsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı Cuma günü ankarada idim. Daha havaalanında yanımdaki arkadaşa dedim ki bu havaalanını söküp götürelim buradan, çok güzel olmuş, fazla bu şehre. Ankara 10 derece daha soğuk istanbul’dan, insanın içine işleyen garip bir yanı var o soğukluğun, belki de ben kötü hatıralarımın yanına eklemişimdir boş kalmasın diye, bilemem. Bütün gün, o şehirde dolaşırken yüzümde kırık gülümseme, o şehir ki beni ellerinde büyüttü, inkar edemeyiz, karşılığını ziyadesiyle aldı, sorsanız inkar edemez. İnsan bir şehre kızgın ise bu kolay geçmiyor, bir kere daha anladım. Günün birinde birbirimizi affederiz belki. Ben söylediğim bunca lafı geri alırım, o zaten mağrur “isteyerek yapmadım, beni bilirsin” der, barışıveririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya göt hastanesi evimin hemen dibinde açılıverdi. Ortalık birde öğrenciyken pek özenirdim ki gözlüğüm olsun. Çabalarım sonuç verince doktor efendi 0,5’lik birşeyler yazıvermişti de gidip almıştı çaresiz bizimkiler. Pek maymun iştahlı olduğumdan bir sene kadar sonra gözlük unutuldu da, unutulanlar unutanları hiç unutmazmış. Arada sırada başımın ağrısından ya da görmüyorum düpedüz deyişimden takmışlığım vardır ilerleyen saatlerinde hayatımın. Bu gece, okuduğum yazı eciş bücüş gelince, nerede olduğunu unuttuğum hayırsız dost gözlüğü buldum. Gözlükün benim üstümdeki etkisi yazıları bold yapmak onu farkettim, komik geldi bu, digikürt gibi birşey bulmak gibi komik geldi, belle&amp;amp;sebastian’ın çikolatası çıksa yerim, bazen country şarkılarını sevdiğimi farkedip korkuyorum ve gördüğünüz gibi her an saçmayalayabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok şeyi yapabilirim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8601502107318091737?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8601502107318091737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8601502107318091737' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8601502107318091737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8601502107318091737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/sigarankara.html' title='sigarankara'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4398353085670207531</id><published>2008-01-08T01:28:00.000+02:00</published><updated>2008-01-08T02:05:23.476+02:00</updated><title type='text'>hazin intikam</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R4K2BJMbF6I/AAAAAAAAAD0/nQek3dBtiVI/s1600-h/06012008(001).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152881054429419426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R4K2BJMbF6I/AAAAAAAAAD0/nQek3dBtiVI/s400/06012008(001).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; türk dizi tarihinin fantasya dünyası, hatta gördüğüm kadarıyla izlenebilecek olan yegane dizisi bıçak sırtı da bu gece itibariyle karizmatik laflar, som som suratlar, gaipten gelen heyecanlı konuklar kervanına katıldı. bu beni pek ilgilendirmez, memleketimizde mehmet ginger &amp;amp; nejat nasılişler'i aynı karede oynuyor diye izleyecek pek çok hanım kızımız mevcutken en fazla başka kanala geçip giderim olur biter, gelmişim 2yedi yaşına, bu dakikadan sonra tv eleştirmeni olacak değilim ya kuzum lamia.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, bu dizimizin bir sahnesinde mehmet ginger, genç avukat kızımızı evden almaya gelir, kız bu sırada ütü yapmaktadır. tamam geliyorum'a benzer bir laf eder, tam kapıdan çıkacak gibi olur. dikkatli izleyicilerimizden benim yanımda olanı " ee, ütü.." der, işte tam bu sırada, genç avukat kızımız geri döner ve ütünün fişini sade bir hareketle çeker, akabinde de kapıyı kapatıp giderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sahne bütün yazarların aldığı hazin bir intikam gibi geldi bana. hatta yanımdaki dikkatli izleyici ile bayağı bir eğlendim, pek güldüm ve ona dedim ki; " mandalin olsa da yesek", öyle demedim tabii, dedim ki: " herhalde bunu yazan adam, bunu izleyen 2 milyon kadına aynı tepkiyi verdirip şimdi bu sahneyi izlerken sigara içiyordur keyiften". ciddi anlamda gerçekçi ve yaratıcı bir senaryosal dokunuş olduğunu da ekleyelim tam olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki yazar adamın amacı, birçoğumuzu şaşkınlıktan garbın afakında yenik düşürmek midir, benim hazin intikam diye nitelendirdiğim nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beş-altı sene önce hep astronot'lu hikayeler yazardım, bu o günün sözlüğü ile şu demek; olaylar gelişir, değişink kahramanlar vardır normal hayatta göremeyeceğiniz, hayatta böyle bir kahraman göremezsiniz yani, sonra olaylar biraz daha gelişir ve bir kinder sürpriz olur, hikaye biter. yalnız lamia sonradan anladık ki bu pek çocukca bir uğraş, bu hikayelerin bir sonu var ve bir yerden sonra artistik patinajdan öte birşeye benzemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani şaşkınlıktan tavşan yapmak asıl amaç olamaz. hazin intikam, onca insanın salak yerine koymaya can attığı ve belki de sadece o sahneye değil, bütün senaryosuna bok atmasına ramak kaldığı yazarın usta bir çalımla, o sahneyi daha önceden görebilmesidir. evlerde böyle şeyler olur, birileri birşey unutup geri döner, bu da onlardan biridir yalnızca ve yazar asisti iyi değerlendirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki bu durumda orhan pamuk nedir, ronaldinho mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;normalde bir kitabı okurken yazarın on cümlesinden yalnızca birinde benim farketmediğim birşeyi gördüğünü anlayınca o kitap iyidir diye değerlendiriyorum. geçen gün bitirdiğim pamuk'un istanbul'u ise hala aklımı kurcalamakta. mevzu pamuk'un oldukça basit paragraflarda sıraladığı farketmeleri değil, onlar da kurtarır ama mevzu o değil. on cümlesinin yedisinde o anın içine girip debelenen, kendince bir sonuca varan, insanı dürten birisiyle bu ilk karşılaşmam. şimdi ise merak ettiğim, kendi hayatını anlatırken zaten yaşadığı tüm bu detayları çatır çatır anlatan kendisinin kurmaca bir düzen içerisinde de o gerçekliği ne kadar verip veremediği, hatta daha ileri bir tabirle, her yazarın kendisini yazdığını düşünürsek, o kendisinden çıkıp kahramanlarını ne kadar yarattığı ve o boşlukta az önce bahsi geçen debelenmeleri ne kadar yapabildiği. en seçkin kitapçılarda kısa zaman sonra karşılacağız pamuk efendi, o vakte kadar saygı duyuyoruz şahsınıza.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4398353085670207531?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4398353085670207531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4398353085670207531' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4398353085670207531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4398353085670207531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/hazin-intikam.html' title='hazin intikam'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R4K2BJMbF6I/AAAAAAAAAD0/nQek3dBtiVI/s72-c/06012008(001).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4731109895622375287</id><published>2008-01-04T00:14:00.000+02:00</published><updated>2008-01-04T00:17:49.782+02:00</updated><title type='text'>kelime</title><content type='html'>Sen bana bir kelime söyle, söyle ne olsun; yazımız birşey hakkında olmak zorunda değil, sen bir kelime söyle, yeter ki söyle; bulut ve dediğin gibi ben hiç beyaz kelimesini kullanmıyorum, sen şimdi bunu farkettin ve bulut. Bulut olur, bulut beyaz bir kelime, bulut nereden baksan başka birşeye benzer, bulut geçer gider çünkü, durmaz meselelerin üzerinde, ve sen bu yazı nereye varacak diye beyaz sayfaya bakıyorsun. Sen bulut dedin diye yazmak zorunda değilim, biliyorum, beyaz dedin diye kar da yağıyor bu şehre, ve sen pencereden şimdi yağıyor mu diye bakıyorsun, yağmıyor, gitmiş, bulut..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir kelime söyle, bu sefer gitmeyeninden olsun, yanımda oturuyorsun, saçların birkaç santim ötemde, gözlerini dikmişsin tavana, ve bana birşey soruyorsun; masalları seviyorsun sen, bir hikayenin sonu var diyorum sana, aynı hikayenin masal kahramanları oluyoruz bir anda, saçların birkaç santim ötemde ve seni ufacık öpüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime mi diye soruyorsun, giriş gelişme sonuç, yani ihtiyacımız olan bir tane daha kelime, öncekilerle alakalı mı olsun diye soruyorsun, olsun mu, aklından kaldırım geçiyor, oysa kaldırım geçmez böyle cinaslı kafiyelerde, sen o kaldırımda oturmuş ikimiz adına kocaman laflar ediyorsun, bir yerlerinde kırıldı kırılacak ufak bir kız, kaldırım büyükannemlerin mahallesini getiriyor aklından aklıma, çekirdek yenilen şilteli akşam muhabbetleri, komşunun kızı olsan belki farketmezdim seni, sırf bu yüzden onca vakit bekleyip başka bir kaldırımdan hayatıma giriyorsun, yüzünde neden olduğunu anlamadığım kırılgan bir ifade, ufak bir kız çocuğu gibi, saçların birkaç santim ötemde, bana bakıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bana bir kelime söyle, ya da sen dur, iki kelime; seni seviyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4731109895622375287?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4731109895622375287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4731109895622375287' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4731109895622375287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4731109895622375287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/kelime.html' title='kelime'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7541606590276180382</id><published>2008-01-01T23:29:00.000+02:00</published><updated>2008-01-02T00:13:10.152+02:00</updated><title type='text'>200yedibuçuktansekiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R3qxXZMbF5I/AAAAAAAAADs/fTyV27dmOgU/s1600-h/sb10064616c-008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150624139309684626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="189" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R3qxXZMbF5I/AAAAAAAAADs/fTyV27dmOgU/s400/sb10064616c-008.jpg" width="305" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; her sene giderek gereksizleşen bir geri sayım akabinde, geleceği pek de süpriz olmayan 200sekiz umarım hepinize lo lo lo yapar, sizi gidi fındıkkıranlar, binlerce dansöz var diyorum. aldığım birkaç içten teprik mesajının dışında bir önceki cümleden daha manalı bir kutlama öbeği de bilemiyorum zaten, bahsi geçen içten teprik mesajlarından birini de ilkokul örtmenim yolladı, bahtiyarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu akşam beş dakikalığına da olsa "bir hayalim var" isimli harikulade yarışma programını izledim, birkaç yazıda okuduğum bu vakayı kendi gözlerimle görüp kendimden geçtim. sedasayar'ın dediği gibi bu yarışmanın amacı acı çekmiş insanların şarkı söylemesi, karga sesli olmalarının bir önemi yok. bir nevi "benim acılarım seninkileri döver", "senin annen öldü ama benim hem annem hem babam hem de halam öldü" yarışması. konuklar ağlıyor, sunucular ağlıyor, yarışmacılar fenalık geçiriyor, pek güzel. bu memlekette yaşanmaz mirim, bu memleketi adam edecek g.t de bizde yok, ancak böyle giydirerek rahatlıyorum hepsi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pek sevdiğimiz bir arkadaşım da amerikayandaki okul macerasını yarıda bırakıp geri döndü. böyle insanlar var, gidiyorlar, tutunamıyorlar. hiçbir yere ait olmayı tam anlamıyla beceremeyecek şekilde talim edilmiş bünyem anlamıyor tabii. tutunamamak bir eksiklik ya da ayıp diye düşünmüyorum ama bu durumun ismi bu. köfte ekmek yemeyi özledim, fener maçını kankalarla izlemeyi özledim diyor adam, kendi içerisinde tutarlı, hayatta hepimizin bir önceliği var, kimileri kariyer, kimileri arkadaşlar, kimileri için boğazda bir yürüyüş. bir de bu istanbul, garip bir yaratık, evlatlarını çağırıyor bir zaman sonra, ben bunu farkettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 senesinin en'lerini de yazayım, olsun bitsin. aşağıdaki ödüller tamamen benim ve değerli iç komitemin oylarıyla on dakika içinde belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi şarkı: blonde redhead - dress&lt;br /&gt;en iyi grup: Tegan and Sara (gözlerinizden öpüyorum)&lt;br /&gt;en iyi albüm: amy winehouse - back to black&lt;br /&gt;en iyi oyuncu: al pacino, ver pacino (her rolüyle iki defa kazandı)&lt;br /&gt;en iyi kitap: saatleri ayarlama enstitüsü&lt;br /&gt;en iyi senaryo: stranger than fiction&lt;br /&gt;en iyi film: 300 &amp;amp; match point&lt;br /&gt;en yaratıcı hamle: annem - evde itiraz ettiğim dekore işinin güper olması&lt;br /&gt;en güzel vakit: tatildeyken sabah beş&lt;br /&gt;en büyük asker: çağlarım, öpüyorum&lt;br /&gt;en iyi giriş yapan: missilence --&gt; to my life&lt;br /&gt;en iyi golcü: bobo&lt;br /&gt;en iyi blogger: &lt;a href="http://amaaman.blogspot.com/"&gt;http://amaaman.blogspot.com/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;en hayvan: missilence'in apartmanının altında yaşayan ve her sabah havlayan uyuz hayvan&lt;br /&gt;en iyi sokak lambası: bizim sokakta bizi görünce sönen (kişisel torpil)&lt;br /&gt;en vahim vaka: kışın havanın açık olması, karı yağmuru geçtim&lt;br /&gt;en büyük değişiklik: arabam, artık jaguar oldu, rahatladım&lt;br /&gt;en hayırlı gelişme: missilence'in yaptırdığı mali devrim, artık batmıyorum..&lt;br /&gt;en teknolojik şey: artık durarak çalışmaya başlayan kahırtop'um&lt;br /&gt;en güzel şehir: kalbim Roma'da kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu liste uzar gider, esen kalın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7541606590276180382?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7541606590276180382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7541606590276180382' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7541606590276180382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7541606590276180382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2008/01/200yedibuuktansekiz.html' title='200yedibuçuktansekiz'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/R3qxXZMbF5I/AAAAAAAAADs/fTyV27dmOgU/s72-c/sb10064616c-008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1154946160533002831</id><published>2007-12-31T01:48:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T01:49:35.030+02:00</updated><title type='text'>psy</title><content type='html'>Kendime yeni bir template yapma girişimim birkaç denemeden sonra yine hüsran ile sonuçlandı. Yaşlandıkça elektronik aletleri söküp takamaz, menülerini anlayamaz, bu html denilen fani dünyanın içinden çıkamaz olduğumu bir kere daha farkederek vazgeçiyorum. Zaten hala ziyaret eden müzmin okuyucularım aldırış etmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta bana en çok koyan olay ise gazetede woody allen’in son filmi “cassandra’s dream” ilanının tepesine “match point filminin yönetmeninden” yazılması oldu. Woody Allen ismini aşağılarda bir yerde ara ki bulasın. Aslında bu memleketimizin saftorok halinden ziyade Woody amcanın amerikanya’da bile kendisine pek bir yer bulamamış olmasından kaynaklanmakta, okuduğum &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&amp;amp;haberno=7123"&gt;köşe yazısı &lt;/a&gt;der ki “Ama Avrupa, özellikle Fransa dışında koşa koşa gidenlerin sayısı pek fazla değildi zaten.” . Hal böyle olunca halkımıza yeni filmini eski filminden hareketle tanıtmak daha bir gişe yapıcı, Woody amcayı bu halde görmek ise üzücü, insanların iki bombalı aksiyona delirmelerine kelimemiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen arabada birisini beklerken gözüm sıradan bir sokak manzarasına takılı kalıyor, ağacın altından geçen şapkalı amcanın elindeki ekmeğe bakıyorum, yol soran bir aileye işaret parmağını kullanarak itinayla karşıdaki binayı gösteren genci görüyorum, yaşlı bir kadın kendisini ezmeyeceğimden emin olmak için yüzüme bakıp önümden geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler de böyle geçiyor, bir yılın sonuna daha geliyoruz, manalı olsun diye etrafı süslüyoruz ışıklarla, 10-9-8 yedi, hayırlısı olsun herşeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de kar yağsa, topluyor topluyor da yağmıyor, yağsa rahatlayacağız..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1154946160533002831?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1154946160533002831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1154946160533002831' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1154946160533002831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1154946160533002831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/psy.html' title='psy'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8736921270307693304</id><published>2007-12-29T22:42:00.000+02:00</published><updated>2007-12-29T22:44:11.835+02:00</updated><title type='text'>amcalar v1</title><content type='html'>En karizmatik bulduğum işlerden birisi yemekli ve düzgün mekanlardaki şef garsonlardır. Yaşları otuzun üzerinde olan bu abiler genelde siparişleri alır, sonra köşede bir yerde dururlar. Masanın üzerinde dolmuş kültablasını genç yetenek değiştirsin diye işaret ederler, gelen yemeklerin doğru kişiye ulaşması için yönlendirme yapar, sürekli müşterilere ismi ile hitap ederek başka bir arzuları olup olmadığını sorarlar. Genç yetenek garsonlar onların ağızlarının içine bakar ve hata yapmamak için etrafta fır dönerler. Kim bilir kaç senedir çalıştığı o restorantın farkedilmeyen bel kemiğidir bu abiler, yüzlerindeki o herşeyi bilen ifade ile sizi kapıdan uğurlarlar gecenin sonunda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O herşeyi bilen ifade semtin esnaf amcalarının da yüzünde durur. Yıllardır yerde yatan puzzle’mizi götürdüğümüz çerçeveci amca gibi, daha derdimizi anlatmaya çalışırken ne istediğini sana söyler sonrasında da bak ama bunu böyle yapsak daha iyi olur der. Onca çerçevenin arasında kendisine ait eskimiş tek bir resmi asmıştır duvarına ama sebebini soramazsın. Arada sana çırak gelelim en güzeli dediğimizde gelin vallahi, ne güzel olur diye yanıtlar amca. Çay bile söyler bize istesek, istemeden çıkarız dükkandan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8736921270307693304?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8736921270307693304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8736921270307693304' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8736921270307693304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8736921270307693304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/amcalar-v1.html' title='amcalar v1'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1454968606501081488</id><published>2007-12-21T02:47:00.000+02:00</published><updated>2007-12-21T02:49:49.176+02:00</updated><title type='text'>g</title><content type='html'>annem "bu çekirgeli, arılı filmleri seviyorum ben" diye bir açıklamada bulundu. bana yazmak düşer. çok güldüm..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1454968606501081488?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1454968606501081488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1454968606501081488' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1454968606501081488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1454968606501081488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/g.html' title='g'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3174146157364201589</id><published>2007-12-20T03:17:00.000+02:00</published><updated>2007-12-20T04:37:04.105+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f- uzak</title><content type='html'>Bazen bu şehir bana times new roman gibi eski gelir, sokaklarında ufak tefek işleri halletmek için dolaşırken yabancılaştığımı farkeder, o kendimi biraz daha geride bırakabilmek için adımlarımı hızlandırırım. Berberin ortaokulu terk etmiş çırağı bunu bilir, tüm o yoksunluğun içinde yüzünde kocaman adamlara has bir ifade ile işini yapar, traş ettiği adamın aklından geçenleri sessizce okur, canını daha fazla acıtmamak için jileti eline çok da yakışmayan bir ustalıkla yüzümde gezindirir, “oldu mu abi” diye sorar, evet ya da hayır demem bütün dünyanın gidişini değiştirecek diye korkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözüm rafların üzerinde duran eski bir müzik setine takılır, duvara monte edilmiş küçük televizyonun kırılmış yanını görürüm. Çok önceden alındığı kenarlarındaki tozdan belli olan çerçeveye bakarım, berber nehir resimlerini bu kadar çok sevdiğinden mi yoksa böyle şeylerin satıldığı dükkanda başka asacak birşey bulamadığından mı burada durur, onu düşünürüm. Berber neden burada durur, babası birgün çırak gibi onu da kolundan tutup getirdiği için diye bir hikaye yazarım aklımdan, sırasını bekleyen esnaf tuttuğu takımla alakalı takılır berbere o sırada, gülerler, onlar güldüğü için ben de gülümserim yabancı olduğum belli olmasın diye, onlar yenildiği için yenik sayılmam o saatte, ne de elimdeki zaferlerden onlara vermek zorunda kalırım ve elimdeki zaferler, bu şehre böyle uzak olduğu için değil, kendimi onlarla avuttuğumu farkettiğimden bana yalanmış gibi gelir. İçlerinden biriymişim gibi mutlu olmak isterim biraz yukarıdan bakarak, o yukarıdan kendimin bu haline kızarım, kızarım ama elimden birşey gelmez. Biraz yukarısında durduğum şeyler bana yine gülümseyerek iyi günler der, bu kez aradığı şefkati bulmuş kimselerin gülümseyişiyle iyi günler derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şehirde hep birşeyler eksikmiş gibi gelir, ne olduğunu anlatacak kelimeler bulayınca kendimi suçlarım, benim dışındakilerin farketmediğini ümit ederim dışında kalarak, dışında kalmak işime geldiği için kaçarım, kaçarım, kaçamam. Birkaç sene önce yapıldığı halde sıvaları dökülmüş binanın, yanımdan geçerken elindeki sigarayı dertli bir şekilde içine çeken adamın, kendimi bildim bileli yorulmadan gidip gelen arabaları vapurun gözlerine aynı şeyi görebilirim diye çekinerek bakarım, çekinirim çünkü o aynı şeyi paylaşmak belki de hiç olmayan o eksikliği var etmek gibi gelir, belki de ortaya çıkmasın diye gizli anlaşmalar yapmıştır bu şehrin sakinleri, belki yalnızca balık tutanlar bunu biliyordur da onlar herkesten saklar. Dedim ya ben bir yabancıyım, uzağından baktığım hayatları rahatsız etmek istemem, bir sır vermek gerekirse, hiç balık tutmamış olmam bu yüzdendir diye kendimi kandırırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kahvehanenin birine girerim, çocukluğumda içinde neler olduğunu hep merak ettiğim bu yerde, büyümüş olmanın ve üstünden onca geçen yılın silüeti yanıma oturur. Yaşlı amcalar hikayeler anlatsın da dinleyeyim isterim ama nafile, birileri gelip ne aradığını sorsun isterim yabancıya, hikayelerdeki gibi, kahramanın anlatacak birşeyi olsun sonra, hiç kimselere anlatamadığı şeyleri bu yaşlı amcalara söylesin derim içimden. En azından dördüncü aranan bir oyuna dahil olmak isterim, “genç sen oynar mısın?”, oynarım, bu bir oyunsa ve yanında çay bile veriyorsanız siz, oynarım. Mahallede rastladığım işinde gücünde insanların neden evinde değil de burada olduklarını merak ederim, ağır sigara dumanı üstüme siner diye korkmadan. Anlarım ki ne yaşlı amcalar anlatır hikayelerini, ne yabancıların anlatamadıkları hikayeleri var, aslında herkes kendisine saklar en iyi hikayelerini. Çaylar içilir, televizyona bakılır, birşey olmamış gibi davranır herkes, sıradan bir gün basitçe öldürülsün diye toplanılmıştır buraya, adi bir cinayetten öteye gitmez aklımızdan geçenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çırak “oldu mu abi” diye sorar, evet derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kimse böyle olsun istemezdi, çırak bilir, yabancı bilir, ben bilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3174146157364201589?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3174146157364201589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3174146157364201589' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3174146157364201589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3174146157364201589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/f-uzak.html' title='f- uzak'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-554538511102683914</id><published>2007-12-18T02:07:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T02:17:15.016+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>iki mevsim arasındaki en kısa mesafedeyim, dün sonbahardaydım bugün kışa geldim, insanoğlu kış misali..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa sıcacık evinden çıkmayanlar ya da bayramda giyecek yepyeni kıyafetleri olanlar, hatta ayakkabılarını uyumadan önce başucuna koyanlar içindir mutluluk. dinleyecek güzel birkaç şarkı bulanlar içindir, uzun zamandır görmediği birini görenler içindir, arabalı vapurun üst katındaki bekleme salonunda çay içenler için, yolun üzerine düşecekmiş gibi duran ağaç içindir, kalanlar içindir, denizi olan şehirler içindir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-554538511102683914?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/554538511102683914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=554538511102683914' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/554538511102683914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/554538511102683914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/f_18.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7308164768107941243</id><published>2007-12-10T01:55:00.000+02:00</published><updated>2007-12-10T02:03:14.643+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amen'/><title type='text'>f</title><content type='html'>Bir vakitler kaçıp gitme hayalleri kurardık; buralardan, kalabalıktan, bu insanlardan, böyle işlerden, bu şehirden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gitme isteği ki sorma gitsin. Sorma çünkü aklı evvel hayatımın duvarına şık duruyor diye asılmış belli ki, belki de biraz edebi. Nelerden yorulurdum o zamanlar ve nelerden arkama bakmadan kaçacaktım bilmiyorum. Ciddi de değildim zaten, ciddi olan adam kazılacak tünellerini düşünür çünkü, biz günü kahramanca kurtarmanın hesabındaydık, şimdi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle mi olur acaba? Geçmiş geçtiğinden mi kolay gözükür, kafana taktığın şeylere gülüp geçeceğini öğrenemez mi insan ya da öğrenmek mi istemez macera olsun diye.. hep gülüp eğlensen sıkıcı olur diye mi dertler icat ederiz sıfır kilometre, canımızı acıtmak canımız olduğunu hatırlamak için mi gereklidir, her insan biraz mazoşist midir hatta bu yüzden mi aşk cazip gelir günümüz dünyasında, acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa şimdi aynaya baktığım zaman farkediyorum ki gözlerim biraz daha yaşlı bakıyor, çocuklar daha bir çocuk gözüküyor o gözlerime, hatırladığım bazı şeylerin takvimine on sene önce diye ekliyorum, hepi topu 3 onluk yıl edecek nefes almam, olsun, belki gizliden hoşuma gidiyordur, yaşlı kurt olacağım ama çok daha iyi bir insan diyen aynı ben değil miyim emeklilik hayallerimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş yani eduardo, kendini kandırma meselesi. missilence’in dediği gibi herşey için bir bahanem var benim, iyi kötü her yaptığımın arkasında akıllıca yerleştirilmiş nedenler. Bir vakitler kaçmak duruyormuş o arkada, bazen eften püften dertler, birgün gelir gençliğim diye yazılar yazarım, ah şimdiki aklım olsaydı derim, yapabilirim. Vaktinde dediğim gibi; insan en güzel yalanları kendine söyler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7308164768107941243?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7308164768107941243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7308164768107941243' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7308164768107941243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7308164768107941243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/f_10.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6127675436367181891</id><published>2007-12-04T00:17:00.000+02:00</published><updated>2007-12-04T00:34:16.293+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Benim erken uyumam lazım bu gece, bana bir masal anlat, bana kötü şeyler söyleme, bırak içinde biraz yalan olsun, biliyorum öyle bir prenses değilsin sen, olsun, bana güzel bir masal anlat, içinden dağlar aksın, içinde nehirden cümleler, içinde marul kafalı bir cunsen, çocukluğumun hiç görmediğim sarısı, yeşili, başka bir mevsim, kocaman bir sene olmuş o takvimde, o saatte, o sende..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6127675436367181891?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6127675436367181891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6127675436367181891' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6127675436367181891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6127675436367181891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/f_04.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-507093884300329775</id><published>2007-12-03T01:14:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T01:57:00.392+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='igne'/><title type='text'>f</title><content type='html'>medyamızın içinde bulunduğu duruma bakınca içimde bir yerler sızlıyor, mızlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en çok satan gazetemizin Posta olduğu gerçeği beni benden alıyor mesela, gerçi bu durum milliyet lehine değişti galiba son zamanlarda. neyse, posta isimli gazeteyi bilenler zaten anlayacaktır facianın boyutunu, uyduruk ama memleketimizin bam teline basacak, basmak ne kelime teli koparacak şekilde seçilmiş haberler, 3. sayfasında en güzellerinden facialar, arkada bikinili kız resimleri, tam bir kompozisyon. okumak için değil de bulunsun şöyle bir bakalım gazetesi. aslında daha elim olan şey, bir tabloid olarak nitelendirebileceğimiz ve bu haliyle hoş karşılayabileceğimiz postanın bu yapısının metamorfoz geçirerek Hürriyet abisinde tecelli etmesi. çok defa hakikaten birşeyler okumak adına ve inatla bu insanlar bu gazeteyi neden bu kadar ciddiye alır diyerek elime aldığım bu gazetenin sayfalarını on dakikada hızlıca geçiveririm, çoğu zaman spor haberlerine bakmak için arkadan başlarım. birkaç köşe yazarını okumak için ciddi çaba gösterdim, olmadı. (Oktay Ekşi'yi bu sınıftan muaf tutarım) Cumhuriyet okumayı da denedim, bana her seferinde çatık kaşlarıyla konuşan aksi bir adam gibi geldi, sürekli bir kızma hali beni kızdırdı belki. Zaman mesela entrasan gelmiştir hep, arada sırada çeşit olsun diye aldığımda bir sol gazetede okumayamayacağım yorumlar görmüşümdür, dizgisi de fevkalededir. Milliyet arada kalmış diye düşünürüm, sonra doğan medya grubunun segmantasyon yaparak o arada kalmış kimselere bu gazeteyi çıkardığını farkederim, ne cumhuriyet gibi sert ne de hürriyet kadar genel. ne okuyup seviyorum derseniz, tahmin etmek de çok zor değil, Radikal tabii ki. zaten bu memlekette biraz entel geçinen herkes radikal okur, cnbce izler, budur maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuya fazla bir yanlı baktığımın farkındayım, herkes radikal okuyacak ya da her gazete radikal gibi olacak gibisinden bir dünyayı arzulamıyorum ama o herkesin içinde cidden şu memleket için iki gram kafa patlatması gereken benim etrafımdakileri hürriyet resimli mecmuasında kaybedivermeyi de pek hazmedemiyorum. kahvehanelerdeki kimseler postanın bulmacalarından farklı birşeyle ilgilensin istiyorum, uçakta bulunan 150 kişiden hepsi değil ama yarısı bir kitap okusun, elinde bir gazete tutsun diliyorum, iki saat boyunca uyumayan ama bir satır birşey okumadan boş gözlerle oturan o kadar çok insan gördüm ki.. dikkat ederseniz at değil, belediye otobüsü değil, en okumuş kimselerin bindiği uçaktan bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün gezegende günde dört saat ortalama televizyon izleme süresiyle biz çılgın Türkler ilk sırada geliyormuşuz, kendimizi tebrik ederim. yüzde kaçımız bilinçli bir televizyon izleyicisi, en azından ben değilim, televizyon kapandığı zaman yatağa gidileceği saplantısını hala kafamdan atamadım maalesef, hiçbirşey izlemesem bile o çocukluktan gelen "ses yapsın" mantığı hala geçerli. hadi beni geçelim, sabah yayınlanan kadın programlarının hala delisiyim. geçen gün yine bir semra hanım faciasına şahit oldum. bu nasıl bir mantıktır, bu kadın ayan beyan çocuğunu öldürdü ama şimdi de inatla kızı için televizyona çıkıyor ve insanlar bu garip kadının hayatını merak edip saatlerce izliyor, nasıl bir eğitimsizlik, nasıl bir cehalettir bu. gelin ile kaynanaların kavgaları ve yıllar sonra buluşan kayıp kimselerin dramları bu kadar mı çekici gelir insanlara, bu insanların hayatları bu kadar mı boş ve macerasızdır, ne kadar yazıktır bir farkeden çıkmaz mı, o farkeden bu memlekette eğitimin ciddi bir kısmının bu ekranlardan geçtiğini görüp birşeyler yapmaz mı, reyting paraları uğruna yapmamak daha mı kolaydır, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBG ve yetenek yarışmalarının o hezeyanlı dönemini atlattık, en azından buna sevinebilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-507093884300329775?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/507093884300329775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=507093884300329775' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/507093884300329775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/507093884300329775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/12/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1218299279084246418</id><published>2007-11-27T00:50:00.000+02:00</published><updated>2007-11-27T00:51:26.232+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Derin bir gaflet, dalalet ve hatta kendime hiyanet içerisindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncesel kendimi rafların tozlarına kaldırdım, bir vakitler adanın birine düşsen yanına alacağın oniki şey ne olur diye sorduklarında farketme yeteneğim derkene yaklaşık bir aydır farkettiğim tek şey ne kadar boş beleş ve ofsaytta yaşadığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sürü insan bilirim ki hayatlarını bu şekilde hiç düşünmeden, sorgulamadan, hayatlarına bakmadan geçirirler, bu da garip bir mutluluktur, düşünmemek hafifliktir nihayetinde. Ben tabii bu garip mutluluğun esiri oluverdim birazcık, akıllı adamlar böyle yapar, akıllı da demeyelim, pragmatist, tabii biraz da bencil. Ayağıma prangalar vurdum yani, bilerek, isteyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bir oyun var, cm diye bilinir eskilerde, vay kamil sen de mi oynadın hocam, bu oyun pek bir vakit öldürüverir, zamanında hayatımızın sekiz bölü dokuzu da olmuştur. Şimdi ben hadi birşeyler yapayım dediğim pazar gününde mesela açıyorum bu oyunu, oooh 3 saat cm. Babam beşiktaş aşkım için derdi ki beşiktaş mı doyuracak senin karnını, haklı adam, cm oynamasak bu yazdıklarımız mı doyuracak karnımızı, yok vallahi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandıkça, az buz da değil 2yedisinden saat alıyorum ben, daha bir monoton insanlar oluveriyoruz, düşünmek bile böyle birşey aslında, herşeyi çok iyi bilmenin verdiği salakça bir duygu, öğrenecek ne kaldı, ne kalsın, kalmasın birşey. yaşa sen öyle mal gibi, yaşa çok yaşa inşallah.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1218299279084246418?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1218299279084246418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1218299279084246418' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1218299279084246418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1218299279084246418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/11/f_27.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2439317698155999663</id><published>2007-11-21T09:46:00.000+02:00</published><updated>2007-11-21T09:49:32.091+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>şu karanlık, puslu, soğuk, çiseleyen, hafif rüzgarlı sabahlarda benim gibi garip çalışanlara uyuma izni verilmeli. hasta olmak gibi birşey çünkü bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2439317698155999663?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2439317698155999663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2439317698155999663' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2439317698155999663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2439317698155999663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/11/f_21.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6529449187729041232</id><published>2007-11-19T01:52:00.000+02:00</published><updated>2007-11-19T02:23:26.971+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f*</title><content type='html'>aslında aklımdan cümleler, elimden sigaralar, saatten zaman geçiyor ama aklımı başka bir yerde, ellerimi cebimde, saati eylülde bıraktığımdan yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar çok yağmur yağdığı için yazamıyorum, sokaklar hep ıslak olduğu için aylaklığımı çaldığından, şemsiye taşıyanlara gıpta etmekten vakit bulamadığımdan, gece ile aram limoni olduğundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birimizin bu şehri beklemesi lazım dediğinden ve benim sonuna adam gibi kelimeler ekleyemediğimden yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;resimlerde iyi çıkmadığımdan, hiç resim yapamamış olduğumdan, resim ile fotoğraf arasındaki iki farkı bulamadığımdan, masanın üstüne biri bırakıp ikiyle beni çarptığından yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dolabımı toplayamadığımdan, iyi bir şarkı bulamadığımdan, bulaşıkları yıkamadığımdan, bugün gülümsemedin diye yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni rolüme adapte olmak için biraz kafamı dinlemediğimden, senaryoda birkaç yeri gereğinden fazla önemsediğinden, bu yapıma çok inandığımdan yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen ardımdan fbi gelip delillere el koyar diye, maceraperest ruhum duruluverir diye, kötü insanlara birşey olmaz dedin diye yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yer yer yersiz olduğumdan, topu taca atmaya olan meğilimden, nasıl olsa de'leri ayrı yazdığımdan, hala zihnimde çok sıradan bir insan olmak yattığından, çok sırası gelmediğinden yazamıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6529449187729041232?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6529449187729041232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6529449187729041232' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6529449187729041232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6529449187729041232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/11/f_19.html' title='f*'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4090785194472794310</id><published>2007-11-09T00:28:00.000+02:00</published><updated>2007-11-09T01:25:34.130+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Ah yavrum, sen kıymetini bilmiyorsun seni sevmenin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi yüzümde portmantoya asılmış bir surat var ise senin yüzünden, cebimde üç beş kuruş yağmur varsa sayende, bir ile biri toplayabiliyorsam aklımdan ve çocukluğumun zihinden problemler’i seninle aynı anda geçebiliyorsa aynı aklımdan, aklım kaldıysa birazcık, aklım sende kaldığından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kelimeyi yan yana koymak ne kadar zor bilmiyorsun sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kelimenin birini mavi kuşlar alır bir şarkının içinde, bir diğeri kamyonlar arkasında gider başka şehirlere, sana kalan bana kalmış sayılır bu savaşın içinde, sen yenik sayılırsan benim içim kıyılır ve cama başımı dayayıp elektrik direklerini saymaya çalışırım, hızlıca giden bir otobüsün orta yerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben sana bir cümle daha kurmak istiyorum, pembe pancurları üzerinde j harfi olan bir ev belki de. komşularımız külümüz yerine bu harf ile meşgul, sen içeride birşeylerle ilgileniyorsun. Kapısını periler çalıyor aniden evimizin, açsam mı diye düşünüyorsun içinden, duyuyorum, bu periler diyorsun, çok oluyor bazen. periler gelip sigara içiyor rüyalarında, periler gelip yanıbaşıma oturuyor benim, periler bir cümle daha söyleyecek bana, hepsi senin hakkında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen uzayan saçlarına alışamıyorsun bir türlü. Bazen fazla geliyor bu kadar sevmek, sana, bana, bize. bu kadar sevmek bu hayatta birşeyler sormak demek, sorsana, hangi denklemin içine koyabilirsin kendini. z’nin tersini düzünü alıyorsun her bakışınla, ne lazımdı, söyle verelim, kaç ordu görmek istiyorsun karşında silahlarını aldığın, çağıralım gelsin periler istersen, istersen çocukluğum gelsin bir yerlerden, istersen sana söylenmemiş sana ait cümleler, sorsana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soru daha sorsana. .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4090785194472794310?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4090785194472794310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4090785194472794310' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4090785194472794310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4090785194472794310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/11/f_09.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8041146517386060180</id><published>2007-11-06T01:17:00.000+02:00</published><updated>2007-11-06T01:21:37.675+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='.cz.'/><title type='text'>f*</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/Ry-leN7bmMI/AAAAAAAAADk/hMY7cv6svFE/s1600-h/rain.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129500439151876290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/Ry-leN7bmMI/AAAAAAAAADk/hMY7cv6svFE/s400/rain.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yağmurlu günlerde sokaklar evlere saklanır, ağaçlar bir kuytu bulurlar kendilerine, roman kahramanları sigara içer sıcak iklimlerde, şemsiyeler kayıp taklidi yapar gazetenin üçüncü sayfa ilanlarında ve ben senden başka yazacak kelime bulamam; yağmur kulağıma birşey söylemez, periler gelmez ıslanırız diye, öyle işte.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8041146517386060180?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8041146517386060180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8041146517386060180' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8041146517386060180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8041146517386060180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/11/f.html' title='f*'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/Ry-leN7bmMI/AAAAAAAAADk/hMY7cv6svFE/s72-c/rain.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8031065996001678197</id><published>2007-10-30T12:44:00.000+02:00</published><updated>2007-10-30T12:45:42.539+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>nihayetinde yeni bir hikaye yazabildim, isteyen varsa şu sağdaki linkten girip bakabilir ama daha draft, biraz daha oynarım belki üstünde, bilemedim, çok uykum var, cidden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8031065996001678197?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8031065996001678197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8031065996001678197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8031065996001678197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8031065996001678197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_30.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5735176303949889049</id><published>2007-10-29T01:54:00.000+02:00</published><updated>2007-10-29T02:23:33.367+02:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>bu memleketin içinde bulunduğu durum mu yoksa memleketimin insan manzaraları mı beni endişelendiriyor, gecenin bu saatinde anlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık yeni adetimiz heryere bayraklar asmak, böyle yapınca terörü prostesto etmiş oluyoruz; facebukunda profilini bayrakla değiştirmek farz, kuzey ırak'a girelim demek vacip, girmişken musul ile kerkülü de alalım demek sünnet, hatta yeni illerimizin plaka kodları bile hazır. kaç askerimizi bırakacağız o topraklarda düşünmek yersiz, birkaç ay evvel "önce içeridekileri temizlemeliyiz" diyen bir başbakana içeridekiler bitti mi demek boş bir soru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vatanı sevmek bunlar oluverdi birden, bunlara uymamak da vatanı sevmemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir grup arkadaşıma bir konserle alakalı bir mail atıyorum, içlerinden bir tanesi, ki en az okuyanı, diyor ki: "gelen şehit mesajlarından sonra böyle birşey alınca şaşırdım". böyle bir cevap alınca ben de şaşırıyorum, çünkü biliyorum ki benden daha önde gidecek konsere, kaldı ki konsere gidince saygısızlık yapmış olabilme ihtimalimiz var, bu sıralar herşey saygı ve sızlık üzerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir milliyetçiliktir gidiyor, şehitlerimize üzülmek, birşeyler yapılmasını istemek hepimizin hakkı, terörü tabii ki protesto etmeliyiz ama sakin ve usturuplu, şu aşağıdaki haber beni endişelendiriyor, biz kendi insanlarımıza afrikalısına da kürdüne de türküne de saygılı olmazsak yarın nasıl bir memlekette hangi milliyetle yaşamayı düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=237118"&gt;"Bursa'da sahipleri Mardinli diye mağaza yağmalandı. Ayvalık'ta, ataları Afrika'dan gelenler bile hedef oldu. Parti binaları taşlandı. Muğla'da tinerci adam bıçakladı, ülkücüler Doğululara saldırdı"&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazıyı yazarken çok düşündüm, düşündüm çünkü gelebilecek ve cevaplamayacağım birkaç tepki ile uğraşmak istemedim. şimdi okuyorsunuz çünkü  yazmazsam içimde kalacaktı, hem belki başka birşey okuyan başka biri başka birşey düşünürse bu beni sevindirir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5735176303949889049?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5735176303949889049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5735176303949889049' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5735176303949889049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5735176303949889049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_29.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2379358456295650919</id><published>2007-10-26T17:14:00.000+03:00</published><updated>2007-10-26T17:15:57.097+03:00</updated><title type='text'>deli</title><content type='html'>Eskiden etrafta ne kadar çok deli vardı, ananemlerin mahallesinde (anane nasıl yazılır acaba çok düzgün bir insan olsan) köşede deli ayten ile ziya otururdu mesela. Aslında ikisi de cidden deli ama garip bir şekilde kendilerine bakabiliyorlar, yemek falan yapıyor ayten, adam da kapıdan geçenlere bağırıyor, yaşayıp giderlerdi. Ziya her sene bağıra bağıra evlerini boyardı, her sene ama, tabii renkli kişilikleri boyaya da yansırdı, mor mu istersin, siyah mı, cart yeşil mi.. ayten kapısının önünü sulardı her akşamüstü, sulamak dediğim bayağı mahalleyi sel götürüyor, siz anlayın. Büyüyünce anlatmışlardı, aslında aytenin ablası çok zenginmiş ama almanyadaymış, bakkala her ay para gönderiyormuş istediklerini alsınlar diye, öyle geçiniyorlarmış yani. Tabii etraftan taş bulup kaldırımla kale yapan biz türk gençlerine de çok bağırdı ayten, taşla kovaladığı da bakidir. Hey gidi günler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum da, gerçi baktığım yerler hep fanus, etrafta eskisi kadar deli yok, deli demek ne kadar o insanların özürlerini rencide edici gelse de bana kalırsa harika birşey. delidir ne yapsa yeridir yani, deli deli kulakları küpeli, bi de missilence demişti ki deli deliyi görünce değneğini saklarmış, ahahha, valla bu kadar laf bile eskiden ne kadar çok olduklarını gösterir. Herhalde şimdi ilaçlar, hastaneler, falan kurtardık sanıyoruz o insanları, bok var ya, biz kurtulduk, şu halimize bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba ne oldu ayten ile ziyaya, merak ettim. Pek de severlerdi birbirlerini, kavga ederler ama sonra hemen barışırlardı. Deli gibi sevmek dedikleri bu olsa gerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2379358456295650919?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2379358456295650919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2379358456295650919' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2379358456295650919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2379358456295650919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/deli.html' title='deli'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-188366653792028077</id><published>2007-10-23T01:17:00.001+03:00</published><updated>2007-10-23T01:22:53.347+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>Bir kitabın 18.7 sayfası, biraz kafa karışıklığı, biraz kırgınlık, herşeyin birazından, israf olmasın çektiğimiz acılar, mutlu olmak biraz, biraz vaktimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap sayfalarını kaybetmiş, elinden annesi tutup parka götürmüş sonra, oyna demiş sen biraz burada, sonra oyuncakçıya uğrayıp sana yeni kelimeler alırız, kadın gülümsemiş ama naif, sanki başka şeyler biliyormuş gibi ya da yalnızca daha fazla şey bilenlerin verdiği gizli bir teselli, naif, bir kitabın 1.87 sayfası, ilk paragraf, son cümle, son’ra geri dönmüşler, sehpanın üzerinde öylece durmuş kitap, sayfalarının üstünde ise kayıp bir yağmur, ama naif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap bir şarkı dinlemiş bir gün, benim hiç böyle bir cümlem olmadı diye hayıflanmış, ah ne tanıdık bir yokluk, oysa sana neler anlatmak isterdim ben, bir kitabın 1.8.7 sayfası, kaç kelime sığar biraz sıkışık yazsan, biraz da sen anlatsana ne olursun, ne olursun sen, hangi kahramana benzersin isminin yalın halinde, aklın kaçıp gitmek isteyince ne yaparsın, hangi kırtasiyeden alıyorsun o noktaları, anlatsana, biraz vaktimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitabın iki tarafı denizlerle çevrili, iki deniz arasındaki en kısa yol bir virgül ve hiç anlamamış virgülün kaç gram farkı var noktadan, bir son ile devam edip kalmak bu kadar kolay olmamış hiç bir hikayesinde, bir kitabın 18’yedi sayfası, rakamla yazıyla anlamış tüm olanları, kendini kandırmaktan iki kere kapatmış sayfalarını, her yeniden başladığında bittiğinin altını çizmiş kurşun kalemle, bir sigara yakmış biraz, biraz ama, biraz vaktimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(okuduğumuzu anladık mı, anladık, gel gözlerimde dinlen. .)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-188366653792028077?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/188366653792028077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=188366653792028077' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/188366653792028077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/188366653792028077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_23.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-5932481913752568509</id><published>2007-10-21T23:36:00.000+03:00</published><updated>2007-10-21T23:59:30.399+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>bir haftadan fazla olmuş yazmayalı. bu bir hafta içerisinde çok işsel bir hafta geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi düşündüm düşündüm yazacak birşey bulamadım. sabahtan beri çalışıyorum pazar pazar, yorgunum bitkinim. ama yarın belki de öbürgün ama kesin bu iki gün içinde çok pis bir dönüş yapacağım. mim olayını anladım, eskiden sobeydi o. ona da cevap verebilirim, ne yapacağım hiç belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu sağdaki resim pek güzel oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorgunum ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-5932481913752568509?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/5932481913752568509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=5932481913752568509' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5932481913752568509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/5932481913752568509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_21.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2086073567148572040</id><published>2007-10-12T03:01:00.000+03:00</published><updated>2007-10-12T03:06:48.278+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>sanırsam bugün beynimi ciddi anlamda 15-20 dakika falan kullandım. sabah saat birde kalktım, üçte çarşıdan oyun aldım, belirli aralıklarla olmak üzere de sabah 3e kadar oynadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar. beyin yoksa ne yazmamı bekliyorsunuz okuyucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi bayramlar :-)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2086073567148572040?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2086073567148572040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2086073567148572040' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2086073567148572040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2086073567148572040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_12.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-8337384800035614053</id><published>2007-10-09T01:06:00.001+03:00</published><updated>2007-10-09T01:46:01.331+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f</title><content type='html'>Çocukluğumun yaz gecesi akşamlarında, ki o yaz günleri nedense hep rüzgarlı olur ve denize gitmek için bütün misketlerinden vazgeçebilecek kadar istekli bir sekiz yaşını kırardı, işte biz o akşamlarda kordon denilen yerden dönerken tahta bir köprüden geçerdik. O tahta köprünün kollarında elimi sürüyerek yürürken içimde hep bir korku olurdu, kıymık batarsa diye; yıllarca insanları taşımış eski bir köprünün hazin intikamı ya da istemeyerek canını acıtması birisinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin çok sonra anlayacaktım ki bazı korkulardan kaçmamak daha bir zevkli, daha bir maceraperest ve şimdi farkediyorum ki çocuk olmak bu yaşta böyle birşey demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise günler birbiri ardına, birbirine benzeyerek geçip gidiyor. Geçmek, gitmek hep sevdiğimiz eylül fiilleri, eylül sarı yapraklarını bırakıp gitmiş, ben bir şehirden diğerine sürüklenmişim, yerde yapraklar görmüşüm başka hayatların kentinde, başka bir şair yazamadığım şiirleri yazmış aynı saatin gecesinde, saatim en olmayacak yerde durmuş, durup sana bakakalmışım birkaç saniye, dakika, altmış, oniki, gün ve bir mevsim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gençliğimizin fii tarihinde siyah bir tişört üstüne kaban geçirip yürürdüm, tek başıma, o vakitler asi ruhumuz severdi böyle şeyleri, yürü yürü yürümek, aklımda biniki düşünce, aklıma senin eskizin düşünce, aklımı yerlerden toplayarak yürürdüm, belki de sol ayağımın iki metrede acıması şimdi ondan, kim bilir, sana sorsam sen bilir misin, sen anlatabilir misin bana gizli tarihimin hafife alınabilecek mısralarını, hafif ağır tüy siklet bir geçmiş, geçmiş mi geçip gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir paragraf daha var yazılması gereken, sonuna koyulacak noktalar, hani bazen birşey olur ya sizin hayatınızda da olan, hani yazsam buraya vay be ne çok benziyor diyeceğiniz, bir paragraf daha var, onüçdört kelimelik birşeyler, onüç yaşınıza ait dörtlü birşeyler, sizin de başınıza gelivermiş birşeyler, gelir ya öyle şeyler insanın başına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir&lt;br /&gt;Geçer&lt;br /&gt;Gider.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-8337384800035614053?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/8337384800035614053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=8337384800035614053' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8337384800035614053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/8337384800035614053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_09.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4249945751194779323</id><published>2007-10-08T00:48:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T02:05:52.464+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scooters in vacation of fall'/><title type='text'>f</title><content type='html'>&lt;div&gt;pek adetim değildir ama güzel bir yazı gördüm, en azından ilk defa bir camia denirse blogger camiasında ucundan da olsa politik birşeyler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://tugceozsoy.blogspot.com/2007/10/sevimli-bir-post-deildir-kendimi-iine.html"&gt;http://tugceozsoy.blogspot.com/2007/10/sevimli-bir-post-deildir-kendimi-iine.html&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;başka başka şeyler yazacaktım ama bu yazıya bir sayfa yorum yazınca pek kelimem kalmadı. şunu diyeceğim, kendi kardeşim de başta olmak üzere bütün gençlere aslında, nihayetinde 27'sinden gün alıyorum, bu kadar diyebilirim herhalde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;okuyun, ne bulursanız okuyun, ayırt etmeden okuyun, bir değil birden fazla gazete okuyun, tarih kitapları okuyun, politika okuyun, ama okuyun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu msn, facebook, internet, kızlar, erkekler, çıkmalar, aşklar, dedikodular, televizyon güzel şeyler, çok da güzel vakit öldürtür adama, ama suyu çıkıyor bakıyorum, kaptırmış giden bir güruh var. pek de hayırlı bir gidiş değil bu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;nacizane bir tavsiye olsun bu. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4249945751194779323?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4249945751194779323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4249945751194779323' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4249945751194779323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4249945751194779323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f_08.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2149261276758287521</id><published>2007-10-06T17:52:00.000+03:00</published><updated>2007-10-06T17:57:29.234+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koyar gecerim hasancım'/><title type='text'>f1</title><content type='html'>Tanımadığım bir şehrin köşebaşında birşeyler içiyorum, tek başımayım, bahçesi olan barımsı birşey düşünün, kapının hemen girişinde masamsı şeyin taburesine beni koyun, bir de elime bira verin, uzaktan bakın şimdi, oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi tane garson kız var, sağa sola koşuyor, her seferinde düşürecek kadar bardağı alıyor ama hiçbir seferinde düşürmüyor, fakat pek de gülümserek, kimi insanlarda olur ya ister istemez gülümserler, bu kız da onlardan, şeker birşey yani. Sigara da içiyormuş, bir ara boşluk buldu hemen yaktı, yaktı ama içirmediler, birisi bardan çağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte o saniyede entrasan birşey oldu. Kız sigarasını kocaman bir saksının üstüne kültablası gibi bıraktı, içeri gitti, geri gelip kaldığı yerden devam etti. Bu çok entrasan birşey değil ama dünyanın başka bir kentinde, patenti tamamen bana ait gibi gelen bu hareketi, sıradan bir şeymiş gibi yapan başka birisini görmek garibime geldi, mağazaların vitrinine elimde sigara ile bakarken içeriye girmem gerektiğinde sigaramı kaldırımın usturuplu bir yerine bıraktığımı görse garson kız da şaşırırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu hareketi yapan on kişi daha çıkarsa biz garson kızla beraber şaşırırız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anı bu, zaten anı olsun diye yaşadım, garip ama, kıza çaktırmadım tabii.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2149261276758287521?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2149261276758287521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2149261276758287521' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2149261276758287521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2149261276758287521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f1.html' title='f1'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4953388272150319042</id><published>2007-10-02T00:45:00.000+03:00</published><updated>2007-10-02T01:09:40.079+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='.dan dan dan'/><title type='text'>f-sağ sol</title><content type='html'>dün gece bu camiadaki ünlü blogger arkadaşlardan birine sinsice senin günde kaç unique visitor'un var diye sordum, çok karizmatik olduğum için ben bööle visitor falan bakmam, beni sevmeyeni ben hiç sevmem gibi bir durum, o yüzden sinsice sordum. bana dediği rakamın kabaca ve nazikçe benim 5 katım olduğunu farkedince çaktırmadım ama dedim ki vay annem vay, yaz babam yaz, bi müslüman okumasın. bu duruma içlendiğimi düşünen bayan blogger arkadaş teselli ikramiyesi olarak bana dedi ki: " senin kemikleşmiş bir kadın okuyucu kitlen var"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu şimdi neresinden bakarsan bak entrasan bir durum. kendimi on saniye boyunca tiksindiğim tunakermitçi gibi hissettim, bir on saniye duvara baktım, bir on saniye durum değerlendirmesi yaptım ve dedim ki ne bekliyordun coni, sonuç 22.4 litre. yazarsan öyle kuşlar, ağaçlar, olacağı budur. zaten bu kemikleşmiş kelimesi başlı başına bir cümle, düşündüm, bildiğim birkaç tane arkadaş var böyle yakından takip eden ama diğerleriyle istatistiklerden "no referring link" olarak tanışıyoruz, beni de onlar var etti, hepsi benim evladım, hiç birini birinden ayıramam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi güzel de, beni erkek adam hiç mi okumaz, romantik prens olma yolunda ciddi adımlarla ilerliyorsam bunu ben de bileyim, melankolik kızlar dışında giren bayanlar da başka blog mu yok, ne gireceğim bir daha diyorsa ben ne yaparım daniel?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türbülansa girmiş bir uçakta topkekini bekleyen yolcu gibiyim, göz kırpıkı efektiyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4953388272150319042?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4953388272150319042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4953388272150319042' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4953388272150319042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4953388272150319042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f-sa-sol.html' title='f-sağ sol'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-6172027902900928215</id><published>2007-10-01T00:33:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T00:59:04.780+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f</title><content type='html'>Senin gözlerinde bir cinayet var bebeğim. Bir aşkı öldürmenin sessiz sakinliği, tüm deliller saklanmış halının altına, mevsimlerden deniz seçilmiş fon olarak, kendine kısa bir not bırakmışsın, aynanın üzerine, kendine en fazla baktığın yere, “masumsun” yazmışsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin ellerinde kayıp bir şehir var bebeğim. Sokakları elinle koymuş gibi buluyorsun, harita metot defterine çizmişsin dersin arasında, taş bir evin önünden geçiyorsun biraz üzgün, saklı mektuplar asıyor balkona kadınlar, balığa kenar bir iskele kondurmuşsun, onlara bakıyorsun gülümseyerek, yürüyorsun, ellerin beyaz, ellerini tuttuğum vakitler mazi, aklına geliyorsun kendimizin, gitmesen, oysa o şehir daha güzel, kaybolmak sıkı bir macera filmi, anlıyoruz, anlıyorum, bir şehir, ellerin, ellerinle çizmişsin, gitmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin saçlarında benim ellerim var bebeğim. Yeni uyanmışsın daha, yastık muzdarip, yastığa kokun sinmiş belli ki, habersizsin, saçına bir toka arıyorsun komidinin üstünde, bir filmin ilk sahnesi gibi geliyorsun aklıma, yavaş bir şarkı eşliğinde mutfağa yürüyorsun, saçların dağınık, tokan cebimde kalmış çünkü, cebimdeki üç beş kuruşun ortalaması ile ikimizi almışım iki kere, biri bana, biri kuşların, kalanıyla sana bir toka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin mecburiyetin bir yağmur  bebeğim. İki nokta arasındaki en kısa mesafede gidip geliyorsun, ne yapacağını bilemezken kendine haddini bildiriyorsun; oysa, bir yağmur temize çekecek bütün sevdiğin aşk şiirlerini, bir yağmurda ıslanmayacaksın sen, kaçacaksın, kaçtıkça peşinden gelecek eylül, başına koyduğun son’ların intikamı alınacak senden, böyle olsun istemeyeceğim içimden, mevzu bahis sen olunca ikiye sıfır veren tüm bahisleri kazanacağım, istemeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yağmur, beklediğin bir yağmur akıp gidecek içinden ve gözlerin bir cinayete tanık, ve ellerine bakamayacaksın kederinden, ve saçların sana kızacak benden fazla, ve bir yağmur seni benden alacak, biliyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-6172027902900928215?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/6172027902900928215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=6172027902900928215' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6172027902900928215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/6172027902900928215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/10/f.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-2110442767933233967</id><published>2007-09-27T22:00:00.000+03:00</published><updated>2007-09-27T22:01:39.780+03:00</updated><title type='text'>f</title><content type='html'>lan top ercü, sana milyonların huzurunda sesleniyorum, unuttun buraları, napıyorsun bi haber et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinden öpüyorum seni top seni..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-2110442767933233967?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/2110442767933233967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=2110442767933233967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2110442767933233967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/2110442767933233967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/f_27.html' title='f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4561579966477408315</id><published>2007-09-27T00:02:00.000+03:00</published><updated>2007-09-27T00:17:41.730+03:00</updated><title type='text'>f0f</title><content type='html'>çok değerli okuyucu, dün benim doğumgünümdü, lan hasan çok garip, yüz kişi aradı mesaj falan attı, abarttım, ama beni bu kadar insan aramaz normalde, sallamam çünkü ben doğumgünü falan. bi garip sevindirik oldum, hadi sana itiraf da edeyim. zaten giderekten toplumcu sevecen bir insan oluvericem gibime geliyor, herşeyin hayırlısı, artık 27 yaşımdan gün alıyorum, aldım verdim bi boka bazen benziyorsun hayat. ya hasan işte böyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra eski patronumuzun yeni bebeğini görmeye gittik, 10 günlük bişey, mintrik, el kadar, biraz hallice, esniyor, görsen pek bir birşey, bilemedim, çok güzel birşey ama. insanın çocuk yapası geliyor. benim çocuğum olsa öyle herkesin kucağına falan vermem, öptürmem, oynatmam, gitsin kendileri de yapsın, bir yerine birşey olur diye korkarım. işe falan da gidemem lakin öğrendim ki şirketler yalnızca üç gün izin veriyormuş babalara, ayıp be..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar, başka da birşey olmadı zati, daha ne olsun, birgünde bu kadar olay, yaşlandım ben. olmaz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4561579966477408315?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4561579966477408315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4561579966477408315' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4561579966477408315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4561579966477408315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/f0f.html' title='f0f'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-4882783164940326125</id><published>2007-09-24T01:41:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T01:57:27.431+03:00</updated><title type='text'>f-</title><content type='html'>evin içerisinde uçuşan birşey var, kelebek desen değil, koza, güve gibi bir sürü isim de denedim ama bulamadım, belki içlerinden c şıkkı, bilinmez. yine de kelebek diyeceğim, böylesi hepimiz için daha güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün gece, okuduğum gazeteden başımı kaldırdıkça düşündüm ki bir kelebek ne yer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani beslesek, bizim evimizin kelebeği olsa, umursamaz umursamaz uçsa öyle, televizyonun önünden geçse, sehpanın üzerinde durup soluklansa biraz, duvarda asılı durup nasıl durduğuna kendi bile şaşırsa. bi isim taksak sonra ona, çağırınca öbür odadan gelse, fazla yüz vermeden bi gösterip kendini işinin başına geri dönse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bigün yavruları olsa, aile olsalar yani en afillisinden, torunlarımız gibi. arada bir balkondan çıkıp gezmeye gitseler, geri dönseler ama sonra, geleceklerini bildiğimiz için kapıları kapatmasak biz de. komşuları da bize gelseler, eee daha daha nasılsınız deseler birbirlerine, eee siz nasılsınız, havalar da pek soğudu, nasıl geçecek bu kış bilemiyoruz, hayırlısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi okullara gönderseler çocuklarını, gelip bana danışsa hangisini seçelim diye, devlet okulu mu özel mi diye tartışsak, o kadar para verilir mi yahu, verilir desem, çocuklar önemlidir, gerekirse ben veririm. uçsa gitse yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fotoğraf çektirsek gülümseyerek, bir çerçevenin içinde yer alsak uzunca yıllar, tatile giderken ev size emanet desem, nasıl olsa artık yabancı değiliz. olmayan çiçeklerimizi sulasalar, missilence onlara da yemek yapsa arada..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi de, bütün gece düşündüm, bir kelebek ne yer ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-4882783164940326125?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/4882783164940326125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=4882783164940326125' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4882783164940326125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/4882783164940326125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/f_24.html' title='f-'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-1766660592642465949</id><published>2007-09-21T00:48:00.000+03:00</published><updated>2007-09-21T02:05:29.223+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f-s</title><content type='html'>her yazının başına bir f, her kelimenin içine bir z veriyoruz tenzilattan. üç tane alana bir kelime bedava, zararına satıyoruz paragrafları, bir hikayeye bir masal, bir masala destansı bir aşk. gel vatandaş, batan güneşin malları bunlar, eylülün soğukcana akşamüstünde usul usul, kimseye çaktırmadan; çekim ekleri 3 kuruş, yapım ekleri altıdan gidiyor bu aralar, iyelik eklerimizi bir kişi toptan satın aldı, maalesef yardımcı olamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bire kadar oturana 12'e kadar uyumak standart donanım bizde, çeyrek kalaları yuvarlıyoruz tam saatlere, 5 dakika geç kalanlara genel af, birisini severken saniyelerin hesabını yapanlara rolexler 97 taksit, birisini sevemeyenlerden nakit alıyoruz hayatlarını, trink para. veresiye bile yazarız kıymetini bilenlere vaktin. vakit yarım yamalak, vakit içinde 12 geçen bir saat, vakit şık durmuyor takvimler içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;divanlarda uyuyakalanların üstünü örtüyoruz itinayla, çok kişiyseniz resminizi çekiyoruz bir kişi açıkta kalmasın diye, özel anlarınıza en uygun müzikleri buluyoruz geniş arşivimizden, neşeli, pop, caz, alaturka. 2919'a bir mesaj atarsanız falınıza bile bakarız, üç vakte kadar iyi bir havadis, 2 kere 2 ne yapsanız bir eder, sıfırlarınız doktordan satılık, temiz, pazarlık payı var, bekleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maksat ayağınız alışsın, hizmet için buradayız biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-1766660592642465949?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/1766660592642465949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=1766660592642465949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1766660592642465949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/1766660592642465949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/f-s.html' title='f-s'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-990051372897469103</id><published>2007-09-20T00:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-20T01:24:36.507+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='general motors'/><title type='text'>f*a</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/RvGZ-JdVkAI/AAAAAAAAADA/uEw-VlJe4DA/s1600-h/DSC02858.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112036345012129794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="188" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/RvGZ-JdVkAI/AAAAAAAAADA/uEw-VlJe4DA/s400/DSC02858.JPG" width="262" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; yer bir bankanın hemen girişi, sağ tarafta müşteri yetkililerinden bir demet kadın, karşısında oturan ben. yüzde düşük bir faizle ihtiyaç kredisi alacağım, çok ihtiyacım var. bir şeyler soruyorum, kadın da cevap veriyor oysa kadın sormuyor ki kardeşim sen ne yapıyorsun dünyanın parasını kazanıp nasıl battın böyle, nezaketen sormuyor, yer bir bankanın hemen girişi olduğu için bankalar böyle absürd sorular sormuyor, mutlu musun diye de sormuyor mesela, onun gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam o sırada tam karşıda duran bir adam farkediyorum; güvenlik görevlisi, 45-50 yaşlarında, gözlüklü, beyaz saçlı, bir boyu uzun masamsı şeyin arkasında. kadın bir şeyler daha soruyor, cevaplar taklidi yapıp adamı düşünüyorum, benim iki katı yaşımda aldığı maaşı, bakmak zorunda olduğu insanları, canı sıkılıyor mudur acaba bütün gün. adam masamsı şeyinin yanında duran telefonun tozunu alıyor, başka yapabileceği bir şey yok çünkü, üzülüyorum çok haddimeymiş gibi. bir an hırsız olup hayatının bir gününe heyecan katayım istiyorum, zaten fakirim, ama vazgeçiyorum, ikimizin iyiliği için. şimdi ona benim hikayemi anlatsanız, neden o bankada olduğumu, anlamaz, kızar bana, anlatmayın.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;diyeceğim şu ki, sahip olduğum şeylerin pek kıymetini bilmiyorum, sana söylüyorum kızım, sen  anla ey genç nesil. şansla mı doğdum, aklımı mı kullandım, iyi okullarda eğitim mi aldım, manası yok. herşey para mıdır, ne kadar kazandığın ne harcadığın mıdır, değil tabii ki, bu yazının bir anafikri var mıdır, yok, adam mutlu mudur, bankacı soramadı ben sorayım, muhtemelen benden daha fazla. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;gökten on elma düşse, aynı yere bakan bir kişi anlayacaktır bu mısralardan bir şey. nedense yazmak istedim, nedense içimde bir yer o adam için üzülüverdi birazcık, belki de ondan. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-990051372897469103?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/990051372897469103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=990051372897469103' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/990051372897469103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/990051372897469103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/fa.html' title='f*a'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PutY26ukJb4/RvGZ-JdVkAI/AAAAAAAAADA/uEw-VlJe4DA/s72-c/DSC02858.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-3387679825343632331</id><published>2007-09-16T22:56:00.000+03:00</published><updated>2007-09-17T00:56:52.895+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musea'/><title type='text'>f*y</title><content type='html'>isveçli bir indie müzik grubunun babasının sözünü dinlemeyen asi solisti olmayı düşünüyorum, bundan sonraki hayatımda kimsenin ne işe yaradığını anlayamadığı bir adam olarak; saksıda yaşamak, gündüzlerimi aylak, gecelerimi part-time sarhoş geçirmek istiyorum. dakika on ikide sağdan gelen bir ortaya gelişine bir vuruşla ağlara gitmek niyetindeyim, yanlış alınmış aslında pek de üzerinde kafa yorulmamış bir kararın kurbanı gibi hissedeceğim bundan böyle, ikilemelerin orta yerinde geçen alakasız bir kelime gibi davranıp yadırgamayacağım kendimi, istisnaların kaideyi bozduğu bir ilişkinin ayrılık anı taklidini yapacağım, çok ciddi olacağım, biraz üzüntülü, biraz bipolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geri döndüğümde beni hayal meyal hatırlamanı rica ederim. çünkü kendimle masaya oturup masaya yumruğumu vuracağım, elim acıyacak, acısın, cillop gibi olacağım, randevusuna hep çeyrek saat geç kalanların kısa bir pişmanlığından üç yıl hapiste kalacağım, cezamı çekip çıkacağım, çıkıp bir silah bulacağım biryerlerden, önce sağımı sonra solumu sonra tekrar sağımı vuracağım, etrafta ne kadar ben varsa hepsine seni soracağım, resmin cüzdanımda olacak, peşinde olacağım anlayacağın, kendimi kaybettiğim yerde seni sora sora ikimizi bulacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kitabın on üçüncü sayfasında zarfmışım gibi yapacağım, yüklemden sonra gireceğim salona, türlü sıfatlarımdan kurtulacağım, yazarımın adını beyaz lambaların altında itiraf etmeyeceğim, sigara olup yanıp sönüp duracağım, mi ile fa arasında bir yerde sol çilingiri, solcu bir pankartın tam ortasında, yeni bir defterin boş sayfasında, bir uçurtmanın ipinde, baharın son kısmında, eylülün yağmuru, sehpanın üstünde, öylece duracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylece duracağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-3387679825343632331?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/3387679825343632331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=3387679825343632331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3387679825343632331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/3387679825343632331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/fy.html' title='f*y'/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12381379.post-7657916773825076322</id><published>2007-09-15T20:27:00.000+03:00</published><updated>2007-09-15T20:28:53.339+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;şu&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; &lt;span style="font-size:180%;"&gt;de'leri ve da'ları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; ayrı yazın gözünüzü seveyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;virgülleri de adam gibi yerlere koyun&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;sinir etmeyin adamı, hadi canlarım&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12381379-7657916773825076322?l=silenzio.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://silenzio.blogspot.com/feeds/7657916773825076322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12381379&amp;postID=7657916773825076322' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7657916773825076322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12381379/posts/default/7657916773825076322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://silenzio.blogspot.com/2007/09/u-deleri-ve-dalar-ayr-yazn-gznz-seveyim.html' title=''/><author><name>silenzio</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08380958087561532515</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://static.flickr.com/10/13516474_2114c67ee4_o.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry></feed>
